Ana içeriğe geç
Sözlük

kötü ile cümle

kötü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Biz ona çok kötü davranırsak, haksızlık olur.It would be unfair if we treated him so badly.
Onun kötü davranışlarına daha fazla katlanamam.I cannot put up with his bad manners any longer.
Bu kadar uzağa geldik, bu yüzden şimdi duramayız. Kötü yola düşmek istemiyorum.We've come this far, so we can't stop now. I don't want to backslide.
Kötü bir haftaydı. Trenim üstüste iki gün gecikti.This was a bad week. My train was late two days in a row.
Kötü bir gün için tedarikli olmalısın.You must provide for a rainy day.
O kötü bir gün için kendini sigortalattı.He insured himself for a rainy day.
Kötü bir gün için tasarruf yapın.Save for a rainy day.
Kötü bir gün için her zaman para biriktirmelisin.You should always save money for a rainy day.
Kötü bir gün için bir kenara bir şey koymalısın.You should lay by something against a rainy day.
Mike erkek kardeşine kötü bir oyun oynadı.Mike played a bad trick on his brother.
Kötü bir işçi aletlerini suçlar.A bad workman blames his tools.
Beth kötü erkek kardeşinden dolayı karanlıktan korkuyor.Beth is afraid of the dark because of her evil brother.
Frank'in kötü bir çocuk olarak bir ünü vardı fakat büyüdüğünde unuttu.Frank had a reputation as a bad boy but he lived it down as he grew up.
Futbol oyunu kötü hava yüzünden ertelenmişti.The football game was postponed on account of bad weather.
Hitler en kötü üne sahip diktatörlerden biridir.Hitler is one of the most notorious dictators.
Kötü bir diş ağrım var.I have a bad toothache.
Kötü bir fırtına nedeniyle dışarı çıkamadı.He could not go out because of a bad storm.
Benim kötü bir mide ağrım vardı.I had a bad stomach-ache.
Kötü bir soğuk algınlığı bu hafta çalışmamı engelledi.A bad cold has kept me from studying this week.
Çok kötü üşüttüm.I've caught a terrible cold.
Ben kötü soğuk almışım.I had a bad cold.
O, kötü bir baş ağrısı yaşadığını söyledi.He said he was suffering from a bad headache.
Çok kötü üşüttüğüm için benden uzak durun.Keep away from me because I have a bad cold.
Kötü soğuk algınlığımdan kurtuldum.I have recovered from my bad cold.
Ben kötü soğuk algınlığımdan henüz kurtulmadım.I have not got rid of my bad cold yet.
Başım çok kötü ağrıyordu. Bu yüzden erken yattım.I had a bad headache. That's why I went to bed early.
Piyano akortsuzdu; çok kötü ses veriyordu.The piano was out of tune; it sounded very bad.
Yeni evli Japon erkek niçin karısı hakkında kötü bir şey söyledi?Why did the newly married Japanese man say something bad about his wife?
Eğer bir şey yapmaya değiyorsa, kötü olarak yapmaya değer.If a thing is worth doing it is worth doing badly.
Tom yorgundu ve kötü durumdaydı.Tom was tired and cross.
Tom'un partimize gelememesi ne kadar kötü.It was a pity that Tom couldn't come to our party.
Donald diğerleri hakkında kötü konuşan insanları sevmez.Donald doesn't like people who speak ill of others.
Hava çok soğuktu ve daha da kötüsü yağmur yağmaya başladı.It was very cold, and what was worse, it began to rain.
Ağlama. Kötü bir şey yok.Don't cry. There's nothing wrong.
Çok kötü soğuk almışım gibi görünüyorum.I seem to have caught a bad cold.
Neden Japonya, kirliliğin bu kadar kötüye gitmesine izin verdi?Why has Japan let pollution get so bad?
Lütfen beni bu tür kötü adamlardan koru.Please defend me from such bad men.
Dizel egzozunu solumak sağlığımız için kötüdür.Inhaling diesel exhaust is bad for our health.
Böylesine kötü bir geleneği ortadan kaldırmalıyız.We have to do away with such a bad custom.
Onun hakkında böyle kötü konuşmamalısın.You shouldn't speak so ill of him.
O kötü bir fikir değil.That's not a bad idea.
O, ne iyi ne de kötüdür.It's neither good nor bad.
Bu çok kötü bir aşk ilişkisi.It's a terrible affair.
O çok kötü, lütfen kendine dikkat et.That's too bad. Please take care of yourself.
Benim için kötü bir gün.That's a bad day for me.
Etin tadı kötü.The meat tastes bad.
Diktatör ayrıcalıklarını istediği kadar kötüye kullandı.The dictator abused his privileges to his heart's content.
Bildirim kötü biçimde basıldı.The notice was badly printed.
Politikacı güvenimizi kötüye kullandığı için özür dileme zahmetinde bulunmadı.The politician did not bother to apologize for betraying our trust.
Başkalarını arkalarından kötülememelisiniz.You ought not to speak ill of others behind their backs.
Kız trafik kazasında kötü biçimde yaralandı.The girl was badly injured in the traffic accident.
Küçük hayvan kötü bir koku yaydı.The small animal gave off a bad smell.
Deney çok kötü bir başarısızlıkla sonuçlandı.The experiment resulted in a miserable failure.
Onun sağlığı kötü.He is in poor health.
Eski ev kötü bir şekildeydi.The old house was in bad shape.
Bu gaz kötü bir koku verir.This gas gives off a bad smell.
Hasta günden güne gittikçe kötüleşiyor.The patient is getting worse and worse day by day.
Hasta ilaçları almasına rağmen kötü hissediyordu.The patient felt the worse for having taken the pills.
Ev çok kötü biçimde inşa edildi.The house was very badly built.
Kötü koku bizi tiskindirdi.The bad smell disgusted us.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod