Poliovirüs ilk olarak 1909'da Karl Landsteiner ve Erwin Popper tarafından izole edilmiştir.Il primo poliovirus è stato isolato nel 1909 da Karl Landsteiner e Erwin Popper.
İzlanda, coğrafi olarak Avrupa'dan dışlanmış gibi görünse de, İzlanda hiçbir zaman izole kalmamıştır.Benché geograficamente separata dall'Europa, l'Islanda non fu mai isolata.
M51 Grubu'nun bir üyesidir ama diğer gökadalardan nispeten izole durumdadır.Fa parte del Gruppo di M51, anche se è relativamente distante dalle altre galassie di quest'ammasso.
Pacepa'nın ilticası sonrasında, ülke daha fazla izole edildi ve ekonomik büyüme aksadı.Dopo la defezione di Pacepa, il paese si isolò e la crescita economica si arrestò.
Düzlemsel olarak gösterilen monomerik AlH3, katı bir soy gaz matrisinde düşük sıcaklıkta izole edilmiştir.Unità monomeriche CuBr2 esistono in fase gassosa ad alta temperatura.
Ambler, izole bir köy olarak sınıflandırılır.Alcan è classificato come un villaggio isolato.
Dimer Al2H6, katı hidrojen içinde izole edilmiştir.Solubile in H2SO4 concentrato a caldo.
Ancak üç yıldır, ülkenin ikinci büyük kenti büyük futboldan izole edilmiştir.A distanza di tre mesi pubblica il secondo singolo Capovolgo il mondo.
Bundan itibaren fiziksel ayırt edilebilir kavramlar matematiksel karmaşıklıkta izole edilmiştir.Le distanze tra i pianeti risultano quindi regolate da precisi rapporti matematici.
Poliovirüs ilk olarak 1909'da Karl Landsteiner ve Erwin Popper tarafından izole edilmiştir.Полиовирус был впервые выделен в 1909 году Карлом Ландштейнером и Эрвином Поппером.
Bu sebeple hasta izole edilmeli ve tedavisine hemen başlanılmalıdır.В этом случае его следует изолировать от общества и начать лечить.
S. pombe 1893'te Paul Lindner tarafından Doğu Afrika'da darı birasından izole edilmiştir.S. pombe были выделены в чистую культуру в 1893 году Линднером из восточноафриканской бузы.
Kampüsün güney kenarında 300.000 feet kare (28.000 m²) olan iki büyük bina meraklı gözlerden izole ediliyor.Два больших здания площадью 28 000 м2 в южной части кампуса построены вдалеке, чтобы не попадаться на глаза.
Atom bombalarında kullanılmak üzere uranyum izole etmekte kullanılan ekipman üzerinde çalıştı.Он также работал с оборудованием, ранее используемым для изолирования урана, для применения в атомных бомбах.
Bu madde, 1918’de içinden ergotamin izole edilen fungus ergo idi.Это был гриб спорынья, из которого в 1918 году был выделен эрготамин.
Simon kayıtsız dünyada izole varlığını tırmalamayan, ürkek bir adamdır.Боб — беззащитное существо, неспособное самостоятельно выжить в агрессивном мире.
Bundan ancak 25 yıl sonra helyum yeryüzünde izole edilebildi.А всего-то 25 лет назад мы могли делать вот так.
Evinizi iyice izole edin.Расходитесь скорее по домам.
Küçük, izole bir grubu Türkiye'nin doğusunda bulunur.Есть данные о небольшой популяции на востоке Турции.
Uygulamaya bağlı olarak, bileşenlerden biri veya her ikisi de izole edilebilir.واعتمادًا على هذا التطبيق، يمكن عزل إما أحد المركبين أو كلاهما.
M51 Grubu'nun bir üyesidir ama diğer gökadalardan nispeten izole durumdadır.وهو يعتبر عضوا في مجموعة M51 على الرغم من أنه في الواقع معزول نسبيا عن المجرات الأخرى.
Bu süreç içinde, son derece radyoaktif element olan izole edilmiş radyumla çalıştı.أثناء ذلك قاموا بعزل عنصر الراديوم وهو عنصر ذو نشاط اشعاعي عالٍ.
Poliovirüs ilk olarak 1909'da Karl Landsteiner ve Erwin Popper tarafından izole edilmiştir.تم عزل فيروس شلل الأطفال لأول مرة في عام 1909 من قبل كارل لاندستاينر وإروين بوبر.
1950'lerde ilk kez Streptomyces krestomuceticus'tan izole edilmiştir.ولأول مرة عزل من السبحية krestomuceticus في 1950s.
Bundan ancak 25 yıl sonra helyum yeryüzünde izole edilebildi.لكنها لم تصبح معزولة إلا قبل 25 مليون سنة من الآن.
Bundan itibaren fiziksel ayırt edilebilir kavramlar matematiksel karmaşıklıkta izole edilmiştir.ومن هذا، تم عزل ملحوظة المفاهيم الفيزيائية من التعقيد الرياضى.
Yine de nikotinik asiti (diğer adıyla niyasin veya B3 vitamini) izole eden ilk kişiydi.وكان هو أول من فصل حمض النيكوتينيك ( يطلق عليه أيضًا النياسين أو فيتامين ب3).
1950'lerde ilk kez Streptomyces krestomuceticus'tan izole edilmiştir.Foi isolado pela primeira vez de Streptomyces krestomuceticus em 1950.
Özellikle fiziksel vakumdaki izole edilmiş kuarkın enerjisi iyi tanımlanmış ve sonlu çıkar.Em particular, a energia de um quark isolado no vácuo físico que resulta é definida e finita.
Poliovirüs ilk olarak 1909'da Karl Landsteiner ve Erwin Popper tarafından izole edilmiştir.O poliovírus foi isolado em 1908 por Karl Landsteiner e Erwin Popper.
Hastalığa neden olan virüs ilk kez 1947’de izole edilmiştir.O vírus que causa a doença foi isolado pela primeira vez em 1947.
Oktopin ismini ilk kez 1927' de izole edildiği Octopus octopodia' dan alır.Octopina recebe seu nome do molusco Octopus octopodia do qual ele foi pela primeira vez isolado em 1927.
S. pombe 1893'te Paul Lindner tarafından Doğu Afrika'da darı birasından izole edilmiştir.Foi isolada pela primeira vez em 1893 por Paul Lindner a partir da cerveja de milhete da África Oriental.
Simetrik olmayan başlangıçlar simetrik olma eğilimi ile izole edilmiş küçük alt kalıplardır.Pequenos subpadrões isoladas sem simetria inicial tendem a se tornar simétricos.
Radon ise radyum bileşiklerinin radyoaktif bozunmasından izole edilir.O radônio é isolado a partir do decaimento radioativo de compostos de rádio.
İzlanda, coğrafi olarak Avrupa'dan dışlanmış gibi görünse de, İzlanda hiçbir zaman izole kalmamıştır.Apesar da sua separação física da Europa, a Islândia nunca se isolou.
İlk defa 1860'ta koka yapraklarından kokain Wöhler tarafından izole edilmiştir.Só em 1860 é que a cocaína foi pela primeira vez isolada.
Fiziksel durumuna ve komplikasyonlarına rağmen, kendisini bir huzurevinde dış dünya'dan izole etti.Deprimido em suas complicações familiares e físicas, ele se isolou em uma casa de repouso.
Ginkgolidlerin izole edilmesi zahmetli bir işlemdir ve endüstriyel olarak Ginkgolid üretimi yapılamamaktadır.A proteína texturizada de soja não é um produto possível de ser produzido domesticamente.
Davy, Oerstedt ve Berzelius bu metali izole etmeye çalıştılarsa da başaramadılar.Davy, Oerstedt, en Berzelius probeerden dit metaal te extraheren, maar dit mislukte.
