Japonya'da yediğimiz armutlar neredeyse elmaya benziyorlardı.The pears we eat in Japan look almost like apples.
Japonlar uyumaya gitmeden önce sıcak suda sırılsıklam olmayı severler.Japanese like to soak in hot water before going to sleep.
Ağustos ayında, arkadaşlarımla Japonya'ya gidiyorum.In August, I'm going to Japan with my friends.
Bu, Japonya'daki en derin göldür.This is the deepest lake in Japan.
Yoko bir Japon ismidir.Yoko is a Japanese name.
Tom Japonca eğitimi için Japonya'ya gitti.Tom went to Japan to study Japanese.
Tom Japon yemeklerini seviyor gibi görünüyor.Tom seems to like Japanese food.
Tom Japonya'yı ziyaret ettiğinde her yerde otomatik satış makinaları gördü.Tom saw vending machines everywhere when he visited Japan.
Tom Japon yiyeceğini çok seviyor.Tom likes Japanese food a lot.
Tom üç yaşında iken ilk kez Japonya'ya geldi.Tom first came to Japan when he was three years old.
Tom Japon yiyeceğini sevmiyor.Tom doesn't care for Japanese food.
Tom şu anda Japonya'da İngilizce öğretiyor.Tom currently teaches English in Japan.
Tom Avustralya'dan Japonya'ya geldi.Tom came to Japan from Australia.
Tom dün ilk kez Japon-usulü bir kahvaltı yedi.Tom ate a Japanese-style breakfast for the first time yesterday.
Bazı insanlar, Japonya'nın erkek egemen bir toplum olduğunu söylüyorlar.Some people say Japan is a male-dominated society.
Japonya'da uygun bir dükkân bulmak için asla çok uzağa gitmek zorunda değilsin.In Japan, you never have to go too far to find a convenience store.
Japonya'da hala bazen birinin abaküs kullandığını görüyoruz, ancak eskisi kadar sık değil.In Japan, we still sometimes see someone use an abacus, but not as often as we used to.
Çoğu büyük Japon firması ihracata bağımlıdır.Most big Japanese firms depend on exports.
New York'ta birçok Japon restoranı vardır.In New York there are a lot of Japanese restaurants.
Japonya'daki büyük depremi duydun mu?Did you hear about the big earthquake in Japan?
Japon folklöründe, bakenekolar büyülü güçleri olan kedilerdir.In Japanese folklore, bakeneko are cats with magical powers.
Japon dili hakkında ne düşünüyorsun?What do you think about the Japanese language?
Japonca'nın, öğrenmesi zor bir dil olduğu sık sık söylenir.It's often said that Japanese is a difficult language to learn.
O Japon mu?Is he Japanese?
O kadın Japon mu?Is she Japanese?
Birlikte Japonya'ya dönelim.Let's return to Japan together.
Biz sık sık Japonya ile İngiltereyi karşılaştırırız.We often compare Japan to England.
26 Eylül 1959'da, Japonya'nın kaydedilen tarihinde en güçlü tayfun Nagoya'yı vurdu.On September 26, 1959, the strongest typhoon in Japan's recorded history hit Nagoya.
Tom Japon yiyecekleri yemeğe alışkın değildi.Tom was not used to eating Japanese food.
O Japondur.She is Japanese.
Ne derseniz deyin Japon Anglisizmi Japoncadır.No matter what you say, Japanese Anglicisms are Japanese.
Japonya'da tanıştığımız için memnunum.I am pleased to meet you in Japan.
Japon takımı bu yarışma için altın madalya kazandı.The Japanese team won the gold medal for this competition.
Sen ne dersen de waseieigo Japoncadır.No matter what you say, waseieigo is Japanese.
Japon kırsal köylerinin çok değiştiği söylenir.It is said that Japanese rural villages had changed a lot.
Japonya her tarafından okyanus ile çevrili bir ülkedir.Japan is a country that is surrounded on all sides by the ocean.
Ben biraz Japonca anlıyorum.I understand Japanese a little.
Biraz Japonca konuşuyorum ama henüz onda iyi değilim.I speak Japanese a little, but I'm not good at it, yet.
Japonya'ya seyahatimizi iptal etmeliyiz.We have to cancel our trip to Japan.
Ben Amerikalıyım değilim ama biraz Japonca konuşabilirim.I'm American, but I can speak Japanese a little.
Japonya'nın ekonomisi hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of Japan's economy?
Japonya'da Kyoto ve Nara gibi güzel şehirler vardır.In Japan there are beautiful cities, for example Kyoto and Nara.
Japon bahçelerinin genellikle göletleri vardır.Japanese gardens usually have ponds.
Ancak, Japonca sürümün doğrudan çevirisidir.However, it is a direct translation of the Japanese version.
Benim Panulirus japonicus'a alerjim var.I'm allergic to Panulirus japonicus.
Japon dikenli ıstakoz'una alerjim var.I'm allergic to Japanese spiny lobster.
Kyoto Japonya'nın eski başkentidir.Kyoto is the former capital of Japan.
Japonya'da bebek mamasında radyoaktif sezyum saptandı.In Japan, radioactive cesium was detected in baby formula.
Kanji öğrenmeden Japonca öğrenemeyiz.We can not learn Japanese without learning Kanji.
O sadece Japonya'da değil, dünya çapında da ünlü bir fizikçi.He's a famous physicist not only in Japan, but throughout the world.
O, dağcılıktan hoşlanır ve Japonya'nın dağlarını oldukça iyi bilir.He likes mountaineering and knows the mountains of Japan quite well.
Japonca kelime "Tatoeba" "Örneğin" anlamına gelir.The Japanese word "tatoeba" means "for example."
Dört Japonya'da şanssız bir rakamdır.Four is an unlucky number in Japan.
Eğer o bir nedenle Japonya'ya gelirse, Jane çok mutlu olur.If for some reason she came to Japan, Jane would be very happy.
Jenny Japonca eğitimi aldığı için Japoncada sorun yaşamadı.Since Jenny had studied Japanese, she had no trouble in Japan.
Japonya'nın saldırısı Amerika Birleşik Devletleri'ni savaşın içine çekmişti.Japan's attack had brought the United States into the war.
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde doğdu ve Japonya'da büyüdü.She was born in the United States and grew up in Japan.
O hem Japonya'da hem de Amerika Birleşik Devletlerinde iyi tanınmaktadır.She is well known both in Japan and in the United States.
Biz bu ürünü Japonya'da dağıtmak isteriz.We would like to distribute this product in Japan.
Mary Japonya'ya gidebilmek için para biriktiriyor.Mary is saving money so she can go to Japan.