Ana içeriğe geç
Sözlük

izleme ile cümle

izleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Grubun Woolwich sahnesindeki gösterisini izlemek için San Francisco'dan Londra'ya seyahat etti.Han reiste fra San Francisco til London for å se bandet spille live i Woolwich Odeon.
Sokakta Şenlik etkinliklerini her yıl yaklaşık 5000 kişi izlemektedir.Hvert år ble forestillingene hennes sett av omkring 5000 barn.
İlk maçında 20000 kişi onu izlemeye gelmişti.20 000 mennesker møtte opp til kampen.
Kasaba 2010 yılında World Monuments Fund'ın izleme listesine alınmıştır.I 2010 ble Craco inkludert på overvåkingslisten til World Monuments Fund.
En azından 1.000.000 kişinin konserleri izlemesi bekleniyordu.Konserten skal ha hatt flere tusen tilhørere.
Ulaştırma: Ulaşım planlaması, rota izleme.Sikkerhet og Beredskap, se vekter.
ABD Senatosu Versailles Barış Antlaşması'nı onaylamayarak bağımsız bir dış politika izlemeyi tercih etti.United States Senate ratifisere ikke Versaillestraktaten.
5 bin kişi izlemeye geliyor.5 000 mennesker arbeider der.
Aynı maçta sakatlanarak kupa törenini hastaneden izlemek zorunda kaldı.På grunn av sykdom måtte han selv følge med på seremonien fra et sykehusrom.
O ayın sonunda tüm haftaların izleme verileri birleştirilir.Støtten utbetales i slutten av hver måned på etterskudd.
İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek.Dette inkluderer overvåking av operativ trygghet og trygghet og helse på arbeidsplassen.
1990'da Monaco, Henry'yi bir karşılaşmada izlemesi için Arnold Catalano adlı gözlemcisini gönderdi.Pada tahun 1990, AS Monaco mengirim pencari bakat Arnold Catalano untuk menonton Henry bertanding.
Bu esnada geçidi izlemekte olan Bobby'ye benzer başka bir genç erkek görür.Di situ ia bertemu dengan seorang anak muda lainnya yang persis seperti Bobby yang menonton parade itu.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Film ini jelas layak untuk ditonton.
Maçı kenardan izlemek zorunda kalmasına rağmen Portekiz'i 3-2 yenmeyi başardılar.Amerika Serikat mengawali perjalanannya dengan mengalahkan Portugal 3–2.
Everledger, IBM'in blok zincir tabanlı izleme hizmetinin açılış istemcilerinden biridir.Everledger adalah salah satu klien perdana dari layanan pelacakan berbasis blockchain IBM.
Trey Parker daha önce bu diziyi hiç izlememişti.Dewi Parwati tidak pernah melihat pohon itu sebelumnya.
İzleme, kalderanın içinde, özellikle Doro Api Toi parazitik koni çevresinde yapılmaktadır.Pengamatan terus dilakukan di dalam kaldera, terutama di kawah Doro Api Toi.
Baba Bojan şu anda Barcelona'da futbolcu izleme görevini yürütmektedir.Bojan mengawali karier sepak bola di akademi Barcelona.
Ulaştırma: Ulaşım planlaması, rota izleme.Catatan: Mohon tambahkan kolom Keterangan jalur.
Çarşı içinde maç izleme imkanı bulmuştum.Saya memiliki kemampuan yang tersembunyi dalam bidang permainan.
Optimizasyon ayrıca izleme ağ kalitesi ile video kalitesi bozulması ile elde edilir.Optimasi lebih jauh baik dengan pengurangan kualitas video, pemantauan kualitas jaringan.
Süt inekciliğini damızlık koyun izlemektedir.Anda dapat melihat proses pemerasan susu sapi.
Biz onların da bu konseri izlemesinin bir hak olduğunu düşünüyoruz.Mereka juga diharapkan untuk mengawasi pertandingan.
Bu ikisini 20 şampiyonlukla Beşiktaş izlemektedir.Keduanya bertandem lebih dari 20 pertandingan.
Kızgın olan Rance sadece onları izlemekle yetinir.Anehnya, hanya Risa yang dapat melihat mereka.
İzlemek değil tanışmak için"."Pemirsa membalasnya dengan tidak mau menonton."
İki görevli kalkıştan önce Layka'yı izlemeleri için görevlendirildi.Dua asisten ditugaskan untuk mengawasi Laika sebelum peluncuran.
Atina birliklerinin büyük kısmı doğruca Pers birliklerini izlemeye gönderildi.Sebagian besar prajurit Athena dikirim untuk mengejar pasukan Persia yang kabur.
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.Album sudah siap diluncurkan, dan kini mereka tengah mempersiapkan promonya.
