kötüye ile cümle

kötüye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama durum yine kötüye gitmeye başladı.ولكن رغم هذا النجاح، فقد بدأت الأمور تسوء بالنسبة له.
Durumu daha da kötüye gitmeye ve toprağını kaybetmeye başlar.مما أدى بانحطاطها وتدهور حالتها.
Tom görevi kötüye kullanmayı defalarca reddetti.تكرر إنكار توم للاعتراف بالإساءة.
1970'lerin sonunda bu durum daha da kötüye gitti.No fim dos anos 70 a situação piora.
Finger adındaki kötüye kullanılan bu program Unix üzerinden bir servisti.O programa explorado era um serviço do Unix chamado finger.
Ama durum yine kötüye gitmeye başladı.Mas a situação voltou a piorar.
Durum kötüye gidiyordu.A situação piorou.
Ruhsal sağlığı kötüye gitti.Mas o mental piorou.
Ancak her şey daha kötüye gider.Mas tudo piora.
1312'de işler kötüye gitmeye başlar.Em 1233 há novas queixas.
Amaç, utanç vericidir, ancak mevcut hedefler için kötüye kullanılır.Era Malu, que confessa diante dos fatos ocorridos.
Örneğin tutulmalar kötüye işaretti.Segue, como exemplo, a declinação de você.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.A partir de então sua saúde deteriorou.
Durumu daha da kötüye gitmeye ve toprağını kaybetmeye başlar.Ela se desliga do mundo e seu estado piora.
Bir sonraki maçta ise performansları kötüye gitti.Nos campeonatos seguintes ele melhorou seu desempenho.
Yetkisini asıp onu kötüye kullanandan dirliği, bir daha geri verilmemek üzere alınırdı.Seu EP, To Beat Or Not To Beat, foi novamente ignorado.
Kayda değer kilo kayıpları kötüye işarettir.A perda acentuada de peso é um sinal negativo de prognóstico.
Uzun ve zorlu yolculuk sırasında sayısız sorun yaşanacak ve mürettebatın morali kötüye gitti.A viagem foi longa e árdua, e a disposição da tripulação despencou.
Randevular ilerledikçe randevular en mükemmelden en kötüye dönüşmeye başlar.E quando o reencontro acontece partem para a mais surpreendente das suas aventuras.
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.Quando anoiteceu, o Inverno chegou.
Thorin ise kötü durumdadır hastalık iyice kötüye gitmektedir.Tungsten wordt zo koud dat hij ziek wordt.
Bazı kişilerde hayal kırıklığı daha kötüye giderek depresyona dönüşebilir.De symptomen worden met de tijd steeds erger en kunnen uitmonden in dementie.
Aksi halde kalbe yüklenen iş daha da artacağı için durumu daha da kötüye götürür.Indien het probleem van fysieke aard is, maakt u het hierdoor alleen maar erger.
Özelikle Rus-Japon Savaşı ile durum daha da kötüye gitti.Tezelfdertijd woedt de Russisch-Japanse Oorlog.
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.Sytuacja pogorszyła się z nastaniem zimy.
Randevular ilerledikçe randevular en mükemmelden en kötüye dönüşmeye başlar.W ciągu trwania, randka zamienia się z lepszej na gorszą.
Bir sonraki maçta ise performansları kötüye gitti.W pozostałych konkursach poszło mu gorzej.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.W tym okresie pogorszył się stan jego zdrowia.
Böylece durumlar 1991'in başlarında kötüye gitmeye başladı.Sytuację pogorszył pożar w 1991 roku.
Bu nedenle 1908 yılında sağlığı kötüye gitmeye başladı.Począwszy od 1908 podupadła na zdrowiu.
Zamanla yetkililerin Yahudilere karşı olan tavırları kötüye gitmeye başladı.Pogarsza się natomiast sytuacja Żydów.
526 yılında Justinus'un sağlığı gittikçe kötüye gitmekte idi.Jesienią 1252 zdrowie Dōgena pogorszyło się.
Bölüm bildirici problemin kötüye gitmesini kendi engelleyebilir.Dzięki czujności detektyw udaje się uniknąć nieszczęścia.
Fakat bu etkisini hiçbir zaman kötüye kullanmamıştır.Oczywiście, to nigdy by mnie nie powstrzymało przed realizacją.
Falcılar bunu kötüye yorarak doğacak çocuğun bütün şehri yıkımına sebep olacağını söylemişler.Myśleliście, że życie, które postanowiliście zagasić, to tylko życie nędznego chłopaka.
1945'te, hastalığı kötüye gidiyordu ve artık "Durdurulamaz" olarak anılmamaya başladı.1945 började Tillets hälsa bli sämre och han var inte längre marknadsförd som "ostopbar".
Birçok insan için her şey kötüye gidiyordu.För många har det gått bra.
Bunlar genellikle geceleri daha kötüye gider.Klådan är ofta värre på natten.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.Under perimenopaus blir symtomen ofta värre innan de minskar i svårighetsgrad.
Ekonomi kötüye doğru gitmekte, yiyecek sıkıntısı yaşanmakta, işçi ücretleri çok alt düzeylerde seyretmekteydi.Folk blev friskare och levde längre, och överskottet av arbetskraft ledde till sänkta löner.
Ancak her şey daha kötüye gider.Det blir ännu värre.
Bu tutumun günümüzde de devam ediyor olması işi daha da kötüye götürmektedir.Denna hållning tenderar att bli mer tydlig med tiden då skadan försämras.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Hans hälsa var nu väldigt dålig.
Giles'ın durumu da kötüye gitmektedir.Även Giles får lite mening med sitt liv.
Bir sonraki maçta ise performansları kötüye gitti.I slutspelet gick det dock sämre.
1920'lerin en başarılı tiyatro yapımcılarından biri olan Jed Harris'in kariyeri kötüye gidiyordu.Джед Гарріс, один з найуспішніших театральних продюсерів 1920-х років, переживав спад кар'єри.
Bunlar genellikle geceleri daha kötüye gider.Криза частіше відбувається в нічні години.
1930'larda Irak Yahudilerinin durumu kötüye gitmeye başladı.У 1930-ті роки економічний стан євреїв Королівки погіршився.
Durum kötüye gidiyordu.Ситуація стала гірше.
Ve bu benim tüketim ve kötüye kullanımla olan ilişkim."Церков, за моє Згромадження та мою Вітчизну».
Bütün İtalya'da bu hapishane dolayısıyla şehrin adı kötüye çıktı.Від назви цього міста дістала назву вся держава.
Ancak her şey daha kötüye gider.Прокази стають усе злішими.
Bu tutumun günümüzde de devam ediyor olması işi daha da kötüye götürmektedir.Ця втрата з кожним днем ​​все більше і більше буде здаватися важчою.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Стан його здоров'я за цей час значно погіршився.
1312'de işler kötüye gitmeye başlar.1233 se však jejich situace ještě zhoršila.
Durum kötüye gidiyordu.Mohlo to dopadnout hůř.
Kötüye kullanılan bilim insanlığın geleceğini tehdit ediyor.Drama ukazuje na možnost zneužití vědy proti lidem.
Ancak her şey daha kötüye gider.Tam je to ještě horší.
Böylece durumlar 1991'in başlarında kötüye gitmeye başladı.Začátkem října se situace zhoršila.
Bir sonraki maçta ise performansları kötüye gitti.V následujícím období se výsledky týmu jen zhoršovaly.

İlgili Sayfalar