köklü ile cümle
köklü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu da Londra' nın köklü bir tarihe sahip olmasının sonucudur.Cette clameur avait un accent londonien distinct.
Oldukça köklü geçmişe sahiptir.Il semble traîner un passé assez violent.
Bu takımdaki performansı onu Fransa'nın köklü kulüplerinden AS Nancy'e transfer olmasını sağladı.Ses performances avec l'équipe l'on amené à l'attention du club français de l'AS Nancy-Lorraine.
Setra, köklü bir geçmişe dayanan Alman otobüs üreticisidir.Setra est un constructeur allemand d'autocars et d'autobus.
Ruh çözümlemenin son, bitmemiş ama köklü bir tanımı.Son dernier ouvrage, Unendliche Sphäre und Allmittelpunkt.
Köklü Bir Kültüre Sahiptir.Elle possède un clivage distinct sur {010}.
19. yüzyıl başlarında şehrin nüfus yapısında köklü değişiklikler oldu.C’est à la fin du XIXe siècle que des changements importants se produisent dans la vie de la commune.
Chomsky’nin teorileri farklı alanlarda köklü bir şekilde kullanılmıştır.La conception de Chomsky est divergente à ce niveau.
Türkçe yaygın ve köklü bir dildir.El turco es una lengua extendida y arraigada.
O bir köklü değişiklikti.Fue un cambio radical.
Bu dönemde tartışılan en köklü ıslahat anayasanın hazırlanması ve ilanıydı.Ha sido la legislatura más disputada y polémica hasta la fecha.
SpVgg Greuther Fürth; Bavyera eyaletinin Fürth kentinde kurulmuş köklü bir Alman futbol kulübü.El SpVgg Greuther Fürth es un club alemán de fútbol, ubicado en la ciudad de Fürth en Baviera.
Kendisini köklü lezbiyen olarak değerlendirir.Se destacó como lírico.
Davit IV, Gürcü ordusunda köklü reformlar yaptı.El Mark IV trajo los cambios más amplios en el Spitfire.
Dampf-Kraft-Wagen ( Almanca : buharla çalışan araba ) (ya da DKW), köklü bir otomobil firması.DKW, Dampf-Kraft-Wagen (en alemán: "coche movido por vapor") o DKW fue una histórica marca de motos y coches.
Bu gelişmelerin üstüne ligin köklü ekibi River Plate'e transfer oldu.Fue en este equipo donde marcó su único gol, contra la reserva de River Plate.
Neden Roma köklü?¿Por qué rojo?
Köklü bir geçmişi vardır.Tiene un oscuro pasado.
Köklü yapısal reformlardan yanadır.Románica, con reformas posteriores.
1978 yılında Deng Şiaoping iktidara geldi ve köklü ekonomik reformlar başlattı.En 1991, el gobierno central permitió a Shanghái iniciar la reforma económica.
Sonbaharda aşılı-köklü asma fidanı olarak sökülürler.Por ello se emplea en muchas ocasiones como pasto reservado de otoño.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında işgal birlikleri Japon hukuk sisteminde köklü değişikliklere gitti.Después de la independencia las leyes indias se han adaptado al mundo cambiante.
Türkiye Kürtleri'nin çok köklü halk kültürleri vardır.Las jatas poseen varios elementos culturales ucranianos.
Oldukça köklü geçmişe sahiptir.Ha un passato piuttosto burrascoso.
Mahallenin adı, mahallede yaşayan köklü bir aile olan Görentaş ailesinden gelmektedir.Capitu: È la vicina di Bentinho, proveniente da una famiglia di bassa classe sociale.
Yezd, köklü bir geçmişe sahiptir.Proxy nasconde un misterioso passato.
Yönetim merkezi tarihi Belh şehri olan ilçe oldukça köklü bir geçmişe sahiptir.L'edificio che chiude la piazza ad est ha una storia molto complessa.
29 Ocak 2007 tarihinde, İtalya'nın köklü takımlarından Palermo'ya 5 Milyon Euro karşılığında transfer oldu.Il 31 gennaio 2007 è ufficializzato il suo trasferimento al Palermo, in cambio di € 5 milioni.
Uruguay'ın köklü kulüplerinden Nacional alt yapısında yetişmiştir.Membro dell'Unione nazionale per l'incremento delle razze suine presso il Ministero dell'agricoltura.
Köyun köklü bir geçmişi vardır.L'abitato vanta un ricco passato.
Fransa ve Suriye arasındaki ilişki, uzun ve köklü bir tarihi geçmişe sahiptir.Le relazioni tra Siria e Libano sono storicamente strettissime.
Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Türkiye'nin en eski ve en köklü mühendislik fakültelerinden biridir.L'Università Politecnica di Bucarest è una delle scuole più antiche e prestigiose di ingegneria in Romania.
1666 yılında kurulan Lund Üniversitesi, İskandinavya'nın en köklü eğitim merkezlerinden biridir.Лундский университет, основанный в 1666 году — один из крупнейших в Скандинавии.
Enstitünün köklü bir geçmişi vardır.В общаге имеет бурное прошлое.
Türkiye Kürtleri'nin çok köklü halk kültürleri vardır.Болгарские народные танцы имеют богатые традиции.
Köklü, soylu bir Sakson ailesindendir.Происходил из старинной саксонской дворянской семьи.
Türkiye'nin en eski ve en köklü futbol kulüplerinden birisidir.Один из самых старейших и титулованных футбольных клубов Кыргызстана.
Fransa ve Suriye arasındaki ilişki, uzun ve köklü bir tarihi geçmişe sahiptir.Связи Ливана и Сирии имеют глубокие исторические корни.
Sloganı "Türkiye'nin en köklü gazetesi"dir.Слоган: «Türkiye’nin gazetesi» (тур.
Maksiller azılar genellikle üç köklüdür.Его скрипичные сонаты обычно трёхчастны.
Fiil köklü sıfatlar ile sıfat-fiiller arasındaki sınır çok net değildir.Граница между фасетками разного размера не чёткая.
Başak Köklükaya: Oyuncu.Роль: Актёр.
Bu Harold'un hayatına köklü bir değişiklik getirecektir.Этот инцидент привёл к изменению в поведении Террелл.
Edincik, Bandırma'dan daha köklü bir yerleşim birimidir.Поэтому Капдепера — это скорее укрепленное селение, чем замок.
Bu da Londra' nın köklü bir tarihe sahip olmasının sonucudur.Последняя цифра подчёркивает роль Лондона как открытого порта.
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.بسبب هذه السياسة، خضع الإسلام مع كل الديانات الأخرى في البلاد لتغييرات جذرية.
Bu köklü reformlar sonucunda insan hakları konusunda ciddi gelişme kaydedildi.أسفرت هذه الإصلاحات الجذرية عن حدوث تطور جدي بشأن حقوق الإنسان.
Marge, sık sık Homer için köklü bir fikir üretir ve çiftin evlilikleri çoğunlukla sallantıdadır.غالبا ما تقدم مارج آراء أساسية لهومر وكان زواجهما هش في كثير من الأحيان.
“Dalitlerin” (dokunulmazların) hareketidir (Dalit, zulüm ve baskıya karşı gösterilen köklü bir tepkidir).من الاصل"دونك"،يقال"دونك اياه" أي خذه وعليك به ( دُوْن ): الدون: الناقص والناقصة من كل شيء.
1982 Anayasası'nın kabulünün ardından anayasada birçok köklü reform yapıldı.أُجريت العديد من الإصلاحات الجذرية علي الدستور عقب قبول دستور 1982.
Köklü geçmiş güçlü geleceği doğurur.الجيل القادم ينبأ بمستقبل أسود.
Mustafa Kemal'le Nuri Conker'in arkadaşlığı Fethi Bey'den de köklüydü.كانت صداقة نوري كونكر لمصطفى كمال عميقة عن صداقته لفتحي بك.
Meryem rolünde Başak Köklükaya.(مشهد مري) في مشغرا.
İstanbul'un köklü ailelerinden birine mensuptu.كانت سفيم بللي تنسب لإحدى العائلات العريقة بإسطنبول.
Diğer gözü de dört yaşından beridir tutkal kokluyormuş gibi duruyordu."O outro olho fazia parecer que ele cheirava cola desde os quatro anos".
Hrithik Rakesh Roshan sinema dünyasında halihazırda köklü bir aileden gelmektedir.Hrithik Rakesh Roshan vem de uma família que há tempos já estava no mundo dos cinemas.
Bardas, Küçük Asya'nın doğu eteklerinde çok büyük mülkleri olan köklü Skleros ailesinden gelmektedir.Bardas pertencia à grande família Esclero, que tinha enormes propriedades na fronteira oriental da Ásia Menor.
Fakat bu köklü tarihin ortaya çıkarılması ancak yapılacak arkeolojik kazılarla mümkün olabilecektir.A resolução deste debate deverá surgir apenas com descobertas arqueológicas suplementares.
Avrupa'da, sol milliyetçi hareketler, uzun ve köklü bir geçmişe sahiptir.Na Europa, existem diversos movimentos nacionalistas de esquerda, com uma longa e bem estabelecida tradição.
Chomsky’nin teorileri farklı alanlarda köklü bir şekilde kullanılmıştır.Modelos Chomskianos têm sido usados como uma base teórica em vários outros campos.