Ana içeriğe geç
Sözlük

kötü ile cümle

kötü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O zamanlarda kötü bir gelirim vardı ve onunla geçimimi sağlayamadım.At that time I had a poor income and couldn't live on it.
Bir insanın arkasından kötü konuşmamalısın.You shouldn't speak ill of a man behind his back.
Biz yolumuzu kaybettik, daha da kötüsü yağmura yakalandık.We lost our way, and what was worse, we were caught in a shower.
Yol oldukça çamurluydu ve daha kötüsü, yağmur yağmaya başlamıştı.The road was quite muddy, and, what is worse, it began to rain.
Özel konferans, kötü hava koşulları nedeniyle bir sonraki güne ertelendi.The special lecture was put off until the next day due to the bad weather.
Mülteci kamplarındaki sağlık koşulları çok kötüydü.Sanitary conditions in the refugee camps were terrible.
Gün geçerken, hava gittikçe kötüleşiyordu.The weather was getting worse and worse as the day went on.
Benim kötü bir güneş yanığım var.I have a bad sunburn.
Ne kadar yaşlanırsak, hafızamız o kadar kötüleşir.The older we become, the worse our memory gets.
Kirlilik yıldan yıla kötüleşiyor.From year to year, pollution is worsening.
Natto kötü kokmasına rağmen, lezzetlidir.Although natto smells awful, it is delicious.
Çiftçiler iyi elmaları kötü olanlardan ayırır.Farmers separate good apples from bad ones.
Ben onun bir otomobil kazasında kötü yaralandığını duyunca çok şaşırdım.I am very much surprised to hear that he got badly injured in a motorcar accident.
Onun diğerleri hakkında kötü konuştuğunu asla duymadım.I've never heard him speak ill of others.
O bana kötü bir soğuk algınlığı bulaştırdı.He gave me a bad cold.
Onu kötü alışkanlığı ile ilgili tedavi edeceğim.I will cure him of the bad habit.
Onun İngilizce bilgisi kötü.His knowledge of English is poor.
Onun konuşması tamamen kötü değildi.His speech was not altogether bad.
Şirketi iflas etti ve daha da kötüsü o bir trafik kazası geçirdi.His company went bankrupt, and to make matters worse, he met with a traffic accident.
Görünüşe göre o şimdi kötü bir ruh hali içinde.From the look on his face, he is in a bad mood now.
Onun kardeşi bana göre kötüydü.His brother was nasty to me.
Onun cenazesine gitmemiş olmamla ilgili kötü hissediyorum.I feel bad about not having gone to his funeral.
Onun kötü bir ünü var.He got a bad reputation.
Onun elbiseleri her zaman kötü kokar.His clothes always smell bad.
O çok kibardır. Başkalarının hakkında asla kötü konuşmaz.He is very nice. He never speaks ill of others.
O, sandığın kadar çok kötü adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, sandığın gibi çok kötü adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, düşündüğün kadar çok kötü adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, düşündüğün gibi çok kötü adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
İngiltere 'de doğmuş olmasına rağmen, o çok kötü İngilizce konuşuyor.Although he was born in England, he speaks English very badly.
O kötü bir çocuk.He is a bad boy.
O her zaman kötü muameleden şikayetçi.He is always complaining of ill treatment.
O her zaman onun arkasından babasının hakkında kötü konuşuyor.He always speaks ill of his father behind his back.
O birçok kötü deneyimler yaşadı.He's had many bad experiences.
O kendini kaybetti ve bana kötü sözler söylemeye başladı.He lost his temper and began calling me names.
Kötü gün için tedbir almak akıllıca.It is wise to provide against a rainy day.
O, her şeyi kötü bir şaka sandı.He thought the whole thing a bad joke.
Kötü haber söylendiğinde o ciddi görünüyordu.He looked grave when told the bad news.
Böylesine kötü bir çocuk asla görmedi.He had never seen such a bad boy.
O kadar kötü birisi ki kimse ondan hoşlanmaz.He is such a bad person that everybody dislikes him.
O ne kötü bir çocuktur!What a bad boy he is!
O kötü bir soğuk algınlığına yakalandı.He is suffering from a bad cold.
O kendini kötü bir şekilde yaktı.He burned himself badly.
Kötü bir baş ağrısı çekiyordu.He was suffering from a bad headache.
Kötü soğuk algınlığını atlattı.He has recovered from his bad cold.
Kötü bir soğuk algınlığı olmasına rağmen çalışmak zorunda kaldı.Though he had a bad cold, he had to work.
O, kötü bir vakit geçirdi.He had a bad time.
O kötü bir şekilde yaralandı.He was badly wounded.
Kötü alışkanlığına tekrar daldı.He slipped into the bad habit again.
O, sonunda kötü alışkanlıktan vazgeçti.He finally kicked the bad habit.
Kötü haberi duyduğunda ruhen yıkıldı.He broke down when he heard the bad news.
O, kötü bir soğuk algınlığı geçirdi.He suffered from a bad cold.
O kötü hava nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı.He was forced to go back because of the bad weather.
O, kötü havaya rağmen geldi.He came in spite of bad weather.
Kötü eşlik eder.He keeps bad company.
O kötü bir sürücü.He is a bad driver.
O, kimyada kötüdür.He is poor at chemistry.
O, güvenimizi kötüye kullandı.He abused our trust.
O kötü bir ruh hali içinde.He is in a bad mood.
O kötü bir ruh hali içinde, bu onun için nadirdi.He was in a bad mood, which was rare for him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod