kötüye ile cümle

kötüye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Durum kötüye gidiyordu.Die Lage verschlimmerte sich.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Zu diesem Zeitpunkt ging es ihm jedoch gesundheitlich schlechter.
Burada delilik geçirerek, günden güne kötüye giderek altı ay içinde ölür.Wen er dabei anblickt, der muss über Jahr und Tag sterben.
Ancak her şey daha kötüye gider.Doch es wird noch schlimmer.
Ama bu Avusturya ilişkilerini daha da kötüye itti.Mehr noch belastete sie zunehmend die internationalen Beziehungen Österreichs.
Barış görüşmeleri devam etmeyince, bölgedeki durum da kötüye gitmeye başladı.Als klar wurde, dass dies nicht geschehen würde, verschlechterte sich die Lage in der Botschaft zunehmend.
Oğuz adlı kişinin de aileye sinsice girmesiyle beraber olaylar yavaş yavaş kötüye gider.Gerade weil sie ihr Kind liebt, ist die Situation zunehmend unerträglich für sie.
Kötüye kullanılan toprak kayıt sistemi (catasto) ortadan kaldırıldı.Das Caesium Removal Plant (CRP) wurde stillgelegt.
Ve bu benim tüketim ve kötüye kullanımla olan ilişkim."Was ich tat war mein Recht und meine Pflicht“.
Nezaketini kötüye kullanıyor.Il abuse de sa gentillesse.
Şefin, otoritesini kötüye kullanmayı sevdiğini söyledik.On dirait que le chef de service aime abuser de son autorité.
Kral, nüfuzunu kötüye kullandı.Le roi a abusé de son pouvoir.
Otoriteni kötüye kullanıyorsun.Tu abuses de ton autorité.
Bu kötüye işaret.C'est un mauvais présage.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Dès cette époque, sa santé se dégrade.
Bu nedenle 1908 yılında sağlığı kötüye gitmeye başladı.C'est en 1918 que sa santé commence à se détériorer.
Ancak her şey daha kötüye gider.Tout va de pire en pire.
Zamanla evlilikleri kötüye gider; İhsan Hanım, kocasının kendisi aldattığını öğrenir.Tout va bien dans la vie de la jeune femme jusqu'au jour où elle découvre que son mari la trompe.
Transferansın kötüye kullanımı bağımlılaştırmaya neden olur.Ils induisent le mésoderme par effet dose-dépendant.
Ama durum yine kötüye gitmeye başladı.Mais la situation commence à se gâter.
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.Pendant l'hiver, il entre en torpeur.
Çok şey bilir ama kötüye kullanır.Il fait fortune mais dilapide tout.
Savaş Masseria için kötüye gidiyordu, ve Luciano savaş sürerken taraf değiştirmek için bir fırsat buldu.La guerra le había ido mal a Masseria, y Luciano vio una oportunidad de cambiar las alianzas.
Babasının sağlığı kötüye gitmeye başlayınca Will ve eşi Josephine, Alabama'ya dönerler.Cuando la salud de su padre empeora, Will regresa junto a su esposa Josephine a Alabama.
Ancak her şey daha kötüye gider.Las cosas sólo pueden empeorar.
Durum kötüye gidiyordu.Y la situación fue a peor.
Diş eti çekilmesi, yanlış oklüzyon ile daha kötüye gidebilir.La orina concentrada puede conducir al diagnóstico erróneo de coluria.
Bunlar genellikle geceleri daha kötüye gider.Empeoramiento frecuente por las noches.
Bir sonraki maçta ise performansları kötüye gitti.En la segunda empeoró el desempeño.
Ekonomi kötüye doğru gitmekte, yiyecek sıkıntısı yaşanmakta, işçi ücretleri çok alt düzeylerde seyretmekteydi.A pesar de la mala situación de la empresa y de que el sueldo fuera más bajo aceptó el puesto.
Zamanla evlilikleri kötüye gider; İhsan Hanım, kocasının kendisi aldattığını öğrenir.Un día, circunstancialmente, descubre que su marido la engaña.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.A partir de este año, su salud se deterioró.
Durumu daha da kötüye gitmeye ve toprağını kaybetmeye başlar.Aún más sorprendente, Will comienza a perder su estado depresivo.
Ancak hemen çıkma oranının çok düşük veya çok yüksek olması her zaman kötüye yorumlanamaz.Si es demasiado alta o demasiado baja, no hará nada.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Durante questo periodo la sua salute stava peggiorando.
Fakat bundan sonra Haçlılar bu kalede kuşatılarak durumları kötüye doğru gitmiştir.Le dispute di confine erano comuni e conducevano ad azioni aggressive.
Kariyerinin kötüye gidişinin ardından Hepburn, kendi geri dönüş aracını yaratmak üzere harekete geçti.A seguito di questo declino della sua carriera, la Hepburn si adoperò per avere una rimonta.
Birçok insan için her şey kötüye gidiyordu.Sarebbe stato peggiore di molti uomini.
Ancak her şey daha kötüye gider.Non è vero che tutto va peggio.
Diş eti çekilmesi, yanlış oklüzyon ile daha kötüye gidebilir.Il rigurgito può causare erosione dello smalto dentale così come alitosi.
Durum kötüye gidiyordu.Ma la situazione peggiorò.
Ancak Cesare'nin adı kötüye çıkmakta gecikmedi.La scomparsa di Silvia non passò sotto silenzio.
Bu arada Alesia kentinde yaşam koşulları günden güne daha da kötüye gidiyordu.In città intanto la situazione dei civili si andava aggravando di ora in ora.
Bazı kişilerde hayal kırıklığı daha kötüye giderek depresyona dönüşebilir.Chi spera di più resta continuamente deluso.
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.С приходом зимы их положение усложнилось.
1920'lerin en başarılı tiyatro yapımcılarından biri olan Jed Harris'in kariyeri kötüye gidiyordu.Джед Харрис (англ.)русск., один из самых успешных театральных продюсеров 1920-х годов переживал спад карьеры.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.За это время его здоровье сильно ухудшилось.
Giles'ın durumu da kötüye gitmektedir.Состояние Хулии продолжает ухудшаться.
"Rihanna'nın kötüye gidişi çok iyi oldu" (Good Girl Gone Bad) denildi.Guess How Much It Cost to Make Rihanna’s ‘Man Down’ (англ.).
1930'larda Irak Yahudilerinin durumu kötüye gitmeye başladı.Осенью 1940 года начались притеснения евреев.
Durum kötüye gidiyordu.Ситуация стала хуже.
Zamanla yetkililerin Yahudilere karşı olan tavırları kötüye gitmeye başladı.Однако впоследствии отношение властей к евреям ухудшилось.
Bazı kişilerde hayal kırıklığı daha kötüye giderek depresyona dönüşebilir.Затягивающееся плохое настроение может привести к депрессии.
Babasının sağlığı kötüye gitmeye başlayınca Will ve eşi Josephine, Alabama'ya dönerler.اصبح ويل صحفيا في باريس وعندما بدأت صحة والده بالتدهور عاد ويل إلى الباما ومعه زوجته جوزفينا.
Kayda değer kilo kayıpları kötüye işarettir.يعتبر فقدان الوزن بشكل كبير علامة سيئة.
1945'te, hastalığı kötüye gidiyordu ve artık "Durdurulamaz" olarak anılmamaya başladı.في البداية كان المرض شديدا، ثم بعد ذلك اختفى ولم يعد "مرضا شديدا".
Vajinal doğum bu durumda sezaryen ile karşılaştırıldığında bebek için sonucu daha da kötüye gitmez.ولا تؤدي الولادة المهبلية في هذه الحالة إلى تفاقم النتائج بالمقارنة مع العملية القيصرية.
Durum kötüye gidiyordu.لكن ساءت الخطة.
Kariyerinin kötüye gidişinin ardından Hepburn, kendi geri dönüş aracını yaratmak üzere harekete geçti.بعد هذا التراجع في مشوارها الفني، شرعت هيبورن في خلق طريقها للعودة.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.وفي تلك الفترة ازدادت حالته النفسية سوءاً.

İlgili Sayfalar