O listedeki kitapları Japonya'da bulmak zor olacak.The books which are on that list will be difficult to find in Japan.
Otel bir Japon mimar tarafından tasarlandı.The hotel was designed by a Japanese architect.
Haber bütün Japonya'ya yayıldı.The news spread all over Japan.
Bu tv'nin üreticisi bir Japon şirketidir.The manufacturer of the television set is a Japanese company.
Amerikalı çocuk bozuk Japoncayla konuştu.The American boy spoke broken Japanese.
Bay Smith New York'ta doğduğunu ama eşinin Japonyalı olduğunu söylüyor.Mr Smith says he was born in New York, but that his wife comes from Japan.
İspanya'nın nüfusu Japonya'nınkinin yaklaşık üçte biri kadar büyüktür.The population of Spain is about one-third as large as that of Japan.
Susie Japon müziğini seviyor.Susie loves Japanese music.
Susie Japonca konuşmaz, ve Tom da.Susie doesn't speak Japanese, and Tom doesn't either.
John, Japonya'da yapılmış bir arabaya sahiptir.John has a car made in Japan.
John Japon tarihi üzerine bir kitap arıyor.John is looking for a book on Japanese history.
John dün Japonya'ya geldi.John came to Japan yesterday.
Judy yarın Japonya hakkında konuşacak.Judy will talk about Japan tomorrow.
Ben Japonca konuşabilirim ve sadece Japonca konuşurum.I'm able to speak, and only speak, Japanese.
Patateslar Japonya'ya ne zaman getirildiler?When were potatoes introduced into Japan?
Jim Japonca okuyabilir.Jim can read Japanese.
Jim Japonya'yı sevmeyi öğrendi.Jim has learned to like Japan.
Jim değişim öğrencisi olarak Japonya'da bizimle kaldı.Jim stayed with us while he was in Japan as an exchange student.
Jane Japoncaya aşinadır.Jane is familiar with the Japanese language.
Jane Japoncada büyük bir ilerleme kaydetmiştir.Jane has made great progress in Japanese.
Jane bazı Japonca şarkılar söyleyebilir.Jane can sing some Japanese songs.
Jane, geri dönmemek üzere Japonya'yı terk etti mi?Has Jane left Japan for good?
Jane'nin iyi İngilizce konuşan Japon bir arkadaşı var.Jane has a Japanese friend who speaks English well.
Jane, İngilizceyi iyi konuşan Japon bir arkadaşa sahiptir.Jane has a Japanese friend who speaks English well.
Futbol Japon öğrenciler arasında çok popüler.Soccer is very popular among Japanese students.
Futbol Japonya'da eskisinden daha popüler.Soccer is more popular in Japan than it used to be.
Böyle bir şey Japonya'da olamaz.Such a thing can't happen in Japan.
Böylesi Japonya'da olamaz.Such a thing can't happen in Japan.
Kolera Japonya'da yaygın değildir.Cholera is uncommon in Japan.
Bu otomobiller Japonya'da yapılmıştır.These cars are made in Japan.
Bu kameralar Japonya'da üretilir.These cameras are made in Japan.
Japonya'yı görmek için fazla zamanım olmadı.I haven't had much time to see Japan.
Bu, Japonya'ya özgü bir gelenektir.This is a custom peculiar to Japan.
Bu, Japonya'da yapılan bir saat.This is a watch made in Japan.
Bu, Japonya'da yapılan bir kronometre.This is a stop watch made in Japan.
Bu Japon öğrenciler arasında yaygın bir hatadır.This is an error common among Japanese students.
Bu Japonca diline dair sosyo-linguistik bir çalışmadır.This is a socio-linguistic study on the Japanese language.
Bu Japon nezaketi ve Amerikan nezaketi arasındaki farktan kaynaklanmaktadır..This is because of the difference between Japanese politeness and American politeness.
Bu, Japonya bayrağıdır.This is the flag of Japan.
Bu, Japonya'da yapılan bir otomobil.This is the car made in Japan.
Bu, Japonya'da yapılmış bir kamera.This is a camera made in Japan.
Bu, Japonya'nın en yüksek kulesi.This is the tallest tower in Japan.
Bu Japonya'da en yüksek kule.This is the tallest tower in Japan.
Bu Japonya.This is Japan.
Bu Japonya'nın ikinci en uzun nehri.This is the second longest river in Japan.
Şu ana kadar tattığım ilk Japon yemeği buydu.This was the first Japanese food I had ever tasted.
Bu teori Japonya'nın gerçeğidir.This theory is true of Japan.
Bu kitap, anadili Japonca olmayan öğrenciler için.This book is for students whose native language is not Japanese.
Bu kitap ana dili Japonca olmayan öğrenciler için.This book is for students whose native language is not Japanese.
Bu kitap, Japonya'da iyi sattı.This book sold well in Japan.
Bu kitap Japonya'da mevcut değildir.This book is not available in Japan.
Japonya bu alanda Abd'yi yakaladı.Japan caught up with the United States in this field.
Japonya'da bu mallar için piyasa yoktur.There is no market for these goods in Japan.
Bu program ABD'den Japonya'ya yayınlandı.This program is beamed from US to Japan.
Bu Japoncayı İngilizceye çevir.Put this Japanese into English.
Bu hayvana Japoncada ne dersiniz?What do you call this animal in Japanese?
Bu şehre Japon Danimarkası denir.This city is called the Japanese Denmark.
Bu kuş ne Japonya'da ne de Çin'de yaşar.This bird lives neither in Japan nor in China.
Bu kuş, ne Japonya'da, nede Çin'de yaşar.This bird lives neither in Japan nor in China.
Bu bölgede sık sık Japon turistlere rastlıyoruz.We often come across Japanese tourists in this area.