Yayın sayısındaki artış, Japonların Brezilya'ya göç etmesinden kaynaklanıyordu.The increase of the number of publications was due to Japanese immigration to Brazil.
Japonlar ve Ruslar, Çin direnişiyle karşılaştıkları için kapılara varmakta geciktiler.The Japanese and Russians were delayed at their gates by Chinese resistance.
Avusturyalılar Fransızlara katıldı ve İtalyanlar Japonlarla işbirliği yaptı.The Austrians joined the French and the Italians collaborated with the Japanese.
Daha sonra Japonlar ölüler için bir anıt diktiler.Later the Japanese erected a monument to the dead.
Japonların geri çekilmesinin ardından Çinli işçiler sitenin kontrolünü ele geçirdi.Following the Japanese withdrawal, the Chinese workers took control of the site.
Bu olaydan 60 yıl sonra Watson, "Keşke Japonlar altı ay bekleseydi" dedi. [2] ."I wish the Japanese had waited six months,"[2] Watson said 60 years later.
Kuzey Kore'deki Japonlar Japonya-Kuzey Kore ilişkileriJapanese people in North Korea Japan–North Korea relations
Bu, bilim felsefesine Japonların ilk katkısıydı.This was the first Japanese contribution to the philosophy of science.
Japonların izleyebileceği iki yol vardı.There were two paths that the Japanese could take.
Japonlar ve Koreliler kuvvetlerini böldüler.The Japanese split their forces and so did the Koreans.
Aynı zamanda Ko Kyong-myong, Japonları tuzağa düşürmek için Geumsan'a doğru ilerliyordu.At the same time, Ko Kyong-myong was advancing to Geumsan to try to trap the Japanese.
Ko Kyong-myong kuvveti geldi ve Japonların arka tarafına saldırıyordu.Ko Kyong-myong force has arrived and was attacking the Japanese rear.
Bu kez Japonlar, Korelileri açık suya kadar takip etmek istemediler ve karada kaldılar.This time the Japanese were unwilling to follow the Koreans into open water and stayed onshore.
Daha sonra Japonlar geri döndü ve küçük teknelerle kaçtı.Later the Japanese returned and escaped on small boats.
Kilju'daki Japonlar kaleyi kapattı ve savunmalarını güçlendirdi.The Japanese in Kilju closed the fortress and reinforced their defence.
Japonlar 7 Temmuz'da nehri geçtiler ve Kaesong'u savaşmadan aldılar.The Japanese crossed the river by 7 July and took Kaesong without a fight.
Japonlar onlara tüfeklerle ateş açtı ve onları katledildikleri nehre kadar kovaladı.The Japanese fired on them with muskets and chased them to the river, where they were slaughtered.
Sangju Savaşı, Japonların Kore'yi işgali sırasında (1592-98) gerçekleşen muharebedir.The Battle of Sangju was a battle during the Japanese invasions of Korea (1592–98).
Amiral Yi bir kez daha filosuna Japonları Jinhae yönünde takip etme emri verdi.Admiral Yi once again ordered his fleet to pursue the Japanese in the direction of Jinhae.
Jolo, İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonlar tarafından işgal edildi. 2 Nisan 1945'te ABD 163.Jolo was occupied by the Japanese during World War II.
Mançurya'nın istilasından sonra Japonlar tarafından Mançurya tahtına oturtuldu.He was installed by the Japanese after the Invasion of Manchuria.
Genellikle Japonlar çekingen insanlardır.Gewöhnlich sind Japaner schüchtern.
Japonlar günde 3 öğün yiyorlar.Die Japaner essen dreimal am Tag.
Bu dönemlerde Japonların evlerinde, mutfak ayrı bir oda haline gelmeye başlamıştı.Zur selben Zeit wurde in japanischen Häusern die Küche ein separater Raum innerhalb des Gebäudes.
1942'de Japonlara esir düşmüş ve 1944'te kaçmayı başarmıştır.Im Jahr 1942 geriet er in japanische Gefangenschaft, aus der er 1944 fliehen konnte.
26 Ocak - Japonlar Solomon Adaları’na çıkarma yaptılar.26. Januar: Die Japaner landen auf den nördlichen Salomonen.
Bu konuya ilişkin bir diğer örnek de Japonların kelime hazinelerinde pirinç için var olan kelimeleridir.Ein anderes angeführtes Beispiel sind Lexeme für den Reis im Japanischen.
Ancak Japonlar hâlâ direnmekteydi.Die Japaner hatten kaum Widerstand leisten können.
Ancak, savaştan en büyük kazancı Japonlar elde etmişti.Dies war die erste größere Niederlage der Japaner in diesem Krieg.
1904 - Japonlar, Port Arthur’da Rus donanmasını yok etti.Am 9. Februar 1904 griffen japanische Zerstörer das russische Geschwader in Port Arthur an.
Ancak Japonlar kalırlar.Also bleiben nur die Franzosen übrig.
Japonların çekilmesiyle komünistler ve milliyetçiler arasındaki gerilim yeniden ortaya çıkar.Der im Kampf gegen Japan ruhende Konflikt zwischen Kommunisten und Nationalisten flammte danach erneut auf.
16 Ocak - Japonlar Burma’yı ele geçirdi.13. September: Die Japaner in Burma kapitulieren.
Ertesi sabah, Japonlar büyük bir karşı saldırı başlatır.Anfang Juli begannen die Russen mit einer großangelegten Offensive.
Savaş Japonların galibiyetiyle sonuçlanmış ve Japonlar Hong Kong'u işgal etmişlerdir.Die Lage scheint hoffnungslos, die Japaner besetzen Bataan.
Japonlar bombaladıkları 8 Dretnoddan 6'sını batırdı ya da kullanılamaz hale getirdi.Der Hilfskreuzer wurde durch acht Torpedos versenkt, von denen sechs fehlgingen oder versagten.
Japonlar hanami geleneğine günümüzde de devam etmektedirler.Sie pflegen bis heute die alten Maya-Bräuche.
1937 yılında, Japonların Çin'i işgal etmesi, İkinci Çin-Japon Savaşı'nı başlattı.1937 griff Japan China an und begann den Zweiten Japanisch-Chinesischen Krieg.
1938 - Japonlar, Çin'in Kanton şehrini işgal etti.1938: Japanische Truppen erobern im Zweiten Japanisch-Chinesischen Krieg die südchinesische Stadt Kanton.
1945'te ise Müttefik Devletler Japonları yenilgiye uğratmıştır.1945 brachte Japan die militärische Niederlage.
Birçok yabancı, Japonlar tarafından arkadaş edinilmişti.Einige hundert Alliierte wurden von den Japanern gefangen genommen.
Fabrika işçileri Japonlarla savaşmaya karar verirler.Ich habe nun entschieden, mich für die Sache der Japaner zu opfern.
Mesela Türklerin Yeniçerileri ile Japonların Samuraylarını örnek olarak verebiliriz.Gezeigt werden unter anderem Ausstellungen zu den japanischen Samurai und zum nordeuropäischen Volk der Samen.
Çin alfabesinden Japonlar daha önceki yüzyıllarda haberdardı.Chinesische Literatur wurde im 7. Jahrhundert nach Japan eingeführt.
Japonların bu şekilde düşünme eğilimi vardır.Les Japonais ont tendance à penser de cette façon.
28 Mayıs akşamına kadar tekil Rus gemileri Japonlar tarafından takip edilerek batırılır.Jusqu'au soir du 28 mai, les navires russes isolés furent poursuivis par les Japonais.
15-16 Ağustos günleri birçok ülkede Japonlara karşı Zafer Günü olarak kutlanmaya başladı.Les 14 et 15 août sont célébrés comme jour de la victoire sur le Japon dans de nombreux pays alliés.
Birçok kez Sovyetler ve Japonlara karşı savaşmıştır.La ville a maintes fois été disputée entre Américains et Japonais.
Ne var ki Japonlar güçlerini dağıttılar.Les Écossais divisèrent leurs forces.
Film 1930’lu yıllarda Japonların işgâli altındaki Mançurya'da geçmektedir.Le film se déroule dans les années 1930 en Mandchourie sur fond d'invasion japonaise.
Ağır kayıplara rağmen Japonlar donanma bombardımanı yardımıyla kasım ortalarında Şanghay'ı ele geçirir.À la mi-novembre, les Japonais prennent possession de Shanghai avec le soutien des bombardements de la marine.
Kendi ayrı gündemşleri olan Japonlar ise Baykal Gölünün batısına geçmeyi reddederler.Les Japonais, avec leurs propres objectifs en tête, refusèrent de dépasser le lac Baïkal.
1945'te ise Müttefik Devletler Japonları yenilgiye uğratmıştır.En avril 1945, les Alliés avaient chassé les Japonais.
18 Eylül - Japonlar Mukden'i işgal etti.19 septembre : les Japonais occupent Moukden.
26 Ocak - Japonlar Solomon Adaları’na çıkarma yaptılar.25 janvier : Les troupes Japonaises envahissent les îles Salomon.
Japonların Filipinler'i işgal ettiği 1941'e değin siyasetle uğraşmadı.Les Japonais attaquent et occupent les Philippines en 1941.
8 Aralık 1941'de Japonlar, Malaya'yı işgal ettikleri sırada Tayland'ı işgal etti.Le 8 décembre 1941, l'invasion japonaise de la Thaïlande commença en même temps que celle de la Malaisie.
1904 - Japonlar, Port Arthur’da Rus donanmasını yok etti.1904 : la flotte japonaise détruit la flotte russe devant Port-Arthur.
Japonlar bu fırtınanın "Tanrı Rüzgarı" olduğunu düşünmüşlerdir.Les Japonais répandaient l'idée qu'ils étaient « la Lumière de l'Asie ».
Bir konuda hiç şüphem yok, o da Japonların çok cesur olmalarıydı.Je ne sais trop comment, c'est moi qui ai dû prendre cette décision, et pas les Japonais.