Ana içeriğe geç
Sözlük

japon ile cümle

japon kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onlara nasıl Japonca konuşulacağını öğretmektedir.He teaches them how to speak Japanese.
O, Japonca'yı çok iyi konuşur.He speaks Japanese very well.
Her zaman Japonca eğitimi almak istedi.He always wanted to study Japanese.
O Japonca konuşabiliyor.He is able to speak Japanese.
O, Japonya tarihine iyice aşina oldu.He got well acquainted with the history of Japan.
O Japonya'da iş liderlerinden biridir.He is one of the business leaders in Japan.
O, Japon değildir.He is not Japanese.
O, bir Japon otomobiline sahiptir.He has a Japanese car.
Onun Japon malı bir arabası var.He has a Japanese car.
O, Japonya'da iken kasaba kasaba dolaştı.He went about from town to town while he was in Japan.
O, Japon kültürünün takdir eder.He appreciates Japanese culture.
O, bir Japon edebiyatı öğrencisidir.He's a student of Japanese literature.
O şüphesiz Japonya'daki en başarılı iş adamlarından biridir.He is without doubt one of the most successful businessmen in Japan.
Onların yaptığı araştırmalar, Amerikalıların Japonya ile ilgilenmediğini gösteriyor.The research done by them shows that Americans are not interested in Japan.
Onlar Japonya'ya geldiğinden beri beş yıl oldu.It is five years since they came to Japan.
Onlar arkaya arkaya üç yıl Japonya Kupasını kazandılar.They won the Japan Cup three years in succession.
Ertesi gün Japonya'dan ayrılacaklardı.They were leaving Japan the next day.
Onlar Japonya'da yerleştiler.They settled in Japan.
Onlar Japonya'ya geldiğinden beri beş yıl geçti.Five years have passed since they came to Japan.
Japon vatandaşı oldular.They became citizens of Japan.
Onlar Japon mu Çinli mi?Are they Japanese or Chinese?
Onlar Japon mu?Are they Japanese?
Onlar yarın Japonya'dan ayrılıyorlar.They are leaving Japan tomorrow.
Onun babası Japondur.Her father is Japanese.
Amerika'da doğdu ve Japonya'da büyüdü.She was born in America and grew up in Japan.
Bir ölçüde Japonca konuşur.She speaks Japanese to some extent.
O, mektubu Japoncadan Fransızcaya çevirdi.She translated the letter from Japanese into French.
O, kitabı Japoncadan İngilizceye çevirdi.She translated the book from Japanese into English.
O, evde Japonca konuşmaz.She doesn't speak Japanese at home.
O geçen sene Japon kültürüyle ilk defa temas kurdu.She first came into contact with Japanese culture last year.
O, geçen yıl Japonya'nın dışındaydı.She was out of Japan last year.
O, bizim için bir Japon şarkısı söyledi.She sang a Japanese song for us.
O gençken, kahveyi Japon çayına tercih ederdi.When she was young, she preferred coffee to Japanese tea.
O hem Japonya'da hem de Amerika'da iyi tanınmaktadır.She is well known both in Japan and in America.
O, Japonya'da kalıyorken sık sık Kyoto'yu ziyaret etti.While she was staying in Japan, she often visited Kyoto.
O, Japonya'dayken kamera aldı.While in Japan, she bought the camera.
Japon tarihine aşinadır.She is familiar with Japanese history.
O Japonca konuşabilir.She can speak Japanese.
Sadece bir kaç saat Japonca dersler alabilir.She could only take Japanese lessons for a few hours.
O, Japoncayı iyi konuştu.She spoke Japanese well.
O ilk Japon kadın astronot olacak.She will be the first Japanese woman astronaut.
Akşam yemeğinden sonra Japonca çalıştı.She studied Japanese after dinner.
O, Japon giysilerin içinde daha iyi görünüyor.She looks better in Japanese clothes.
Biwa Gölü Japonya'da en büyük göldür.Lake Biwa is the largest lake in Japan.
Japonya'da gayrimenkul fiyatları anormal bir biçimde artıyor.The price of real estate has been rising abnormally in Japan.
Fuji dağı Japonya'da en ünlü dağdır.Mt. Fuji is the most famous mountain in Japan.
Fuji dağı, Japonya'daki başka herhangi dağdan daha yüksektir.Mt. Fuji is higher than any other mountain in Japan.
Japonya'daki hiçbir dağ, Fuji dağı kadar yüksek değildir.No other mountain in Japan is as high as Mt. Fuji.
Babam Almanca mektubu Japoncaya çevirdi.Father translated the German letter into Japanese.
Babam Fransızca belgeyi Japoncaya çevirdi.Father translated the French document into Japanese.
Baba son zamanlarda Japonya'ya geri geldi.Father has recently come back to Japan.
Yukichi Fukuzawa Batı fikirlerini Japonya'ya tanıttı.Yukichi Fukuzawa introduced Western ideas into Japan.
Budizm 538 yılında Japonya'ya tanıtıldı.Buddhism was introduced into Japan in 538.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Başkanı şimdi Japonya'da .The President of the United States is now in Japan.
Ticaret ortakları, ticaret politikasını açıklığa kavuşturmak için Japonya'ya dayanıyor.Trading partners are leaning on Japan to clarify its trade policy.
Kitaplıkta İngilizce-Japonca bir sözlük var mı?Is there an English-Japanese dictionary on the bookshelf?
Japon çocuklar gerçekten güneşi kırmızıya mı boyuyor?Do Japanese children really paint the sun red?
Her yıl bir sürü yabancı Japonya'yı ziyaret eder.A lot of foreigners visit Japan every year.
Biz yarın sabah Japonya'dan ayrılıyoruz.We are leaving Japan tomorrow morning.
Kiso Nehrine sık sık Japonya'nın Ren'i denir.The Kiso River is often called the Rhine of Japan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod