kötülük ile cümle

kötülük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
‹‹ ‹Bu kötülükleri yazmadım mı? Hazinelerimde mühürlemedim mi?أليس ذلك مكنوزا عندي مختوما عليه في خزائني.
‹‹ ‹Bu kötülükleri yazmadım mı? Hazinelerimde mühürlemedim mi?這 不 都 是 積 蓄 在 我 這 裡 、 封 鎖 在 我 府 庫 中 麼
‹‹ ‹Bu kötülükleri yazmadım mı? Hazinelerimde mühürlemedim mi?這不 都 是 積蓄 在 我 這裡 、 封鎖 在 我 府 庫中麼
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.Daarvoor moet je eerst een robot maken die een beetje slecht is en daarvóór een niet zo slechte robot.
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.Înaintea lui trebuie să existe un robot rău mediu, iar înainte de acela un robot nu chiar așa de rău.
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.악당로봇이 되려면 우선 꽤 못된 로봇으로 진화해야 하고, 그보다 먼저 약간 삐뚤어진 로봇이 먼저 되어야 하는데,
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.Najpierw pojawi się, wiecie, łagodnie szkodliwy robot, a jeszcze wcześniej nie taki szkodliwy robot.
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.Pred ním musí prísť stredne zlý robot, a pred ním nie tak zlý robot.
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.Předtím musí, víte, přijít středně zlý robot a předtím ještě ne tak zlý robot.
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.Trước đó phải có một con robot độc ác vừa vừa, và trước đó phải có một con robot không độc ác mấy.
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.Перед этим они должны стать просто-плохими роботами, а перед этими не такими уж плохими.
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.Преди това да стане, нали знаете, леко лош робот, а преди това - не толкова лош робот.
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.לפני זה צריך להגיע הרובוט הקצת רע, ולפני זה רובוט לא כל כך נורא.
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.قبل أن يحدث هذا، روبوت سيئ، وقبل ذلك الروبوت السيئ للغاية
Buna gelene kadar önce orta kötülükte bir robot, ondan önce de fazla kötülüğü olmayan bir robot.その前には大して悪くはないロボットが いるはずです (笑)
Bunda ne kötülük var?Apa itu salah?
Bunda ne kötülük var?Ce e rău în asta ?
Bunda ne kötülük var?Co je na tom špatného?
Bunda ne kötülük var?Co z tym złego?
Bunda ne kötülük var?Điều đó có gì sai?
Bunda ne kötülük var?Kaj je narobe s tem?
Bunda ne kötülük var?Où est le problème ?
Bunda ne kötülük var?¿Qué hay de malo en ello?
Bunda ne kötülük var?Wat is er daar dan mis mee?
Bunda ne kötülük var?Какво му е лошото?
Bunda ne kötülük var??מה רע בזה
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Acho então esta lei em mim, que, mesmo querendo eu fazer o bem, o mal está comigo.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Găsesc dar în mine legea aceasta: cînd vreau să fac binele, răul este lipit de mine.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Io trovo dunque in me questa legge: quando voglio fare il bene, il male è accanto a me
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Je trouve donc en moi cette loi: quand je veux faire le bien, le mal est attaché à moi.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Kaže se mi torej ta postava: kadar hočem dobro delati, se me drži hudo.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.그러므로 내가 한 법을 깨달았노니 곧 선을 행하기 원하는 나에게 악이 함께 있는 것이로다
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Megtalálom azért magamban, ki a jót akarom cselekedni, ezt a törvényt, hogy a bûn megvan bennem.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Nalézám tedy takový při sobě zákon, když chci činiti dobré, že se mne přídrží zlé.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Niin huomaan siis itsessäni, minä, joka tahdon hyvää tehdä, sen lain, että paha riippuu minussa kiinni;
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Por lo tanto, hallo esta ley: Aunque quiero hacer el bien, el mal está presente en mí
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Så finder jeg da den Lov for mig, som vil gøre det gode, at det onde ligger mig for Hånden
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Så finner jeg da den lov for mig, jeg som vil gjøre det gode, at det onde ligger mig for hånden;
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.So finde ich mir nun ein Gesetz, der ich will das Gute tun, daß mir das Böse anhangt.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Tak tedy nachádzam zákon sebe, ktorý chcem činiť dobré, že leží pri mne zlé.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Vậy tôi thấy có luật nầy trong tôi : khi tôi muốn làm điều lành , thì điều dữ dính_dấp theo tôi .
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Vậy tôi thấy có luật nầy trong tôi: khi tôi muốn làm điều lành, thì điều dữ dính dấp theo tôi.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Znajduję tedy ten zakon w sobie, gdy chcę dobre czynić, że się mnie złe trzyma.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Zo ervaar ik steeds weer: Als ik het goede wil doen, kan ik het niet laten het slechte te doen.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Ευρισκω λοιπον τον νομον τουτον οτι, ενω εγω θελω να πραττω το καλον, παρεστιν εις εμε το κακον
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Итак я нахожу закон, что, когда хочу делать доброе, прилежит мне злое.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.Оце ж знаходжу закон, що, коли хочу робити добре, передо мною лежить лихе.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.ובכן מצא אני בי זה החק אנכי רצה לעשות הטוב ודבק בי הרע׃
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.اذا اجد الناموس لي حينما اريد ان افعل الحسنى ان الشر حاضر عندي.
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.我 覺 得 有 個 律 、 就 是 我 願 意 為 善 的 時 候 、 便 有 惡 與 我 同 在
Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.我 覺得 有 個律 、 就是 我 願意 為善 的 時候 、 便有 惡與 我 同在
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.De är korrupta, och tala ont om förtryck, de talar högdraget.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.De er korrupte, og taler ondt om undertrykkelse, de taler loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ei sunt corupţi, şi vorbesc cu răutate de asuprire, ele vorbesc de sus.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ezek korrupt, és beszélni gonoszul kapcsolatos elnyomást; beszélnek magasan.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ils se sont corrompus, et parlent malicieusement sur l'oppression, ils parlent avec hauteur.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.그들은 부패하고, 나쁘게 억압에 관한 이야기 , 그들은 loftily 말한다.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Mereka korup, dan berbicara jahat tentang penindasan, mereka berbicara angkuh.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ne ovat korruptoituneita, ja puhuvat pahoin koskevat sortoa; he puhuvat loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni jsou zkorumpované, a mluví zlomyslně o útlaku, mluví povýšeně.

İlgili Sayfalar