Onun aldığı ilaç onun acı çektiği kötü öksürüğünü tedavi etti.The medicine she took cured her of the bad cough she'd been suffering from.
O, çok kötü bir sürücü.She is a very poor driver.
O kötü şekilde kafasını üşütmüş.She has a bad head cold.
O, kötü bir soğuk algınlığı yüzünden yatakta olan kızkardeşine baktı.She looked after her sister, who was in bed with a bad cold.
O kötü bir dişini çektirdi.She had a bad tooth taken out.
O kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş gibi.She seems to be possessed by an evil spirit.
O onun kötü sürüşü hakkındaki uyarılarına içerledi.She resented his remarks about her poor driving.
Bugün o kötü hissediyor.She feels bad today.
Dün gece kötü uymuş gibi görünüyor.She seems to have slept badly last night.
O bizim gruba karşı kötülük taşımaktadır.She bears malice toward our group.
O kötü işitmekten özürlü.She is handicapped by poor hearing.
O kendisinin en kötü düşmanıdır.She is her own worst enemy.
O çok kötü oldu.She became very ill.
O kötü huyludur.She is ill-natured.
O uzun süredir kötü baş ağrısı çekiyor.She has suffered from bad headaches for a long time.
O kötü bir şarkı söylemeyi sevmez.She doesn't like to sing a sad song.
O, kötü sağlık sebebiyle istifa etti.She resigned on the grounds of ill health.
O kötü koşullarda yaşamaktadır.She lives in poor circumstances.
O, kötü bir ruh hali içindeydi.She was in a bad temper.
Her gün gittikçe daha kötüleşiyor.She is getting worse and worse every day.
O kötü bir aşçıdır.She is a poor cook.
O kötü bir konuşmacı.She is a bad speaker.
Onun ifadesine bakılırsa, o kötü bir ruh hali içinde.Judging from his expression, he's in a bad mood.
Hasta insanlar kötümser olma eğilimindedirler.Sick people tend to be pessimistic.
Ne yazık ki, Brian kötü hava ile karşılaştı.Unfortunately, Brian met with bad weather.
Kötü hasat büyük gıda sıkıntısına neden oldu.The bad harvest caused massive food shortages.
Bir kötünün bin iyiye zararı var.One rotten apple spoils the barrel.
Kötü sütün tadı ekşidir.Bad milk tastes sour.
Bazı yumurtalar iyiydi fakat diğerleri kötüydü.Some eggs were good, but the others were bad.
Rüzgar şiddetli esiyordu ve daha da kötüsü, yağmur yağmaya başladı.The wind was blowing violently, and to make matters worse, it began raining.
İstasyona yürümek için kötü havada dışarıda bulunduk.We braved the elements to walk to the station.
Pirinç hasatı bu yıl kötü.The rice crop is poor this year.
Annem kötü bir soğuk algınlığından dolayı hasta.My mother is sick with a bad cold.
Annem beni kötü haber için hazırladı.My mother prepared me for the bad news.
Annem kötü sağlığına rağmen her zaman çok neşeli.My mother is always very cheerful in spite of poor health.
Silah ateşi kötüleşiyordu bu yüzden aşağıya mahzene koştuk.The gunfire was getting worse, so we ran down to our cellar.
Her zaman kötü fotoğraf çekerim.I always photograph badly.
Ben sporlarda kötüyüm.I'm bad at sports.
Her şeyde kötü şansa sahibim.I've got the devil's own luck in everything.
Onun kötü davranışlarından tiskindik.We are disgusted by his bad manners.
Onun hakkında gerçekten kötü hissediyorum.I really feel bad about it.
Kız kardeşim kötü bir soğuk algınlığından çekiyor.My sister is suffering from a bad cold.
Her hafta, Bayan Tanaka kötü gün için biraz para tasarruf eder.Each week, Mrs. Tanaka saves a little money for a rainy day.
Onların her geçen yıl kötü hasatları vardı.They had poor crops year after year.
Kötü gün için para biriktirmek mantıklı.It is wise to save money for a rainy day.
İyi ve kötü günde yanında olacağım.I'll stand by you through thick and thin.
Gelecek hafta havanın kötüleşeceğine inanmıyorum.I do not believe the weather will change for the worse next week.
Ürünler fırtınadan kötü şekilde zarar gördü.The crops were badly damaged by the storm.
Fırtınanın ürünlerin üzerinde kötü bir etkisi vardı.The storm had a bad impact on the crops.
Yolculuk sırasında kötü bir soğuk algınlığına yakalandım.I caught a bad cold during the trip.
İyi İngilizceyi kötü İngilizceden nasıl ayırırsın?How can you tell good English from bad English?
İyiyi kötüden ayırt etmek kolaydır.It is easy to distinguish good from evil.
İyi ya da kötü, televizyon dünyayı değiştirdi.For better or for worse, television has changed the world.
NB:Çok uzun süre önce çizildi bu yüzden kalite kötüdür.NB: This was drawn a long time ago so the quality is low.
Çocuklara ve bebeklere içgüdüsel olarak kötü davranıyorum.I'm instinctively bad with children and infants.
Romeo ve Juliet'te iki aile arasında kötü kan vardı.There was bad blood between the two families in "Romeo and Juliet".
Hemingway'in kötü bir yazma stili vardı.Hemingway had a poor writing style.
O geceye kadar onların arasında herhangi bir kötü duygu yoktu.There had never been any ill-feeling between them until that night.
Bu yüzden, geçici işçiler kötü şartlar altında çalışıyorlar.For that reason, temporary workers are working under inferior conditions.
Bugün hava kötü.The weather is bad today.