O, Japonya'ya kadar ona eşlik etti.She accompanied him to Japan.
Japonya, petrol için Arap ülkelerine bağımlıdır.Japan depends on Arab countries for oil.
Onun karısı bir Japon kadın.His spouse is a Japanese woman.
O tipik bir Japon insanı.He's a typical Japanese man.
Japonlar Asyalılardır.Japanese are Asians.
Japonya'nın tarihini üniversitede okumak istiyorum.I want to study Japan's history at university.
Üniversitede Japonya tarihi okumak istiyorum.I want to study Japan's history at university.
Japonya'da favori kalen nedir?What's your favorite castle in Japan?
Favori Japonca kelimen nedir?What's your favorite Japanese word?
Japonya'da tatil için en sevdiğin yer nedir?What's your favorite place to vacation in Japan?
Favori Japon şarkıcın kimdir?Who's your favorite Japanese singer?
Magdalena, Łódź Japon Okulu'nda okuyor.Magdalena is studying at the Lodz Japanese School.
Çubukla Japon yemeği yemekte iyi değilim.I'm not good at eating Japanese food with chopsticks.
Japonca benim ana dilimdir.Japanese is my mother tongue.
Birçok büyük Japon şirketi ihracata bağlıdır.Many large Japanese companies depend on exports.
Arkadaşım George bu yaz Japonya'ya gidecek.My friend George is going to Japan this summer.
Avustralya, Japonya'dan yaklaşık yirmi kat daha büyüktür.Australia is about twenty times larger than Japan.
Sanırım biraz Japonca bilmeme rağmen İngilizce konuşsak iyi olur.Even though I know a little Japanese, I think we'd better speak in English.
Bu Japon arabasına bak.Look at this Japanese car.
Japonya'da her yıl kaç tane intihar olduğunu düşünüyorsunuz?How many suicides do you think there are every year in Japan?
Japon yemeği yiyerek büyüdüm.I grew up eating Japanese food.
Pirinç pilavı Japonya'da genellikle çubukla yenir.Rice is usually eaten with chopsticks in Japan.
Japon öğrencileri genellikle öğle yemeği için ne yer?What do Japanese students usually eat for lunch?
Japonyalı görünüyorsun.You look Japanese.
Bir Japon dergin var mı?Do you have a Japanese journal?
Ben Japonca öğreniyorum.I am learning Japanese.
Japon yemekleri yerim.I eat Japanese food.
Japonya'da iklim İngiltere'dekinden daha ılımandır.The climate in Japan is milder than in England.
O şimdi Amerikan büyükelçisi olarak Japonya'ya atandı.He was just appointed as the American ambassador to Japan.
Japonca'ya büyük bir ilgisi var.He has a great interest in Japanese.
Çiçek düzenleme Japonya'da geleneksel bir zanaattır.Flower arranging is a traditional craft in Japan.
Japonya'nın illerinden biri olan Şizuoka, Pasifik Okyanusuna bakar.Shizuoka, one of Japan's prefectures, faces the Pacific Ocean.
Naginata, Japonya'nın geleneksel dövüş sanatlarından biridir.Naginata is one of Japan's traditional martial arts.
7 Şubat Japonya'da Kuzey Bölgesi Günü'dür.February 7th is Northern Territories Day in Japan.
Japonca bilgim oldukça zayıftır.My knowledge of Japanese is rather poor.
Ben bir Japon armudu yiyorum.I'm eating a Japanese pear.
Tom bir yerli Japonca konuşuru ile Japonca çalışmak istedi.Tom wanted to study Japanese with a native Japanese speaker.
Tom bir Japon vatandaşı değil.Tom isn't a Japanese citizen.
Tom Japon sanatı hakkında çok bilgili.Tom is very knowledgeable about Japanese art.
Tom Japonca öğrenmeli çünkü gelecek yıl Japonya'ya gidecek.Tom has to learn Japanese because he's going to Japan next year.
Tom iyi bir Japonca-İngilizce sözlüğe sahip değil.Tom doesn't have a very good Japanese-English dictionary.
Tom'un Japonya'yı ziyaret etmeye paraca gücü yetmez.Tom can't afford to visit Japan.
Tom Japonya'yı ziyaret etmek için zaman ayıramaz.Tom can't afford the time to visit Japan.
Tom Japonca eğitimi için Japonya'ya geldi.Tom came to Japan to study Japanese.
Tom üç yıl önce Japonya'ya geldi ve o zamandan beri burada yaşamaktadır..Tom came to Japan three years ago and has been living here ever since then.
Tom ilk kez üç yaşındayken Japonya'ya geldi.Tom came to Japan for the first time when he was three.
Tom sekiz buçuk yıl önce ailesiyle birlikte Japonya'ya geldi.Tom came to Japan eight and a half years ago with his parents.
Tom bir çocukken Japonya'ya geldi.Tom came to Japan as a child.
Tom Japonya'da yapılmış bir kamera satın aldı.Tom bought a camera that was made in Japan.
Tom bir Japon vatandaşı oldu.Tom became a Japanese citizen.
Tom'un annesinin Japon olduğunu asla bilmiyordum.I never knew Tom's mother was Japanese.
Tom ve Mary Japonya etrafında seyahat etti.Tom and Mary traveled around Japan.
Yabancı, anadiliymiş gibi Japonca konuşuyor.The foreigner speaks Japanese as if it were his native language.
O, Japonya'ya çocuk olarak geldi.She came to Japan as a child.
Japonca konuşamam.I can't speak Japanese.
Bana bir Japon oyuncak bebeği gönderiyorsun, değil mi?You are sending me a Japanese doll, right?
Japonya'da birçok kaplıcalar vardır.In Japan, there are lots of hot springs.
Japonya'da birçok kaplıca var.In Japan, there are many hot springs.
Japonya'da pek çok kaplıca vardır.In Japan, there are many hot springs.
Bizim Japonya'da yediğimiz armutlar neredeyse elmaya benziyorlar.The pears we eat in Japan look almost like apples.