kötüye ile cümle
kötüye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1885 yılında baba Denikin’in ölümünden sonra ailenin durumu daha da kötüye gider.Rodina žila v chudobě a po smrti Antonova otce v roce 1885 se celá situace ještě zhoršila.
Tikiuosi, kad mano sveikata neblogės. : Umarım sağlığım kötüye gitmeyecektir.Těžce nemocný masér Mikuláš: Štěstí bych za zdraví neměnil. iDNES.cz .
Bunu seyirciye belli etmez ancak durumu kötüye gider.Pronese svou větu, ale publiku se zdá již nudná.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.Během perimenopauzy se velmi často symptomy zhorší a pak jejich závažnost klesá.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Jeho zdraví se pak zhoršovalo.
Bu nedenle 1908 yılında sağlığı kötüye gitmeye başladı.În 1908, acesta a început să devină mai sihastru, iar starea sa de sănătate se deteriorase.
Bunun sonrasında, Japonya- Qing Hanedanlığı ve Japonya- Kore arasındaki ilişkiler kötüye gitmiştir.Ca atare, relațiile dintre Kadlec și români s-au agravat.
Burada delilik geçirerek, günden güne kötüye giderek altı ay içinde ölür.Persoana infectată moare în termen de la șase luni la un an.
Ancak her şey daha kötüye gider.Dar mi-a fost tot mai rău.
Bu nedenle muhalif grupların çatışmasının daha da kötüye gitmesi muhtemeldir.Deosebit de îngrijorătoare a fost creșterea atacurilor de suicid.
Ama durum yine kötüye gitmeye başladı.Cu toate acestea situația a continuat să se deterioreze.
Mart 2001'de Miloşeviç, iktidarı kötüye kullanmak ve yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklandı.Litvinenko a fost arestat în martie 1999 sub acuzația de a-și fi depășit atribuțiile.
Falcılar bunu kötüye yorarak doğacak çocuğun bütün şehri yıkımına sebep olacağını söylemişler.Prezicătorii i l-au tălmăcit spunându-i ca fiul care avea să-l nască va atrage ruina cetății sale.
Biz düzeni kötüye kullanmıyoruz.Noi nu abuzăm de sistem.
Ancak her şey daha kötüye gider.Azután minden még rosszabb lesz.
Görevi kötüye kullanmak.Kötelességének végzése.
Ve bu benim tüketim ve kötüye kullanımla olan ilişkim."És ez a kapcsolatom a fogyasztással és az alkoholizmussal.”
Çok şey bilir ama kötüye kullanır.Sok dologért rajong, de nagyon feledékeny.
Babasının sağlığı kötüye gitmeye başlayınca Will ve eşi Josephine, Alabama'ya dönerler.Kun isän terveys alkaa sitten heiketä, Will ja raskaana oleva Joséphine palaavat takaisin Alabamaan.
Mart 2001'de Milošević, iktidarı kötüye kullanmak ve yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklandı.Milošević pidätettiin 1. huhtikuuta 2001 syytettynä vallan väärinkäytöstä ja korruptiosta.
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.Armeijan tilanne oli talven tullessa käymässä yhä hankalammaksi.
Bazı kişilerde hayal kırıklığı daha kötüye giderek depresyona dönüşebilir.Joskus tylsyyden syvennyttyä ihmistä voi alkaa masentaa.
Para basma yetkisini kötüye kullandı.Rahapajan johtaja teki väärää rahaa.
Barış görüşmeleri devam etmeyince, bölgedeki durum da kötüye gitmeye başladı.Epäonnistuneiden rauhanneuvottelujen jälkeen jännitys alueella alkoi lisääntyä uudelleen.
Durum daha fazla kotuye gitmeden Abdurrahman'in bir karar almasi gerekmekteydi.Tällöin Abdul Rahmania ei olisi tarvinnut teloittaa.
Ruhsal sağlığı kötüye gitti.Eerikin mielenterveys horjui entisestään.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Tämän matkan aikana hänen terveytensä alkoi heikentyä.
Randevular ilerledikçe randevular en mükemmelden en kötüye dönüşmeye başlar.Kun pomot on voitettu, peli alkaa alusta vaikeampana versiona.
Kötüye giden durum ışığında Hitler, Manstein'a hareket özgürlüğü tanıdı.Βλέποντας την επιδείνωση της κατάστασης, ο Χίτλερ έδωσε στον Μανστάιν επιχειρησιακή ελευθερία.
Bunlar genellikle geceleri daha kötüye gider.Συνήθως ο πόνος είναι πιο έντονος τη νύχτα.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.Κατά την περιεμμηνόπαυση, τα συμπτώματα συχνά επιδεινώνονται πριν υποχωρήσουν.
