kötülük ile cümle
kötülük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Herkesin gözü önünde Kötülükleri yüzünden onları cezalandırır;Удря ги като нечестиви Явно там гдето има зрители,
Herkesin gözü önünde Kötülükleri yüzünden onları cezalandırır;תחת רשעים ספקם במקום ראים׃
Herkesin gözü önünde Kötülükleri yüzünden onları cezalandırır;لكونهم اشرارا يصفقهم في مرأى الناظرين.
Herkesin gözü önünde Kötülükleri yüzünden onları cezalandırır;他 在 眾 人 眼 前 擊 打 他 們 、 如 同 擊 打 惡 人 一 樣
Herkesin gözü önünde Kötülükleri yüzünden onları cezalandırır;他 在 眾人 眼前 擊 打 他們 、 如同 擊打惡 人 一 樣
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Alle onrecht is zonde, maar niet alle zonde is dodelijk.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Alle Untugend ist Sünde; und es ist etliche Sünde nicht zum Tode.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.All orättfärdighet är synd; dock finnes det synd som icke är till döds.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Al uretfærdighed er synd, men der er synd, som ikke er til døden.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Enhver urettferdighet er synd, og der er synd som ikke er til døden.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Kaikki vääryys on syntiä. Ja on syntiä, joka ei ole kuolemaksi.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Každá neprávosť je hriechom, ale je hriech nie na smrť.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Každá nepravost jestiť hřích, ale jestiť hřích ne k smrti.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.모든 불의가 죄로되 사망에 이르지 아니하는 죄도 있도다
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Mọi sự không công bình đều là tội; mà cũng có tội không đến nỗi chết.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Mọi sự không công_bình đều là tội ; mà cũng có tội không đến_nỗi chết .
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.nden igazságtalanság bûn; de van nem halálos bûn [is].
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Ogni iniquità è peccato, ma c'è il peccato che non conduce alla morte
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Orice nelegiuire este păcat; dar este un păcat, care nu duce la moarte.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Sleherna krivica je greh; a je greh, ki ni za smrt.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Toda injustiça é pecado; e há pecado que não é para a morte.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Toda maldad es pecado, pero hay pecado que no es de muerte
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Toute iniquité est un péché, et il y a tel péché qui ne mène pas à la mort.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Wszelka niesprawiedliwość jest grzech; ale jest grzech nie na śmierć.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Πασα αδικια ειναι αμαρτια και ειναι αμαρτια ουχι θανασιμος.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Всяка неправда гріх, та єсть гріх не на смерть.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.Всякая неправда есть грех; но есть грех не к смерти.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.כל מעשה שלא כמשפט חטא היא ויש חטא שלא למות׃
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.كل اثم هو خطية وتوجد خطية ليست للموت.
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.凡 不 義 的 事 都 是 罪 . 也 有 不 至 於 死 的 罪
Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır.凡 不 義 的 事 都 是 罪 . 也 有 不至於 死的罪
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.너희 중에 누구든지 살인이나 도적질이나 악행이나 남의 일을 간섭하는 자로 고난을 받지 말려니와
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.Mert senki se szenvedjen közületek mint gyilkos, vagy tolvaj, vagy gonosztévõ, vagy mint más dolgába avatkozó:
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.Nessuno di voi abbia a soffrire come omicida o ladro o malfattore o delatore
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.Niemand aber unter euch leide als ein Mörder oder Dieb oder Übeltäter oder der in ein fremdes Amt greift.
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.Nihče izmed vas naj pa ne trpi kot morilec, ali tat, ali hudodelnik, ali kot tak, ki se meša v tuja opravila;
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.Žádný pak z vás netrp jako vražedlník, aneb zloděj, neb zločinec, anebo všetečný.
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.Διοτι μηδεις υμων ας μη πασχη ως φονευς η κλεπτης η κακοποιος η ως περιεργαζομενος τα αλλοτρια.
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.И тъй, смирете се под мощната ръка на Бога, за да ви възвиси своевременно;
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.Тільки ж нїхто з вас нехай не постраждає яко душегубець, або злодій, або лиходій, або як бунтівник;
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.Только бы не пострадал кто из вас, как убийца, иливор, или злодей, или как посягающий на чужое;
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.רק אל יענה איש מכם כרצח או כגנב או כפעל און או כנכנס בפקדת אחרים׃
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.فلا يتألم احدكم كقاتل او سارق او فاعل شر او متداخل في امور غيره.
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.你 們 中 間 卻 不 可 有 人 、 因 為 殺 人 、 偷 竊 、 作 惡 、 好 管 閒 事 而 受 苦
Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.你 們中間卻 不 可 有 人 、 因為殺 人 、 偷竊 、 作惡 、 好管 閒事 而 受苦
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.성실이 없어지므로 악을 떠나는 자가 탈취를 당하는도다 여호와께서 이를 감찰하시고 그 공평이 없은 것을 기뻐 아니하시고
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.Sandhedens Plads står tom, og skyr man det onde, flås man. Og HERREN så til med Harme, fordi der ikke var Ret;
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.ותהי האמת נעדרת וסר מרע משתולל וירא יהוה וירע בעיניו כי אין משפט׃
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.وصار الصدق معدوما والحائد عن الشر يسلب. فرأى الرب وساء في عينيه انه ليس عدل
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.誠 實 少 見 . 離 惡 的 人 反 成 掠 物 。 那 時 、 耶 和 華 看 見 沒 有 公 平 、 甚 不 喜 悅
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.誠實 少見.離惡 的 人 反 成掠物 。 那時 、 耶和華 看 見沒 有 公平 、 甚 不 喜 悅
Hyun Sook'un tüm bu kötülüklerden nasıl da uzak tutulduğunu düşünmüşümdür hep.Esta é uma assistente social a entrevistar a Hyun Sook.
Hyun Sook'un tüm bu kötülüklerden nasıl da uzak tutulduğunu düşünmüşümdür hep.저는 언제나 현숙이가 이런 일들에 대해서는 순진할 거라 생각했는데 그건
Hyun Sook'un tüm bu kötülüklerden nasıl da uzak tutulduğunu düşünmüşümdür hep.Lúc này tôi nghĩ rằng cô bé hoàn toàn không bị tác động bởi chuyện này, bởi vì bà của em
Hyun Sook'un tüm bu kötülüklerden nasıl da uzak tutulduğunu düşünmüşümdür hep.עכשיו אני תמיד חשבתי שהיא לא הושפעה מהסיטואציה כלל, כי עבורי הסבתא
Hyun Sook'un tüm bu kötülüklerden nasıl da uzak tutulduğunu düşünmüşümdür hep.كنت أظن أنها لم تتأثر بذلك كله مطلقا لأن الجدة بالنسبة لي
Hyun Sook'un tüm bu kötülüklerden nasıl da uzak tutulduğunu düşünmüşümdür hep.全くもって無縁でした おばあちゃんが 村の賢い長老のような女性だったので
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.A mnohí z uverivších prichádzali, vyznávali a priznávali svoje skutky.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.A wiele tych, którzy uwierzyli, przychodziło, wyznawając i oznajmując sprawy swoje.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.E muitos dos que haviam crido vinham, confessando e revelando os seus feitos.