Küçük, izole bir grubu Türkiye'nin doğusunda bulunur.Невелика ізольована популяція мешкає в східній Туреччині.
Evinizi iyice izole edin.Розходьтеся спокійно по домах!
Dimer Al2H6, katı hidrojen içinde izole edilmiştir.Частково розчиняється в H2SO4 при нагріванні.
Bazen bu dil, Christopher Ehret'in fikrini takiben, izole bir dil olarak tanımlanır.Podle názoru Christophera Ehreta je to jazyk izolovaný.
Bu durum izole singularity olarak adlandırılır.Taková matice se nazývá singulární.
Evinizi iyice izole edin.Běž si uklidit pokoj!
Bu madde, 1918’de içinden ergotamin izole edilen fungus ergo idi.Šlo o druh houby zvané námel, z níž byl v roce 1918 izolován ergotamin.
Elamca, izole bir dildir.Nivchština je izolovaný jazyk.
Davy, Oerstedt ve Berzelius bu metali izole etmeye çalıştılarsa da başaramadılar.Davy, Oerstedt și Berzelius au încercat să extragă acest metal, dar fără succes.
Alman direnişi küçük ve genellikle izole gruplardan oluşuyordu.Rezistența germană a fost constituită din grupuri mici și de cele mai multe ori izolate.
İttifak, Şansölye Otto von Bismarck'ın Fransa'yı diplomatik olarak izole etme planlarının bir parçasıydı.Alianța a făcut parte din planul cancelarului german Otto von Bismarck de a izola diplomatic Franța.
KKA, izole bir bulgu olabilir.Acea entitate poate fi, de exemplu, un ISP.
Evinizi iyice izole edin.Construiți, așadar, propria voastră lume.
Dikkatli yapılan testlere rağmen neden olan ajanlar vakaların yaklaşık yarısında izole edilemeyebilir.Agentul cauzal nu poate fi izolat în aproximativ jumătate dintre cazuri, în pofida unor teste atente.
Hastalığa neden olan virüs ilk kez 1947’de izole edilmiştir.Virusul care cauzează boala a fost prima oară identificat în anul 1947.
Bu hızlı ilerleme Courland'de savaşan Kuzey Ordular Grubu'nu izole etti.Avansarea rapidă a izolat unitățile Grupului de Armate Nord care luptau în Curlanda.
NGC 7332 ve NGC 7339, dinamik bir izole ikili sistemdir ve muhtemelen birbirlerinin yörüngesindedirler.NGC 3132, Caldwell 74 sau Nebuloasa Optul Explodat este o nebuloasă planetară situată în constelația Velele.
Radon ise radyum bileşiklerinin radyoaktif bozunmasından izole edilir.A radont a rádiumvegyületek radioaktív bomlásából nyerik.
Bir tuşa basmanın Klasik uygulamada beklenmedik tekrarlı olabilecek olan izole bir sorunu giderir.Csak arra figyeltem, hogy jó állapotban maradjanak a gumijaim, ha esetleg valami váratlan esemény történne.
1824 yılında ise Jons Jakob Berzelius tarafından izole edilmiştir.Először 1815-ben Jöns Jakob Berzelius izolálta.
Birkaç hafta içinde, kırsal Yahudiler Yahudi olmayan nüfustan tamamen izole edildi.A vidéki zsidóságot néhány hét alatt teljesen elszigetelték a nem zsidó lakosságtól.
Bu durum izole singularity olarak adlandırılır.Tällaista ominaisuutta kutsutaan isogoniseksi.
Bu sebeple hasta izole edilmeli ve tedavisine hemen başlanılmalıdır.Siksi on tärkeää, että tauti diagnosoidaan ja asianmukainen hoito aloitetaan mahdollisimman varhain.
İlk defa Akdeniz istiridyesinden izole edilmiştir.Hyaluronaani on ensimmäisen kerran eristetty lasiaisesta.
1936'da tiyamin molekülünün yapısını saptadı, ancak bu molekülü ilk kez izole eden kişi değildi.Το 1936 προσδιόρισε τη μοριακή δομή της θειαμίνης, αν και δεν ήταν ο πρώτος που την απομόνωσε.
Davy, Oerstedt ve Berzelius bu metali izole etmeye çalıştılarsa da başaramadılar.Οι Ντέιβυ, `Ερστεντ και Μπερτσέλιους προσπάθησαν να εξαγάγουν αυτό το μέταλλο, αλλά απέτυχαν.
Hastalığa neden olan virüs ilk kez 1947’de izole edilmiştir.Ο ιός που προκαλεί την ασθένεια απομονώθηκε για πρώτη φορά το 1947 .
Sistematik bir şekilde şehri herhangi bir destekten izole etti.Αντίθετα, προτεινόταν ο συστηματικός στραγγαλισμός της πόλης.
Bugün ise daha çok izole dil olarak sınıflandırılmaktadır.Σήμερα κατατάσσεται ως διάλεκτος της οξιτανικής γλώσσας.
Topraktan izole edilmiştir.Καταγόταν από την Ισαυρία.