Falcılar bunu kötüye yorarak doğacak çocuğun bütün şehri yıkımına sebep olacağını söylemişler.Οι μάντεις τους οποίους συμβουλεύθηκε της είπαν ότι το παιδί που θα γεννούσε θα κατέστρεφε την πόλη.
Aksi halde kalbe yüklenen iş daha da artacağı için durumu daha da kötüye götürür.Ό,τι και να παίξει, θα χειροτερέψει την θέση του.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Από εκείνη τη χρονιά η υγεία του επιδεινώθηκε.
Ruhsal sağlığı kötüye gitti.Η υγεία της χειροτέρεψε ραγδιαία.
Evlilikleri kötüye gitmeden önce bir kız çocuğu (Elena Andrionova) sahibi oldular.De fik en datter, Elena Andrionova, før deres ægteskab brød sammen.
Kötüye giden durum ışığında Hitler, Manstein'a hareket özgürlüğü tanıdı.Under indtryk af, at situationen var ved at blive forværret, gav Hitler von Manstein operationel frihed.
Bu da konuşulan cümlenin tahmin edilmesiyle kötüye kullanılabilir.Se også under behøvling, hvor ordet er nævnt.
Ancak her şey daha kötüye gider.Men tingene bliver værre.
Uzun ve zorlu yolculuk sırasında sayısız sorun yaşanacak ve mürettebatın morali kötüye gitti.Rejsen var lang og udmarvende og tærede hårdt på besætningernes moral.
Bunlar genellikle geceleri daha kötüye gider.Det er som regel til det dårligere.
Ekonomi kötüye gitti, açlıklar başladı ve monarşinin gücü zayıfladı.Kuppet mislykkedes, men monarkens magt blev svækket.
Bu iyi niyetini halk tarafından kötüye kullanılmasına da izin vermemiştir.Det hjalp ikke, at han også optrådte uheldigt i offentligheden.
Randevular ilerledikçe randevular en mükemmelden en kötüye dönüşmeye başlar.Som deres date forgår går det fra godt til værre.
Ancak her şey daha kötüye gider.Det blir verre og verre ...
Bu arada Alesia kentinde yaşam koşulları günden güne daha da kötüye gidiyordu.Leveforholdene innenfor bymurene i Alesia ble stadig verre.
Bir sonraki maçta ise performansları kötüye gitti.I neste mesterskap gikk det mye bedre.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.På denne tiden ble helsen hans stadig svekket.
Bu durum yetkinin kötüye kullanılmasına yol açmaktaydı.Disse tiltakene førte til at rettssytemet fungerte mer effektivt.
Ekonomi kötüye gitti, açlıklar başladı ve monarşinin gücü zayıfladı.Kuppet mislyktes men monarkens makt ble svekket.
Babasının sağlığı kötüye gitmeye başlayınca Will ve eşi Josephine, Alabama'ya dönerler.Will dan Josephine pun pulang ke tempat orangtua Will di Alabama untuk menengok keadaan Edward.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.Selama perimenopause, gejala-gejala cenderung memburuk sebelum menurun keparahannya.
Aynı zamanda Doçe olduğu yılda sağlığı gittikçe kötüye gitmekte idi.Pada akhir tahun itu juga, kesehatannya mulai memburuk.
Bu nedenle 1908 yılında sağlığı kötüye gitmeye başladı.Pada tahun 1860, keadaannya mulai memburuk.
Ama insan Tanrı vergisi özgürlüğünü bilerek kötüye kullanmış ve günaha düşmüştür.Manusia sekarang kehilangan kebebasan kemauan, dan secara menyedihkan masuk ke dalam perbudakan.
Ancak her şey daha kötüye gider.Mọi thứ có thể trở nên tồi tệ hơn nhiều.
Kötüye giden durum ışığında Hitler, Manstein'a hareket özgürlüğü tanıdı.Trước tình hình càng lúc càng tồi tệ, Hitler quyết định giao toàn quyền xử lý tình huống cho Manstein.
Finger adındaki kötüye kullanılan bu program Unix üzerinden bir servisti.Chương trình đã bị khai thác là một dịch vụ Unix có tên fingerd.
Bunlar genellikle geceleri daha kötüye gider.Sâu thường gây hại vào ban đêm.
1945'te, hastalığı kötüye gidiyordu ve artık "Durdurulamaz" olarak anılmamaya başladı.Chương trình năm 1951 ngon lành tới nỗi bạn không thể bàn cãi gì về điều đó nữa.