kötüye ile cümle
kötüye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çalışma Malfoy’un Hermione’yi Bulanık (Muggle aileden gelen) şeklinde çağırmasıyla kötüye gider.Malfoy đã nhục mạ Hermione bằng cách gọi cô bé là "Máu bùn".
Durum kötüye gidiyordu.状況は最悪だった。
Finger adındaki kötüye kullanılan bu program Unix üzerinden bir servisti.攻撃対象のプログラムはUNIXのサービスであるfingerであった。
Bugüne kadar yalnız bir Amerikan Başkanı görevi kötüye kullanmakla suçlanmıştır.現在までのアメリカ合衆国の州知事で唯一就任中に暗殺された者となっている。
Ancak her şey daha kötüye gider.事態は悪くなるばかりだ。
Görevi kötüye kullanmak.任務には真剣。
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.真冬に興味をもち一緒にいることが増えた。
Ama durum yine kötüye gitmeye başladı.しかしすぐに状況は再び悪化してしまう。
Sistem ilk başta iyi işliyordu, fakat hemen sonra görevi kötüye kullanmalar ortaya çıkmıştır.彼は最初は上手くやりましたが、次第に疲れてしまいました。
1970'lerin sonunda bu durum daha da kötüye gitti.しかし1970年代にはこうした状況は失われていった。
Kayda değer kilo kayıpları kötüye işarettir.カッコ付きの数値は損失を表す。
Ancak her şey daha kötüye gider.它只会变得更糟。
Bu nedenle muhalif grupların çatışmasının daha da kötüye gitmesi muhtemeldir.否則,共產黨的日子將更難過。
Böylece durumlar 1991'in başlarında kötüye gitmeye başladı.然而這樣的情況到2001年初卻有了惡化。
Kendisinin bu gücü kötüye kullanması bölgede tedirginlik yaşanmasına sebep olmuştur.他在这次动乱中显然赢得了力量。
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.到了冬天,兼通的病更重了。
Savaş Masseria için kötüye gidiyordu, ve Luciano savaş sürerken taraf değiştirmek için bir fırsat buldu.這場戰爭對馬塞里亞而言一直很糟糕,盧西安諾則看到了改變效忠的機會。
1970'lerin sonunda bu durum daha da kötüye gitti.1970년대에도 이러한 상황은 나아지지 않았다.
"1:15 Kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin."눈이 먼 사람 앞에 걸려 넘어질 것을 놓아서는 안된다"(레 19:14).
Hakkın kötüye kullanılmasını hukuk korumaz.담덕에 의해 모용운이 옹립되었다는 것은 사실이 아니다.
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.봄이 가고 또 겨울이 왔다.
Fakat bu etkisini hiçbir zaman kötüye kullanmamıştır.그러나, 그러한 효과가 언제나 부정적이지만은 않다.
Kendisinin bu gücü kötüye kullanması bölgede tedirginlik yaşanmasına sebep olmuştur.그 힘이 원인으로 주위로부터도 기분 나빠해지고 있다.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.그의 건강은 많이 악화된다.
Babasının sağlığı kötüye gitmeye başlayınca Will ve eşi Josephine, Alabama'ya dönerler.כאשר בריאותו של אביו מתדרדרת עקב מחלת הסרטן, וויל וג'וזפין ההרה חוזרים לביקור בעיר הולדתו באלבמה.
Görevi kötüye kullanmak.לעבוד על המשימה.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.בתקופה הזאת מצב בריאותה הידרדר.
Eritre ve Etiyopya arasındaki savaş 1970'lerde daha da kötüye gidince Yahudilerin dış göçü hızlandı.לאחר תבוסת צרפת ב-1940 וביסוס משטר וישי, החמיר מצב היהודים.
Ancak her şey daha kötüye gider.אתה רק תעשה את זה יותר גרוע.
Bu nedenle 1908 yılında sağlığı kötüye gitmeye başladı.בשנת 1988, בריאותו החלה להתדרדר.
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.הוא נבלם עם בוא הימים הקרים של החורף.