Buradaki amacı futbol takımlarının maç sonuçlarını izlemekti.Tidak sempat untuk menonton pertandingan sepak bola dari team kesayangan?
1990'da Monaco, Henry'yi bir karşılaşmada izlemesi için Arnold Catalano adlı gözlemcisini gönderdi.Năm 1990, Monaco gửi tuyển trạch viên Arnold Catalano đến quan sát Henry trong một trận đấu.
İnsan Hakları İzleme Örgütü.Tổ chức Theo dõi Nhân quyền.
Nielsen ayrıca bir programdaki reklam bölümleri için ortalama izleme oranları da rapor eder.Nielsen cũng cung cấp dữ liệu người xem trung bình trong một quảng cáo.
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Sẽ thật là có lỗi nếu bắt họ rời mắt khỏi màn hình để chú tâm vào một cái gì khác."
Panelin işlevi araştırma yapmak veya iklim ya da ilgili olayları izlemek değildir.IPCC không tiến hành nghiên cứu hay quan trắc khí hậu hay các hiện tượng liên quan.
Berlin'e gidip Weierstrass'ın derslerini izlemelisiniz.Sau đó, ông trở lại Berlin và trở thành trợ giảng của Weierstrass.
İzleme yoluyla öğrenme. b.Chọn báo cáo sau khi đánh máy b.
Aynı zamanda Sebastian’ın eski kız arkadaşı Monique de onu izlemektedir.Đồng thời "Sebastian" cũng "đá" bạn gái thật của anh trai mình là Monique trước mặt mọi người.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.Cuối diễn đàn, các cầu thủ đều tuân theo truyền thống tham dự xem trận chung kết UEFA Champions League.
Oyun oynamayı sever, ve sık sık büyükannesinin dükkânını onun için izlemektedir.Cậu yêu game, và thường xuyên trông hàng giùm bà.
"Kara Şövalye'yi ağlamadan izlemek mümkün mü?".“Cuộc chiến không khoan nhượng của 'Kỵ sĩ bóng đêm'”.
3 aylık olduklarında yavrular annelerini avlanırken izlemeye başlarlar.Khoảng ba tháng tuổi, chúng bắt đầu theo mẹ đi săn.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Cần có tài khoản để xem phim.
Peter Pettigrew ise bu olayları izlemekten zevk alırdı.Petrarch ngưỡng mộ chúng ở đó.
Kullanıcıların çeşitli videolar izlemesi için yeni bir hizmet - Bing Videolar kullanıma verildi.Công cụ tìm kiếm video của Bing có chế độ xem thử các video khiêu dâm.
Bir tablo ayın fazlarını izlemek için diğeri ise Paskalya gününün hesap edilmesi içindir.月末(げつまつ)または月末日(つきまつじつ)とは、暦月の最後の日のことである。
(Maç izlemek cinayet değildir)".これは殴り込みではない」。
Onun görevlileri sık sık uyumu izlemek için ISP'ler ve internet kafeleri ziyaret etmektedir.SNBの職員は市民が従順な態度をとっているか監視するためしばしばISPやインターネットカフェを視察する。
İzleme yoluyla öğrenme. b.^ a b ビデオリサーチ調べ。
Kulübün Lee Marvin filmleri izlemek üzere ara sıra toplanması öngörülmüştür.結社の会員はときどき集い、リー・マーヴィンの映画を一緒に鑑賞すると考えられている。
Jones, bu belgeseli izlemeyeceğini ve babası için hiç üzülmediğini ifade etmiştir.彼は、このドキュメンタリーを見ることはないだろうと語り、父について心痛を感じたことはないとも語っていた。
Annesini yemek yaparken izlemeye bayılıyor.母親のこばとに見てもらいながら料理の練習をしている。
Biz onların da bu konseri izlemesinin bir hak olduğunu düşünüyoruz.プロジェクトのコンサートを観覧する事も有る。
İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek.保健衛生及び職場の安全に留意する習慣をつけさせる。
Günümüzün JIT'leri izleme fikrine benzer bir fikir 1970 yıllarda çıktı.今日あるようなトレーシングJITのアイデアが最初に述べられたのは1970年である。
Saçları rüzgarda dalgalanmakta olan adam, kalın bir sis örtüsüyle kaplı olan göz alıcı manzarayı izlemektedir.男は髪を風にたなびかせ、厚い雲海に覆われたまぶしい風景を見つめている。
Günbatımını izlemek pek iyi karşılanmaz.視太陽日は完全には一定ではない。
Kısmî Güneş tutulmalarını izlemek zararlıdır, çünkü göz bebekleri aşırı yüksek kontrasta uyumlu değildir.この投了の目安は目数の差(形勢の開き)ではなく、勝負手が残されているか否かと言われる。
Onu izlemek hoşuma gidiyordu.人を観察するのが好き。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod