Hiçbir şey söylemeyip sakinliğimi korudum.I kept still and said nothing.
Bu masadaki beyler Birinci Körfez Savaşı sırasındaki deniz komutanlarıydı.The gentlemen at this table were naval commanders during the first Gulf War.
Önce kendini korumalısın.First, you must protect yourself.
Önce, kendini korumalısın.First, you must protect yourself.
Korku filmleri beni korkutur.Horror movies frighten me.
Ölümden korkuyor musunuz?Are you afraid of death?
Ölümden korkuyorsun.You are afraid of death.
Biz ölümden korkuyor muyuz?Are we afraid of death?
Biz ölümden korkuyoruz.We are afraid of death.
Onlar ölümden korkuyor.They are afraid of death.
Ben ölümden korkuyorum.I am afraid of death.
O ölümden korkmuyor.He isn't afraid of death.
O ölümden korkar mı?Is he afraid of death?
Ben ölümden korkmuyorum.I'm not afraid of death.
Biz ölümden korkmuyoruz.We aren't afraid of death.
Onlar ölümden korkmuyorlar.They aren't afraid of death.
Onlar koruma istediler.They wanted protection.
Başkan Roosevelt'e bir korsan dediler.They called President Roosevelt a pirate.
Kaçakçılardan korkmadıklarını söylediler.They said they were not afraid of smugglers.
Anlaşmazlığın ekonomiye zarar vereceğinden korkuyorlardı.They feared that the dispute would hurt the economy.
O kutuyu korumasız bıraktı.He left the box unprotected.
Kore'deki savaşa son verme hakkında konuştu.He talked about ending the war in Korea.
Onların korumasına ihtiyacı olduğunu düşünmüyordu.He did not think he needed their protection.
Konuşmasının başarısız olduğundan korktuğunu söyledi.He said he feared his speech had been a failure.
Yakın koruma altında aylarca orada kaldı.He remained there for many months under close guard.
O, Amerika'nın vahşi alanlarını korumaya inanıyordu.He believed in protecting America's wilderness areas.
Hayatım pahasına onu koruyacağım.I'll protect her with my life.
Batı Tunus'ta Kasserine'de korkunç bir savaş gerçekleşti.A terrible battle took place at Kasserine in western Tunisia.
Pek çoğu başka bir iç savaşın başlamasından korkuyordu.Many feared the start of another civil war.
Japonya, Kore için herhangi bir Rus tehdidini sona erdirmek istiyordu.Japan wanted to end any Russian threat to Korea.
Çoğu siyahlar oy veremeyecek kadar çok korktular.Most blacks were too afraid to vote.
Parası olan Amerikalılar yatırım için korkuyorlardı.Americans who had money were afraid to invest it.
Amerikalılar şok oldular ve korktular.Americans were shocked and afraid.
Amerikan askerleri durumunu korudu.The American troops held their ground.
Bu zalim soğuk bir adamı kendi sesinden korkutabilirdi.This cruel cold could make a man afraid of his own voice.
Doktorlar, kurşunu çıkarmaya korkuyorlardı.Doctors were afraid to remove the bullet.
Onun askerleri ondan korkuyor ve ona saygı duyuyordu.His soldiers feared and respected him.
Kübalı askerler sokakları koruyordu.Cuban soldiers were guarding the streets.
McClellan Lincoln'un korkularını yatıştırmak için çalıştı.McClellan tried to calm Lincoln's fears.
Taraftarları korkuyorlardı.His supporters were afraid.
General John Pope korkunç bir hata yaptı.General John Pope made a terrible mistake.
Bu korku için bir neden yok.There is no reason for this fear.
Haber inanılmaz korkunçtu.The news was unbelievably terrible.
Bomba kör edici bir parlamayla patladı.The bomb exploded with a blinding flash.
1950'de Kuzey Kore Güney Kore'yi istila etti.In 1950, North Korea invaded South Korea.
Perry sonunda 1853'te Tokyo Körfezi'ne doğru yola çıktı.Perry finally sailed into Tokyo Bay in 1853.
Duvarların içindeki askerler iyi korunuyordu.Troops inside the walls were well protected.
Askerler posta taşıyan trenleri korurdu.The troops would protect trains carrying mail.
Kominizm korkusu o zaman çok güçlüydü.Fear of communism was very strong at that time.
Hava korsanları orta doğu ülkelerindendi.The hijackers were from Middle Eastern countries.
Bir çekicim var ve onu kullanmaktan korkmam!I have a hammer, and I'm not afraid to use it!
Çişimi yapmam lazım, ama arkadaşların tamamen koridora üşüşüyorlar.I have to pee, but your friends are completely crowding the hallway.
Herkes zamandan korkar.Everybody fears time.
Halk içinde konuşmaktan korkmayın.Don't be afraid of public speaking.
Helgoland Alman körfezinde bulunmaktadır.Heligoland is located in the German Bight.
Kaybolmuş olabileceğinden korkuyorum.I am afraid that you will get lost.
Korku filmi izleyeceğim.I'm going to watch a scary movie.
Ben çocukken, komşuları korkutmak için bir evcil kahverengi ayım olsun istedim.When I was little, I wanted to have a pet brown bear to scare my neighbors.
O, barbilerden ölümcül düzeyde korkardı.He was deathly afraid of Barbies.
Tarihsel olarak, Basra körfezi İran'a aittir.Historically, the Persian Gulf belongs to Iran.