Bundan ancak 25 yıl sonra helyum yeryüzünde izole edilebildi.Έπειτα με κρέμασαν ανάποδα εικοσιτέσσερις ώρες σε αυτήν την καρυδιά.
İzlanda, coğrafi olarak Avrupa'dan dışlanmış gibi görünse de, İzlanda hiçbir zaman izole kalmamıştır.Ωστόσο,επειδή στην Ισλανδία συνήθως σχηματίζονται κυβερνήσεις συνασπισμού, δεν ήταν πάντοτε στην εξουσία.
Alman direnişi küçük ve genellikle izole gruplardan oluşuyordu.Den tyske modstandsbevægelse bestod af små og ofte isolerede grupper.
1936'da tiyamin molekülünün yapısını saptadı, ancak bu molekülü ilk kez izole eden kişi değildi.I 1936 bestemte han den molekylære struktur af thiamin, selv om han ikke var den første der isolerede det.
Bundan ancak 25 yıl sonra helyum yeryüzünde izole edilebildi.Først 25 år senere blev helium opdaget på Jorden.
Bundan ancak 25 yıl sonra helyum yeryüzünde izole edilebildi.25 år senere ble helium isolert på jorden.
Yine de nikotinik asiti (diğer adıyla niyasin veya B3 vitamini) izole eden ilk kişiydi.Han var den første som isolerte niacin eller vitamin B3.
Evinizi iyice izole edin.Altså Kollr sin plass.
Bu madde, 1918’de içinden ergotamin izole edilen fungus ergo idi.Bahan ini adalah ergot yang darinya ergotamin diisolasi pada 1918.
S. pombe 1893'te Paul Lindner tarafından Doğu Afrika'da darı birasından izole edilmiştir.Khamir fisi diisolasi pada tahun 1893 oleh Paul Lindner dari bir millet Afrika Timur.
Bu süreç içinde, son derece radyoaktif element olan izole edilmiş radyumla çalıştı.Dalam prosesnya, mereka mengisolasi unsur radium yang sangat radioaktif.
Radon ise radyum bileşiklerinin radyoaktif bozunmasından izole edilir.Radon terbentuk dari penguraian radium.
Bazen izole dillerden olan Zunice de bu gruba dahil edilir.Bahasa Iberia yang sudah punah juga kadang dimasukkan ke dalam rumpun bahasa ini.
Evinizi iyice izole edin.Memelihara kerukunan dalam rumah tangga.
Pacepa'nın ilticası sonrasında, ülke daha fazla izole edildi ve ekonomik büyüme aksadı.Sau vụ đào tẩu của Pacepa, nước này bắt đầu trở nên cô lập hơn và phát triển kinh tế cũng giảm sút.
Bundan ancak 25 yıl sonra helyum yeryüzünde izole edilebildi.Mãi 25 năm sau, heli mới được phân lập trên Trái Đất.
Poliovirüs ilk olarak 1909'da Karl Landsteiner ve Erwin Popper tarafından izole edilmiştir.ポリオウイルスは1909年にカール・ラントシュタイナーとErwin Popperの2人によって初めて分離された。
Bugün ise daha çok izole dil olarak sınıflandırılmaktadır.そのため、現在では孤立した言語に分類される。
Evinizi iyice izole edin.家で散財しよ。
Genç bir kovboy, açık bir arazide izole halde bulunan bir bankayı soymak ister.若いカウボーイが、草原に孤立する銀行へ強盗に入ると、そこには老人の銀行員が一人いるだけである。
Ardından ürünler manyeto optik tuzak (MOT) tarafından izole edildi.後に功績により屈蛇侯の爵位を受けた。
Bu sürüklenme boyunca çok sayıda operasyon ve ekipman odaları, her biri izole oda olmak üzere, bulunmaktadır.ドリフトに沿って、多くの操作室や設備室があり、すべてクリーンルーム設備の中にある。
Düzlemsel olarak gösterilen monomerik AlH3, katı bir soy gaz matrisinde düşük sıcaklıkta izole edilmiştir.単量体のAlH3は、固体の希ガスマトリックス内の低温条件下で単離したところ平面形であることが示された。
Oktopin ismini ilk kez 1927' de izole edildiği Octopus octopodia' dan alır.1927年に初めて単離されたマダコ(Octopus octopodia)に因んで命名された。
Sistematik bir şekilde şehri herhangi bir destekten izole etti.市は絶えず外敵の侵入を受けた。
Evinizi iyice izole edin.家中經營點心屋。
İkili kahverengi cüce olan WISE 1049-5319'dan sonra bilinen en yakın izole L-tipi kahverengi cücedir.在發現WISE 1049-5319以前距離南門二最近的恆星系統是太陽系。
Bu süreç içinde, son derece radyoaktif element olan izole edilmiş radyumla çalıştı.在这个过程中,他们分离出有高度放射性的镭元素。
Atom bombalarında kullanılmak üzere uranyum izole etmekte kullanılan ekipman üzerinde çalıştı.他還曾在原子彈設備上使用分離鈾。
Hastalığa neden olan virüs ilk kez 1947’de izole edilmiştir.지카열을 일으키는 바이러스는 1947년에 처음으로 분리되었다.