Onun kötü bir ruh hali var.He has a bad temper.
O kötü hissetmeye başladı.He began to feel ill.
Kötü sigara alışkanlığından vazgeçti.He broke himself of the bad habit of smoking.
O, diğerlerini kötüleyecek son kişidir.He is the last person to speak ill of others.
O başkaları hakkında asla kötü konuşmamayı kural haline getirmektedir.He makes it a rule never to speak badly of others.
O, kamu fonlarını kötüye kullandığı için tutuklandı.He was arrested for abusing public funds.
O kötü davrandı.He behaved badly.
Onun en kötü ihtimale karşı hazırlanması gerekiyor.It is necessary that he prepare for the worst.
O en kötüsü için hazırlık yaptı.He prepared for the worst.
Onun görme kabiliyeti kötü.He has poor eyesight.
O kötü görme duyusuna sahip.He has poor eyesight.
Kazayı kötü havaya bağladı.He attributed the accident to the bad weather.
Onun el yazısı kötü.His handwriting is poor.
Görevini kötüye kullanmaktan çekinmez.He is not ashamed of his misconduct.
Kötü davranışı için kendini mazeret gösterdi.He excused himself for his bad behavior.
Kötü davranışlarının farkında değil.He is unconscious of his bad manners.
Başarısızlığını kötü şansa dayandırdı.He attributed his failure to bad luck.
O araba sürmede kötüdür.He is bad at driving.
O gülümseyen bir yüz altındaki kötülüğünü gizler.He cloaks his wickedness under a smiling face.
O patronuyla kötü bir şekilde geçinir.He gets along badly with his boss.
O yetkisini kötüye kullanıyor.He abuses his authority.
Yetkisini kötüye kullanıyor.He abuses his authority.
Onun kötü bir kalbi var.He has a bad heart.
O matematikte kötüdür.He is terrible at math.
Öğrencilerinin yanında kötü bir ünü var.He has a bad reputation with his students.
Başkaları hakkında her zaman kötü şeyler söylüyor.He is always saying bad things about others.
O, oğullarına kötü davrandı.He behaved badly to his sons.
Başkaları hakkında kötü konuşmamayı kendisine prensip olarak benimsemektedir.He makes it a rule never to speak ill of others.
Ona düşmanlarının elinde kötü muamele edildi.He was badly treated at the hands of his enemies.
Ayrıcalığı kötüye kullanmıştır.He must have abused the privilege.
Onu kötü isimlerle isimlendirdi.He called her bad names.
Onun kötümser olma eğilimi var.He has a tendency to be pessimistic.
Hastalığından sonra onun sağlığı hâlâ kötü.He's still in poor health after his illness.
O kötü sağlık gerekçesiyle istifa etti.He resigned on the grounds of ill health.
Ben onun kötü sağlığı hakkında endişe duyuyorum.I am concerned about his poor health.
Sahtekâr olma konusunda kötü bir üne sahiptir.He has a bad reputation of being dishonest.
O kötü bir adam.He is an evil man.
O adamlarının kötü idaresini ortaya çıkardı.He detected his men's misconduct.
İyi bir dinleyici fakat kötü bir konuşmacı.He is a good listener but a poor speaker.
O oldukça kötü, çünkü kitabı iyi satmıyor.He is badly off, because his book doesn't sell well.
Kötü bir vuruş yaptı.He hit an easy fly.
O, kötü gün için hiç tasarruf yapmaz.He never saves money for a rainy day.
Onun görme yeteneği kötü.His eyesight is bad.
Onların verdiği akşam yemeği kötü pişirilmişti.The dinner they served was badly cooked.
Onların fikirlerinin her biri hem iyi noktalara hem de kötü noktalara sahiptir.Each of their opinions has both good points and bad points.
Onlar kötü bir kanunu yürürlüğe sokuyorlar.They are going to put the bad law in force.
Onlar onun yokluğunda kaptan hakkında kötü konuştu.They spoke ill of the captain in his absence.
O, kötü bir ruh hali içerisinde olması dolayısıyla seninle konuşmayı reddedebilir.She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood.
O seninle konuşmayı reddedebilir çünkü o çok kötü bir ruh hali içinde.She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood.
Onun partiye gelememesi çok kötü.It's too bad she can't come to the party.
Onun telefonda uzun süre kötü bir konuşma alışkanlığı var.She has a bad habit of talking a long time on the phone.
Onun öyle kötü sağlık içinde olmak zorunda olması üzücü bir durum.It is a pity that she should be in such poor health.
Onun dil bilgisi kötü.Her grammar is bad.
Onun kötü davranışını hiç kafama takmadım.I've never minded her behaving badly.
O, her zaman başkaları hakkında kötü konuşur.She always speaks ill of others.
O, teniste oldukça kötüdür.She is rather poor at tennis.
O sporda kötüdür.She is bad at sports.
O zaman çok kötü görünüyordu.She looked terrible at that time.
Kötü haberi duyunca bayıldı.She fainted when she heard the terrible news.
O, o gün çok kötü hissetti.She felt very bad that day.