Bu köyde güzelı bir kız yaşadı.A pretty girl lived in that village.
Köyde kimse yok gibi görünüyordu.It seemed that no one was in the village.
Tom küçük bir köyde yaşar.Tom lives in a small village.
Onlar ormana yakın bir köyde yaşıyorlardı.They lived in a village close to a forest.
Okulumuz bu köyde.Our school is in this village.
O, köyde hayatta kalan tek kişi.He's the only survivor in the village.
Onlar aynı köyden geliyorlar.They come from the same village.
Bu köyde bir perili ev var mı?Is there a haunted house in this village?
Bu köyde kaç okul var?How many schools are there in this village?
Köydeki çocuklar bana güldü.The boys in the village laughed at me.
O bizim köyden.He is from our village.
Şehirde bir köpek olmak küçük bir köyde bir insan olmaktan iyidir.Better to be a dog in a city than a man in a hamlet.
Köyde bir inek var.There is a cow in the village.
Köyde kaç inek var?How many cows are there in the village?
Köyde iki inek var.There are two cows in the village.
Tom köyde bisikletini sürdü.Tom rode his bicycle through the village.
Tom derin dağlarda izole bir köyde büyüdü.Tom grew up in an isolated village deep in the mountains.
Bu küçücük köyde elli tane aile yaşar.Fifty families live in this tiny village.
Bu küçücük köyde elli aile yaşıyor.Fifty families live in this tiny village.
Tom'un annesi bu köyde yaşıyor.Tom's mother lives in this village.
Tom küçük bir köyde büyüdü.Tom was raised in a small village.
Bu küçük köyde huzur buldum.I found peace in this little village.
Köydeki okulumuzda hiç Almanca öğretmeni yoktu.In our village school, there was no German language instructor.
O, Tahran yakınlarındaki bir köyde doğdu.He was born in a village near Teheran.
Köydeki herkes ona Yeşil Başlıklı Kız diyordu.Everyone in the village called her Little Green Riding Hood.
Küresel bir köyde yaşıyoruz.We live in a global village.
Bu köyde birçok mandıra var mı?Are there many cowsheds in this village?
Bu köyde birçok ahır var mı?Are there many cowsheds in this village?
Evim bir köydedir.My house is in a village.
En büyük ağabeyim küçük bir köyde yaşamaktadır.My oldest brother lives in a small village.
Ev köydedir.The house is in the village.
Vasilissa bütün köydeki en harika güzellikti.Vasilissa was the greatest beauty in the whole village.
Wolfgang Almanya'da küçük bir köyde bir fırıncı.Wolfgang is a baker in a small village in Germany.
Ömrü hayatını köyde geçirdi.He has spent all his born days in the village.
Türkiye'nin güneyinde küçük bir köyde doğdu.He was born in a small village in the south of Turkey.
Ben küçük bir köyde yaşarım.I live in a small village.
Bu köydeki insanların şebeke suyu yok.People in this village have no running water.
O eski köyde asla hiçbir şey olmaz.Nothing ever happens in that old village.
Köyden okumak için ayrıldı.He left the village in order to study.
Bir zamanlar yaşlı bir adam ve karısı küçük bir köyde birlikte yaşarmış.Once upon a time an old man and his wife lived together in a little village.
Biz bu köyde yaşayıp Kadazan dilini öğrenmek istiyoruz.We would like to live in this village and study the Kadazan language.
Bu kahrolası köyde yaşayan köylülerin çoğu cahildir.Most of the peasants living in this godforsaken village are illiterate.
Bu kasvetli köyde yaşayan köylülerin çoğu cahildir.Most of the peasants living in this godforsaken village are illiterate.
Bu kahrolası köyde yaşayan köylülerin çoğunluğu ne okuyabiliyor ne de yazabiliyor.The majority of the peasants living in this godforsaken village cannot read nor write.
Bu kasvetli köyde yaşayan köylülerin çoğunluğu ne okuyabiliyor ne de yazabiliyor.The majority of the peasants living in this godforsaken village cannot read nor write.
Araba uzak bir köyde bozuldu.The car broke down in some remote village.
Ben bir köyden geliyorum.I come from a village.
Hayalim bir köyde huzur içinde yaşamaktır.My dream is to live peacefully in a village.
İhtiyar heyeti onu köyden kovmaya karar verdi.The elders decided to expel him from the village.
Tom benimle aynı köyden.Tom is from the same village that I'm from.
Yakında köydeki hayata alışacaksınız.You'll soon get used to life in the village.
Bir bir şehirde yaşıyorum, ancak ailem bir köyde yaşıyordu.I live in a city, but my parents lived in a village.
Köyde başka doktor olmadığı için veterineri aradılar.They called the vet, since there was no other doctor in the village.
Tom sakin küçük bir köyde yaşıyor.Tom lives in a quiet little village.
Bu köyden nefret ediyorum.I hate this village.
Bu köyde yapacak bir şey yok.There's nothing to do in this village.
Köyde masaları dışarıda olan bir kafe vardı.There was a cafe in the village, with tables outside.
Buradan çok uzak olmayan küçük bir köyde büyüdüm.I grew up in a small village not too far from here.
Köydeki herkes piknikte olmayı planlıyor.Everyone in the village plans to be at the picnic.
Kasaba köyden yaklaşık on beş kilometre uzaklıktadır.The town is nearly fifteen kilometres from the village.