Ana içeriğe geç
Sözlük

izleme ile cümle

izleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.Kriitikot ylistivät albumia ja hän aloitti kiertueen saadakseen kuulijakuntaa.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.Foorumin päätteeksi osallistujat noudattivat perinnettä ja osallistuivat Uefan Mestarien liigan finaaliin.
Aşağıda Avengers ekibi olanı izlemektedir.Lisäksi seuralla on Unified-joukkue.
Günbatımını izlemek pek iyi karşılanmaz.Se ei siedä pitkäaikaisesti auringon paahdetta.
O sırada, Desmond uzaktan otomobili içinde onları izlemektedir.Heidän tietämättään Sebastian tarkkaili heitä lähistöltä.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Elokuvasta katso Kertokaa se hänelle....
"Kara Şövalye'yi ağlamadan izlemek mümkün mü?".He päästävät tietämättään Mustan Ritarin rahaholviin.
Suriyeli ve Lübnanlı temsilciler ortak bir strateji izleme kararı verdiler.Malesia ja Thaimaa ovat päättäneet yhdessä kehittää kiisteltyä aluetta.
Bu müzede antikiteyi daha yakından izleme fırsatı buldu.Museossa on nähtävillä vanhin Euroopassa pudonnut havainnoitu meteoriitti.
Metro 2033 ve Metro: Last Light oyunlarında yaşanan hadiseleri izlemektedir.Peli on jatko-osa peleille Metro 2033 ja Metro: Last Light.
Rose'u izlemektedir ve Jack'in onu kurtarması konusuna şüpheyle yaklaşır.Sheriffin tuskanhuudot aiheuttavat epäluuloa muissa siitä, saako Jack hänet pelastettua.
Felicja, televizyon izlemekten hoşlanır.Felicja katsoo mielellään televisiota.
Fırsatını bulduğunda bu filmi izlemelisin.Sinun pitäisi katsoa tämä elokuva kun saat mahdollisuuden.
TV izlemeden önce ev ödevini yap.Tee läksysi ennen telkkarin katsomista.
Kimsenin izlemediğinden emin oldum.Olin varma siitä, että kukaan ei katsellut.
Televizyon izlemeden önce ödevini yap.Tee läksysi ennen telkkarin katsomista.
Fakat ben televizyon izlemezdim."Και, ναι, μας έλειψε από την τηλεόραση".
Bu sağa kayışı pekiştirmek için daha milliyetçi bir dış politika izlemeye başladı.Τότε ξεκίνησε ένας αγώνας δρόμου για τη Δεξιά για να εμφανιστεί αυτή ως η εθνικόφρων δύναμη.
Bu özellikle log (sistem tarafından tutulan günlük dosyaları) dosyalarını izlemek için çok faydalıdır.Το χαρακτηριστικό αυτό είναι ιδιαίτερα χρήσιμο για την παρακολούθηση αρχείων συμβάντων (log files).
Google Earth'ın uzayı izlemeye olanak veren yeni hizmetidir.Google Earth ονομάζεται το πρόγραμμα γραφικής απεικόνισης της Γης το οποίο είναι διαθέσιμο στο Διαδίκτυο.
Onu izlemek hoşuma gidiyordu.Διασκέδασα βλέποντάς την.
İzleme yoluyla öğrenme. b.Πήρε μαθήματα βιολιού από τον B.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Τιμήστε την ταινία.
Lakin kendinden beklenmeyecek bir şekilde izlemez.Και...ευχάριστο αλλά μη αναμενόμενο!
Bu iki şekildeki yargılama da kaynak izleme hatalarına meyillidir.Σε αυτή την κατηγορία ανήκουν οι δύο Απολογίες του.
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.Ο χώρος των αλγορίθμων είναι πολύ μεγάλος και είμαστε μόνο στην αρχή της εξερεύνησης του.
At yarışlarını izlemeye giden Niyazi tüm atları yine bilir.Είναι ακόμη ορατά τα ερείπια των κάρκερων του ιπποδρόμου.
Kitap okumayı ve film izlemekten hoşlanır.Κατά τον ελεύθερο χρόνο του απολαμβάνει να ταξιδεύει και να παρακολουθεί ταινίες και θεατρικές παραστάσεις.
Bu dönemi Yakın Çağ izlemektedir.Πολύ προχωρημένη ηλικία για την εποχή.
Hava durumunu izlemedim.Δεν είδα την πρόγνωση του καιρού.
Tom'un ev ödevini bitirinceye kadar TV izlemesine izin vermiyoruz.Δεν αφήνουμε τον Τομ να βλέπει τηλεόραση μέχρι να τελειώσει τα μαθήματά του.