Bundan ancak 25 yıl sonra helyum yeryüzünde izole edilebildi.Pas 25 jaar later werd helium ook op Aarde geïsoleerd.
Weller kızamıkçık patojenini izole etmeyi başaran ilk bilim adamıydı.Camper was de eerste die een chirurgische polikliniek opende.
Serin, ilk olarak ipek proteinlerinden 1865 yılında izole edilmiştir.Het aminozuur werd voor het eerst geïsoleerd in 1865 uit proteïnen in zijde.
1940 yılında Philip Abelson ile birlikte Neptünyum elementini izole etmeyi başarıp keşifini kanıtlamıştır.In 1940 maakte hij samen met Philip Abelson de ontdekking bekend van het eerste element zwaarder dan uranium.
Özellikle fiziksel vakumdaki izole edilmiş kuarkın enerjisi iyi tanımlanmış ve sonlu çıkar.W szczególności, energia izolowanego kwarku w próżni fizycznej staje się dobrze zdefiniowana i skończona.
Bugün ise daha çok izole dil olarak sınıflandırılmaktadır.Dziś uważa się go za język izolowany.
S. pombe 1893'te Paul Lindner tarafından Doğu Afrika'da darı birasından izole edilmiştir.S. pombe zostały wyizolowane w 1893 przez Lindera z afrykańskiego piwa warzonego z prosa.
Etkileşen gökadalarda, izole olmuş gökadalara oranla CO ışımalarından 4-5 kat daha fazla gaz ölçülmektedir.Obszary równikowe otrzymują od 4 do 5 razy więcej energii cieplnej niż obszary okołobiegunowe.
1950'lerde ilk kez Streptomyces krestomuceticus'tan izole edilmiştir.Po raz pierwszy został wyizolowany w 1951 roku ze szczepu Streptomyces lasaliensis.
Transfer şalteri jenaratörü (yedek güç üreteci) elektrik şebekesinden jeneratör çalışırken izole eder.Izoluje także agregat od zasilania sieciowego, gdy pracuje.
Yahudi diyasporasından izole olmalarına karşı asırlar boyunca geleneklerini devam ettirdiler.Przez kolejne dziesięciolecia ścierali się ze zwolennikami tradycyjnego judaizmu.
DNA ya da RNA izole edilir, konsantre edilip denatüre edilir.RNA i DNA są ekstrahowane, a komórki są zamrażane.
Bu sebeple hasta izole edilmeli ve tedavisine hemen başlanılmalıdır.Należy w takim wypadku natychmiast przerwać podawanie leku i wdrożyć odpowiednie leczenie.
Yine de nikotinik asiti (diğer adıyla niyasin veya B3 vitamini) izole eden ilk kişiydi.Han var den förste att isolera nikotinsyra (även kallat niacin eller vitamin B3).
Sistem, bu sanal sınıfların biribirinden tamamen izole edilmesine de izin vermektedir.Det är fortfarande en öppen fråga huruvida andra fysiklagar kommer att eliminera dem helt.
Bu madde, 1918’de içinden ergotamin izole edilen fungus ergo idi.Substansen var svampen mjöldryga från vilken ergotamin isolerades år 1918.
Bu hayvanlar aslında genetik olarak çok izole kalmış, çok derinsularda yaşayan çok küçük denizyıldızlarıdır.Det gäller särskilt för arter som lever endemiskt på mindre öar.
Poliovirüs ilk olarak 1909'da Karl Landsteiner ve Erwin Popper tarafından izole edilmiştir.Поліовірус був вперше виділений в 1909 році Карлом Ландштейнером і Ервіном Поппером.
Entegre F-plazmidi olan bakteri suşları izole edilip saf kültür olarak çoğaltılabilirler.Деякі штами бактерій з інтегрованою F-плазмідою можуть бути ізольовані і вирощені в чистій культурі.
Alman direnişi küçük ve genellikle izole gruplardan oluşuyordu.Опір в Німеччині складався звичайно з маленьких ізольованих груп.