O, iki yıllığına Japonya'daydı.He has been in Japan for two years.
O, iki yıl önce Japonya'ya geldi.He came to Japan two years ago.
Nisanda o, Japonya'dan ayrılacak.He will leave Japan in April.
Mayıs ayı ortasında Japonya'ya dönecek.He will come back to Japan in the middle of May.
O, yedi yıl önce Japonya'ya geldi.He came to Japan seven years ago.
O, Kaliforniya Üniversitesinde Japon edebiyatı üzerine bir dizi konferans verdi.He gave a series of lectures on Japanese literature at UCLA.
Bir gün Japonya'ya dönecek.He will return to Japan some day.
Japonya'da, öğrencilerin özverili ve grup merkezli olması gerekiyor.In Japan, students are supposed to be selfless and group-centered.
O sık sık Japonya'daki ebeveynlerine yazar.He often writes to his parents in Japan.
Fransızcayı Japoncaya çevirdi.He translated French into Japanese.
O, Japonya'nın Edison'udur.He is the Edison of Japan.
Avrupa'ya gitmek için japonya'dan ayrıldı.He left Japan for Europe.
O sonsuza dek Japonya'ya terk etti.He left Japan for good.
Onun Japonya hakkında düzinelerce kitabı var.He has dozens of books about Japan.
O, masanın üstündeki İngilizce-Japonca sözlüğe uzandı.He reached for an English-Japanese dictionary on the desk.
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyüdü fakat onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, Birleşik Devletler'de büyüdü fakat onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, ABD'de büyüdü fakat onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyüdü ama onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyüdü lâkin onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, Amerika'da büyüdü fakat onun ana dili Japonca.He was raised in the States, but his mother tongue is Japanese.
O, Japoncadan hoşlanır ve o konuda iyidir.He likes Japanese, and he's good at it.
O tamamen Japondur.He is Japanese to the bone.
Uzayda seyahat eden ilk Japondur.He is the first Japanese that traveled in space.
O, dün Japonya'ya vardı.He arrived in Japan yesterday.
O kendini Japonya'nın bir Edison'ı olarak adlandırdı.He called himself an Edison of Japan.
O doğuştan Japon.He is Japanese by birth.
Geçen hafta Japonya'ya geldiğini söyledi.He said he had come to Japan the previous week.
O, üniversiteden mezun olduktan sonra Japon'yaya döndü.He returned to Japan after graduating from college.
Başkanken Japonya'yı ziyaret etti.He visited Japan while he was President.
O sadece Japonya'ya ABD Büyükelçisi olarak atandı.He has just been appointed the U.S. Ambassador to Japan.
O, tipik bir Japon sitili evde yaşadı.He lived in a typical Japanese-style house.
O tipik bir Japon.He is a typical Japanese.
Kendisi Japonya'daki en meşhur şarkıcılardandır.He is one of the most famous singers in Japan.
Japonya'daki en ünlü şarkıcılardan biridir.He is one of the most famous singers in Japan.
O, Japonya'daki en tanınmış şarkıcılardan biridir.He is one of the most famous singers in Japan.
O, Japonya'da da çok ünlüdür.He is also very famous in Japan.
Kendisi Japonya'daki en meşhur bilim adamlarındandır.He is one of the greatest scientists in Japan.
Japonya'daki en büyük bilim adamlarından biridir.He is one of the greatest scientists in Japan.
Resimlerini Japonya'da sergilemeyi düşünüyor.He hopes to exhibit his paintings in Japan.
Japonya'da ünlü popüler bir şarkıcıdır.He's a famous popular singer in Japan.
Japonya hakkında çok şey bilmez.He doesn't know a lot about Japan.
O, Japonya'ya geri döndü.He went back to Japan.
O, Japonya'da ne kadar uzun kalırsa Japoncası o kadar iyi olur.The longer he stays in Japan, the better his Japanese gets.
O, Japonya'daki bir Edison'dur.He is an Edison in Japan.
Onun Japonya hakkında her şeyi bildiğini düşündüm.I thought that he knew everything about Japan.
Japonya'daki en büyük sanatçılardan biridir.He is one of the greatest artists in Japan.
O Japon diniyle ilgili iyi bir bilgiye sahiptir.He has a good knowledge of Japanese religion.
O Japonca bir romanı Fransızcaya çevirmiştir.He translated a Japanese novel into French.
O bir Japon çocuk.He is a Japanese boy.
O, Japonya'nın içişleri hakkında iyi bir bilgiye sahip.He has a good knowledge of the internal affairs of Japan.
Japon kültürüne aşinadır.He is familiar with Japanese culture.
O, okullarda kullanım için bir Japon folklor antolojisi derledi.He compiled a Japanese folklore anthology for use in schools.
Japon tarihi ile çok fazla ilgilenmektedir.He is very much interested in Japanese history.
Amerika'ya gitmek için Japonya'dan ayrıldı.He left Japan for America.
O asla geri dönmemek üzere Japonya'dan ayrıldı.He left Japan never to come back.
Japonya yoluyla Hindistan'a gitti.He went to India by way of Japan.
O, Japonca konuşabilir mi?Can he speak Japanese?
Japon diline çok ilgi duyuyor.He's very much interested in the Japanese language.
Onun sadece yüzeysel bir Japonca bilgisi vardır.He has only a superficial knowledge of Japanese.