1990'da Monaco, Henry'yi bir karşılaşmada izlemesi için Arnold Catalano adlı gözlemcisini gönderdi.I 1990 sendte AS Monaco spejderen Arnold Catalano af sted for at se Henry an i en kamp.
US Palaiseau çalıştırıcısı, Henry'nin gelecekteki akıl hocası Jean-Marie Panza, onu yakından izlemeye aldı.US Palaiseaus træner Jean-Marie Panza, Henrys senere mentor, fulgte ham dertil.
Evlerine girdikten sonra, Simpsonlar televizyon izlemek için kanepeye otururlar.Når de kommer ind i huset, sætter de sig på sofaen for at se tv.
Gerilim tırmanırken Almanya daha saldırgan bir diplomasi izlemeye başladı.Med voksende spænding skiftede Tyskland til aggressivt diplomati.
1997 yılında yapılan Souled Out 5,120 izleyici izlemeye gelmiştir.Ved åbningsceremonien 2005 var der 45.120 tilskuere.
Peter Pettigrew ise bu olayları izlemekten zevk alırdı.Det skal Peter Schaufuss have stor tak for.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.I slutningen af forummet fulgte alle deltagerne traditionen at deltage i UEFA Champions League finalen.
Güneş'i izlemek için kullanılan ışık azaltıcı filtreler bu nedenle tasarlanır.Filtre til brug for iagttagelse af solen skal være specielt beregnet til formålet.
Annesi bu yeteneği farketse de sadece izlemekle yetindi.Selvom han har evnen, er han endnu ikke set bruge evnen.
Fakat Stephen böyle bir yol izlememişti.Denne vej ville Spencer imidlertid ikke gå.
(Maç izlemek cinayet değildir)".Så handler det jo overhovedet ikke om grindedrab."
Saçları rüzgarda dalgalanmakta olan adam, kalın bir sis örtüsüyle kaplı olan göz alıcı manzarayı izlemektedir.Hans hår blæser i vinden, og han stirrer ud over et landskab, der er dækket af en tyk tåge.
Finlandiya'nın Soğuk Savaş sırasında tarafsız bir politika izlemesine katkıları oldu.Jugoslavien etablerede sig selv som en neutral stat under Den kolde krig.
Onu izlemek hoşuma gidiyordu.Vi elsker overvågning.
Ulaştırma: Ulaşım planlaması, rota izleme.Baksmønstring: Stille op i rækker på dækket, klar til at modtage ordrer.
5 bin kişi izlemeye geliyor.Over 5000 mennesker skal have været tilstede.
İzleme yoluyla öğrenme. b.Om formering, se "II.
Bu darbeler Kızıl Ordu'nun Alman ordularını izlemesini bir hayli güçleştirmiştir.Det var et aktiv af allerhøjeste betydning, at de Allierede kunne overvåge tyskernes militære radiotrafik.
Yollar: Belirli bir yolu izlemesi istenen nesneler için yollar tanımlanabilinir.På den måten er folk tvunget til at bevege seg på bestemte måter, eller se på bestemte ting.
Bu iki ülkeyi, Hollanda ve İsveç izlemektedir.To direkte følger var Nederland og Sveits.
İki görevli kalkıştan önce Layka'yı izlemeleri için görevlendirildi.To assistenter ble satt til å overvåke Laika kontinuerlig før oppskytningen.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.På slutten av forumet fulgte deltakerne tradisjonen med å se UEFA Champions League-finalen.
ABD'de, kablo ve uydu televizyonu ile 62 milyon hane, G4 kanalını izlemektedir.G4 var tilgjengelig i 62 millioner kabel- og satellitt-TV-hjem i USA.
Markayı sırasıyla Michelin, Goodyear ve Continental izlemektedir.Firmaer som produserer bildekk inkluderer blant andre Michelin, Goodyear, Continental og Nokian.
Filmi 3D olarak izlemek için mavi-kırmızı ya da yeşil-kırmızı gözlüklerden takması gerekir.For å vise dette bildet trenger du 3D-briller (rød-grønn eller rød-blått).
Dolayısıyla geriye dönük izleme hayli zor olur.Deretter er det vanskelig å følge hennes ferd.
Tromsø Köprüsü ise Tromsø şehrinin doğrudan merkezine yol izlemektedir.I tettstedet Tromsø ligger selve sentrum av Tromsø by.
İzlemek değil tanışmak için".«Vil ikke møtes».
İzleme yoluyla öğrenme. b.Strinda bygdebok. bd.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod