Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Hunnen lader ungerne die efter fødslen.
Evdeki koltukta oturur ve televizyon izler.Det sker hjemme hos folk, der sidder og ser på udsendelsen.
Ayrıca çevresinde de sulama kanallarına ait izler görülmektedir.Der er også mulighed for vandring langs vandingskanalerne levadaerne.
Yerdeki kötü ruhları izler ve onların saklandığı ağaçların üzerine ateşini gönderir.Den kryber med sindige bevægelser rundt i træerne og bærer sine unger på ryggen.
Tiyatro eserlerinde sosyolojik ve siyasi ortamdan izler yansıttı.I deres fodspor fulgte social og materiel udvikling.
Parterdeki izleyiciler gösteriyi ayakta izler.Tilskuerne til kampe på opvisningsbanen er placeret meget tæt på banen.
Kells kitabı daha önceki elyazmalarında görülen ikonografik ve stilistik geleneklerin birçoğunu izler.Kellsboken følger mange av de ikonografiske og stilistiske tradisjonene funnet i de tidligere manuskriptene.
Boş zamanlarında hep kestirir, bulutları izler veya düşünce oyuyunu olan Shogi ya da Go oynar.I fritiden sin pleier han enten å sove, ligge å se på skyene eller spille et tenkespill som Shogi og Go.
Babil sayıları ile ilgili en eski izler de bu döneme kadar geçmişe dayanmaktadır.De tidligste sporene fra det babylonske tallsystemet dateres også til denne perioden.
Böylece izler fotoğraflanabilirdi.Fotografer tok bilder.
Bunda tipik olarak haploit ve diploit döller (nesiller) sırayla birbirini izler.De tilhører slektene Vespula (én art) og Dolichovespula (to arter).
Ambiorix ve adamları Ren Nehri'ni geçmeyi başlardılar ve izlerini kaybettirdiler.Ambiorix og hans menn klarte derimot å krysse Rhinen og forsvant ut av historien uten et spor.
Soğuk Savaş'ın son izlerinin biri olarak kabul edilir.Grensen er ansett som en av de siste rester som følge av den kalde krigen.
Sosyal konularda muhafazakar bir tutum izler.Partiet har en konservativ posisjon i sosiale spørsmål.
Bu dalga uçağı izler.Denne artikkelen omhandler flybilen Aerocar.
Jimmy Price, Gizli parmak izleri konusunda uzmanlaşmış olay yeri araştırmacısıdır.Jimmy Price er en kriminaltekniker som opptrer i Den røde drage.
Bu yüzden şarkıyı insanlara dinletip onların karar vermelerini izlersin.Musikerne må følgelig kjenne melodien for å være i stand til å spille den etter anvisningene.
Buryat'ları Ruslar ve diğer etnik gruplar izler.Andre etniske grupper inkluderer russere og usbekere.
Ancak saldırıdan kalan bazı mermi izleri korunmuş olup günümüzde görülebilmektedir.Rester etter disse våpnene kan beskues ennå i dag.
Tiyatro eserlerinde sosyolojik ve siyasi ortamdan izler yansıttı.I deres fotspor fulgte sosial og materiell utvikling.
Kurt, Dalton Academy'ye gider ve Warblers'ın "Teenage Dream" performansını izler.Kurt mengunjungi Dalton Academy dan melihat Warblers sedang menampilkan "Teenage Dream".
Geleneksel olarak, Yonkoma, Kishōtenketsu olarak bilinen bir yapıyı izler.Secara tradisonal, Yonkoma mengikuti sebuah struktur yang disebut sebagai Kishōtenketsu.
Oradan tüm Arda'yı izler.Kuda itu menuruti segala perintah tuannya.
Beş yıl ve daha sonra büyük ölü cilt bölgeleri ve ardından yara izleri görülebilir.Setelah lima tahun atau lebih daerah yang luas dari kulit bisa mati, meninggalkan bekas luka.
Soru cevap yöntemini (bilginin edinilmesi için hazırlık aşamasını) buldurma süreci izler.Kemudian ustadz menjelaskan kandungan materi yang dibahas dan diakhiri dengan tanya jawab dan refleksi.
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.Bekas luka juga bisa mengakibatkan gangguan citra tubuh.
Modern tarihçiler, bununda diğerleri gibi sonradan uydurulduğunu düşünen Lemerle'i izler.Sebagian besar sarjana modern mengikuti Lemerle, yang menganggap ini sebagai fabrikasi berikutnya.
Film Lisa'nın babasını iMac'ı sahnede tanıttığı sırada izlerken bitiyor.Lisa melihat ayahnya di atas panggung, memperkenalkan iMac.
Antipas'ın çözümünün bir parçası, kurucu olarak babasının bir ayak izlerini takip etmekti.Bagian dari solusi Antipas adalah mengikuti jejak ayahandanya sebagai pembangun.
Ama ne tabelalar, durur ve onu izlersiniz."Mereka menubuatkan kepadamu penglihatan bohong, ramalan kosong dan tipu rekaan hatinya sendiri."
Tüm mağaralar geçmişte boyanmıştı ancak günümüzde sadece belirsiz izler görülmektedir.Semua gua juga awalnya dilukis di masa lalu, namun sekarang hanya tersisa bekasnya.
Teddy yatağa tırmanır ve David ve Monica'yı birlikte yatarken izler.Teddy naik ke tempat tidur dan melihat keduanya berbaring bersama.
Bu sistemde üç farklı yol izler.Terdapat tiga jalur di sektor ini.
Çok meraklıdır; köye kadar gelip dolaşır, insanları izler.Ia lolos terus, sampai akhirnya ia ketahuan dan dikejar-kejar penduduk desa.
Bu iki eserde de katil maymun teorisinden büyük izler görülmektedir.Di tempat ini ditemukan jejak kaki Adam yang berukuran raksasa.
Bu insanlardan dinlediklerinin izlerini yazdığı kitaplarda kolayca görmek mümkündür.Dalam buku-buku yang ditulisnya itu tampak pandangan Mintaredja yang bersifat moderat tentang Islam.
Haydutlar yol boyunca onları izler.Binatang-binatang lain menolong mereka sepanjang perjalanan.
Pek çok yerde bunların izleri kalmıştır.Banyak rintangan dipasang di berbagai tempat.
S evresi: G1 evresinin bitişini izler.Si Buta dari Goa Hantu - Topeng Setan-1.
Bütün plakalardaki aynı hizada bulunan izler birer silindir oluşturur.Masing-masing bagunan yang berada di plataran memilki penyangga atapnya masing-masing.
Tam bu sırada başka bir flashback izleriz.Selama percakapan mereka, kita diperlihatkan serangkaian flashbacks.
Odaya döndüğünde ise Tazı'nın olan biteni gördüğünü izler.Dalam perjalanan pulang, Tita masih memikirkan apa yang dilihatnya tadi.
Buralarda sadece izleri kalmıştır.Hiện nay ở đây chỉ còn lại dấu tích nền móng.
500 metre sonra ise izler karla örtülüyordu.Tuy nhiên, sau 500 mét những dấu vết này đều bị tuyết bao phủ.
Jimmy Price, Gizli parmak izleri konusunda uzmanlaşmış olay yeri araştırmacısıdır.Scott Thompson vai Jimmy Price, một điều tra viên hiện trường tội phạm, chuyên về dấu vân tay tiềm ẩn.
Uzaktan bakıldığında rahatlıkla sur izleri görülebilmektedir.Từ xa, có thể dễ dàng nhìn thấy cột.
1989'da yayımlanan "Express Yourself" videosu da Fritz Lang'in sessiz filmi Metropolis'ten izler taşımaktaydı.Video cho "Express Yourself" (1989) lấy cảm hứng từ bộ phim câm Metropolis (1927) của Fritz Lang.
Bildiri'yi, bir önsöz ve 26 madde içeren antlaşmanın kendisi izler.Theo tuyên bố, bản thân hiệp ước bao gồm một lời nói đầu và 26 bài viết.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Các bé gái bị bỏ rơi sau khi sinh nở.
Son yapılan keşiflerde buz katmanlarının altında büyük göllerin izlerine rastlanmıştır.Lần theo dấu vết cả nhóm phát hiện ra một cung điện kì bí sau lớp băng.
Kim bu manzarayı izlerken Edward yanlışlıkla Kim'in eline zarar verir.Sau đó Edward đâm hắn chết trước sự chứng kiến của Kim.
(Bu izleri kim silecek?) 2003 yılında yapıldı.(Ngôi nhà này đã bị phá dỡ vào năm 2001).)
Patikaya geri dönen Michonne, Rick ve Carl'ın ayak izlerini takip etmeye karar verir.Cô quay trở lại con đường lúc nãy và quyết định đi theo dấu chân của Rick và Carl.
"Dinleyin, Sallanacağım ve hepiniz yalnız beni izlersiniz."Nhưng lần này là đến lượt mình, và mọi người chỉ có thể nhìn tôi từ đằng sau!"
Evdeki herkes de onu şarkı söylerken hayranlıkla izlerdi.Lúc đó, mọi người ở bữa tiệc đang ca hát vui vẻ.
Orta tempolu bir R&B şarkısı olan "Party", 1980'lerin funk ve soul müziğinden izler taşımaktadır.Là một bản R&B, "Party" có nhịp điệu từ những bản funk và soul từ những năm 80.
Tam bu sırada başka bir flashback izleriz.Về sau có thêm giáp phản ứng nổ Blazer.
Babil sayıları ile ilgili en eski izler de bu döneme kadar geçmişe dayanmaktadır.Dấu vết sớm nhất của hệ ghi số Babylon cũng là trong khoảng thời gian này.
Bu dalga uçağı izler.このミサイルは自機を追尾してくる。
Cinsel organı kanlıydı ve ısırık izleri vardı.その遺体は腐乱しており、吐血の跡もあった。