Ömer bu işi görevlerini kötüye kullanan eyalet valilerine bir misal teşkil etmesi için uygulamıştı.בתוקף תפקידו הודיע על כוונתו לחוקק חוק שיבטיח מקומות עבודה מתאימים לנכים.
Kariyerinin kötüye gidişinin ardından Hepburn, kendi geri dönüş aracını yaratmak üzere harekete geçti.След този спад в кариерата си, Хепбърн предприема действия, за да създаде свой собствен метод за завръщане.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.По време на перименопаузата симптомите често се влошават, преди да намалее тежкият им характер.
Randevular ilerledikçe randevular en mükemmelden en kötüye dönüşmeye başlar.Когато нещата се объркат, наяве излизат най-лошите му страни.
Selevkos'tan yelkenliyle yola çıktıktan sonra imparatorun sağlığı daha da kötüye gitmeye başladı.Макар и да се спасява от заговорите за трона, здравето на императора се влошава.
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.Нещата ставали доста лоши когато настъпвала зимата.
Ancak her şey daha kötüye gider.Въобще всичко отиваше от лошо на по-лошо.
Kötüye kullanılan bilim insanlığın geleceğini tehdit ediyor.Засягат се моралните проблеми на информационното общество, заплашващо да унищожи човешкото у хората.
Bu nedenle 1908 yılında sağlığı kötüye gitmeye başladı.Krajem rujna 1908. godine naglo je počeo slabiti.
"Geçici Meclis"teki otoritesini kötüye kullanma suçuyla itham edildi.Hrozilo mu stíhanie pre zneužitie právomoci verejného činiteľa.
Bununla birlikte, Kabil'deki İngiliz birliklerinin ve Şuca'nın durumu hızla kötüye gitti.Avšak vzťahy medzi britskou armádou a katolíkmi rýchlo ochladli.
Bunlar genellikle geceleri daha kötüye gider.Toto prebieha zvyčajne v noci.
Kayda değer kilo kayıpları kötüye işarettir.Znatna izguba teže je slab znak.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.V tem času se je njegovo zdravje začeloi slabšati.
Bu arada Alesia kentinde yaşam koşulları günden güne daha da kötüye gidiyordu.Položaj v mestu je bil kljub temu vsak dan hujši.
Bu nedenle 1908 yılında sağlığı kötüye gitmeye başladı.V osemdesetih letih 20. stoletja se je njegovo zdravje očitno poslabšalo.
1970'lerin sonunda bu durum daha da kötüye gitti.Stanje se ji je dramatično poslabšalo v začetku 1970. let.
1312'de işler kötüye gitmeye başlar.Leta 610 je začelo prihajati do nemirov.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Jo sveikata šiuo metu prastėjo.
Hakkın kötüye kullanılmasını hukuk korumaz.Draudžiama piktnaudžiauti savo teise.
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.Klimatas ją taip pat šokiravo, kadangi ji atvyko vidurį žiemos.
Kötüye kullanılan bilim insanlığın geleceğini tehdit ediyor.Jis buvo susirūpinęs, kad mokslinis mąstymas sunaikino žmogiškąją patirtį.
Durum kötüye gidiyordu.Situacija darėsi įtempta.
Kayda değer kilo kayıpları kötüye işarettir.Piniginė žalos išraiška yra nuostoliai.
2 Şubat 1876'da ressamın babasının tüberkülozdan ölmesiyle ailenin maddi durumu daha da kötüye gitti.Isa suri tuberkuloosi 2. veebruaril 1876, mis pani pere raskesse majanduslikku olukorda.
Ancak her şey daha kötüye gider.Aga asi on hullem.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Tema tervis oli siis juba väga halb.
1998 ve 1999 yıllarında Komisyon kötüye kullanımıyasaklayan bir düzine karar almıştır.Negli ultimi due anni (1998-1999) la Commissione ha adottato una decina di decisioni di divieto.
1998 ve 1999 yıllarında Komisyon kötüye kullanımıyasaklayan bir düzine karar almıştır.Nos últimos dois anos(1998-1999), a Comissão adoptou uma dezena de decisões de proibição.