Tom bir film izlemek için Mary'yi evine davet etti.Tom invited Mary over to his place to watch a movie.
Tom ve ben ikimiz de korku filmleri izlemekten hoşlanıyoruz.Tom and I both enjoy watching horror movies.
Hâlâ korku filmlerini izlemekten hoşlanmıyorum.I still don't like watching horror movies.
Film izlemek için haftada kaç kez sinema salonuna gidiyorsunuz?How many times a week do you go to the movie theater to watch movies?
Film izlemek için haftada kaç kez sinemaya gidiyorsunuz?How many times a week do you go to the movie theater to watch movies?
Evde bir film izlemek mi yoksa TV izlemek mi istersin?Would you like to see a movie or watch TV at home?
Sabah üçe kadar TV izlemekten hoşlanıyor.He likes watching TV until three in the morning.
Hem Tom hem de ben izlemek için geri döndük.Both Tom and I turned around to watch.
Beyzbol izlemekten hoşlanmıyorum.I don't like to watch baseball.
TV izlemek istemiyordum.I didn't want to watch TV.
Tom insanları izlemekten hoşlanıyor.Tom enjoys watching people.
Hangi filmi izlemek istersiniz?What movie would you like to watch?
Tom, korku filmleri izlemekten hoşlanıyor.Tom loves to watch horror films.
Tom ve Mary aynı tür filmleri izlemekten hoşlanıyor mu?Do Tom and Mary like to watch the same kind of movies?
Tom, TV'de spor izlemekten hoşlanmadığını söyledi.Tom said he didn't enjoy watching sports on TV.
Tom hâlâ korku filmleri izlemekten hoşlanıyor mu?Does Tom still enjoy watching horror movies?
Tom, TV'de spor izlemekten hoşlanmaz.Tom doesn't enjoy watching sports on TV.
Tom her akşam TV izlemektedir.Tom watches TV every evening.
Tom izlemek istemiyor.Tom doesn't want to watch.
Tom izlemek istemedi.Tom didn't want to watch.
Tom izlemek istedi.Tom wanted to watch.
Ailemdeki herkes TV izlemekten hoşlanıyor.Everyone in my family enjoys watching TV.
O filmi izlemek istemiyorum.I don't want to see that movie.
Golf izlemekten hoşlanmam.I don't enjoy watching golf.
Tom kar yağışını izlemek için pencereden dışarı baktı.Tom stared out of the window, watching the snow fall.
Televizyon izlemek ister misin?Do you want to watch television?
Sami filmi izlemek istedi.Sami wanted to watch the movie.
Korku filmlerini izlemekten zevk alır mısınız?Do you enjoy watching horror movies?
Hala çizgi film izlemekten keyif alıyor musun?Do you still enjoy watching cartoons?
Sami bunlar gibi daha fazla video izlemek istedi.Sami wanted to watch more videos like these.
Sami bir film izlemek için geldi.Sami came over to watch a film.
Sizi dans ederken izlemek eğlenceliydi.It was fun to watch you guys dancing.
Tom basketbol izlemekten hoşlanır.Tom likes watching basketball.
Oyun gösterilerini izlemekten zevk almıyorum.I don't enjoy watching game shows.
Televizyonda futbol izlemekten zevk alıyorum.I enjoy watching football on TV.
Bu filmi yine izlemek isterim.I want to watch that movie again.
Golden sonra kalabalık pozisyonun tekrarını izlemek için dev ekrana odaklandı.After the goal was scored, the crowd turned to the giant TV to watch the action replay.
Görüntüyü izlemek istiyorum.I want to watch the video.
Tom'u basketbol oynarken izlemek gözlere ziyafet.It's an eyegasm to watch Tom playing basketball.
Bu tarz bir video izlemek sağlam mide gerektirir.Watching this type of video requires a strong stomach.
Üçüncü sezonu izlemek için sabırsızlanıyorum!I can't wait to watch season 3!
Oyun oynamayı sever, ve sık sık büyükannesinin dükkânını onun için izlemektedir.He loves gaming, and frequently watches his grandmother's store for her.
Kulübün Lee Marvin filmleri izlemek üzere ara sıra toplanması öngörülmüştür.The society meets occasionally, supposedly to watch Lee Marvin films together.
Kimlik da talep edilen hizmetin durumunu izlemek için kullanılabilir.The ID can also be used to track the status of the requested service.
Homer'ın bir parti ilahı gibi davranmasını izlemek eğlenceliydi ve bu, birkaç güzel an sunuyor.It was fun to see Homer treated like a party god, and this offered a few nice moments.
Evlerine girdikten sonra, Simpsonlar televizyon izlemek için kanepeye otururlar.Upon entering their house, the Simpsons settle down on their couch to watch television.
Bu sistemlerin bilimsel çalışma öyküsü birkaç farklı araştırma eğilimi izlemektedir.The history of the scientific study of these systems follows several different research trends.
Genel konsol / terminal modu sık kullanılan bir standardı izlemektedir.Its general console/terminal mode follows a commonly used standard.
Onun görevlileri sık sık uyumu izlemek için ISP'ler ve internet kafeleri ziyaret etmektedir.SNB officers frequently visit ISPs and Internet cafés to monitor compliance.
Bazı özel soruşturma durumlarında, veri kaydedicileri bir hedef taşıtı izlemek için kullanılır.In some private investigation cases, data loggers are used to keep track of a target vehicle.
Bunların geneli ağ sistemlerini ve uygulamaların bazılarını da izlemektedir.Also common are monitoring systems for the network and some of the applications.
Birçok ülkede ilaç güvenliği ve tepkilerini izlemek için kurulmuş resmi kurumlar vardır.Many countries have official bodies that monitor drug safety and reactions.
Kütüphane eserlerin çoğaltılması ile ilgili sıkı bir politika izlemektedir.The library operates a strict policy on copying of material.
Böyle bir lens gözlemlenmesi mümkün olmayan hücresel süreçleri izlemek için kullanılacaktır.Such a lens could be used to watch cellular processes that have been impossible to see.
Apartmanındaki artan göçmenlerin sayısını tiksintiyle izlemektedir.He tracks the increasing number of immigrants in his apartment building with disgust.
Bir diğer örnek, balonu kapasitesinden fazla şişiren birini izlemektir.Another example is watching someone blow up a balloon beyond its normal capacity.
Şehirli elbiseleri içindeki iki adam ve bir kadın manzarayı izlemektedir.Two men and a woman in town clothes gaze in wonder at the view.
Film izlemekten asla sıkılmaz ya da yorulmaz.A strong movie, not boring to watch.
O geceki baloda, bütün mayalar dansederken, majolar onları hevesle izlemektedir.At the ball that night, all the majas are dancing, while the majos watch eagerly.
(Maç izlemek cinayet değildir)".The execution is not."