Ana içeriğe geç
Sözlük

izlem ile cümle

izlem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
TV izlemek istiyorum.Мені б хотілося подивитися телевізор.
TV izlemem.Я не дивлюся телевізор.
Tom, futbol izlemekten hoşlanır.Том любить дивитися футбол.
Tom TV izlemedi.Том не дивився телевізор.
Bu dönemden sonra ikili ilişkiler dostane bir seyir izlemiştir.Після цього періоду двосторонні відносини покращилися.
2012'de ortalama 3.3 milyon seyirci tarafından izlenmiştir ve finali dört milyon İsveçli izlemiştir.V roce 2012 sledovalo semifinále 3,3 miliónů diváků a finále skoro polovina švédské populace.
Hitachi, elektrotların şeklini en iyi duruma getirerek (Super IPS) izleme açısı bağımlılığını da geliştirdi.Společnost Hitachi dále zlepšila závislost pozorovacího úhlu optimalizací tvaru elektrod (Super IPS).
Bu çocuğu İtalya'ya dönüşlerinden sonra üçüncü çocukları Lucius izlemiştir.Po Agrippově návratu do Itálie následovalo třetí dítě, syn Lucius.
Bu sistemlerin bilimsel çalışma öyküsü birkaç farklı araştırma eğilimi izlemektedir.Historie vědeckého studia těchto systémů vychází z několika různých pramenů.
Fakat ben televizyon izlemezdim.""Minulou noc jsem se díval na televizi.
3D filmleri izlemek için geliştirilen ilk yöntemdir.Na první pohled vypadá natáčení 3D filmů jako snadná věc.
Çünkü kimse beni izlemiyor.Dokonce ji ani nikdo nehlídá.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.Na závěr fóra všichni účastníci tradičně navštívili finále Ligy mistrů UEFA.
Bu sahneleri izlemek özellikle çocuklar için eğlenceli.Společnost se orientovala hlavně na zábavu pro děti.
İngiltere'yi 1917'de Danimarka, 1920'de de İsveç izlemiştir.V roce 1919 pobýval na Slovensku a v letech 1920-1922 navštívil Německo a Dánsko.
Bu iki şekildeki yargılama da kaynak izleme hatalarına meyillidir.Oba způsoby čtení byly náchylné k chybám.
O sırada, Desmond uzaktan otomobili içinde onları izlemektedir.Tentokrát však Humbert opakovaně zjišťuje, že jsou sledováni neznámým autem.
Bu tanıma süreci sürekli gelişerek devam edecek bir seyir izlemektedir.Z pozorování se zdá, že tento proces může opakovat do nekonečna.
Bunu, üç gün sonra Nagasaki'ye atılan "Fat Man" adlı atom bombası izlemiştir.O tři dny později následovalo svržení pumy, nazvané Fat Man, na Nagasaki.
Bir gece topluca karar verip banyodaki kızları gizlice izlemeye karar verirler.Musí přikročit k radikálnímu řešení, ukrýt dívku v koupelně.
Japon Dışişleri Bakanlığı Japon Vakfı ile birlikte çalışmalar yaparak ülke tanıtımında etkin rol izlemektedir.Japonské týmy by měly mít přímou spolupráci s evropskými kolegy na tomto atraktivním projektu.
Trey Parker daha önce bu diziyi hiç izlememişti.Thurston Moore: Už dlouho jsem se necítil tak spokojený.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Autorka miluje čtení knih, vyšívání, zahradničení a ráda také tráví čas se svými vnoučaty.
Robin ise bir bankın arkasına saklanmış olanları izlemektedir.Jen Barber zajímá, co se skrývá za tajemnými červenými dveřmi.
İzlemek değil tanışmak için".Proč se na mě nedíváš?"
İzleme yoluyla öğrenme. b.Podle pokusných zjištění (B.
Arada küçük farkları olsa da klasik cadıcılık yöntemlerini izlemektedir.KOČKA: Abych vám vyhověla, použiji tradičních metod.
İzleyiciler, genelde tek bir izlemeyle görsel şakaları fark etmeyebilirler.Český divák proto nemusí pochopit kontext některých vtipů.
Aynı birikimi ve geleneği izlemektedir.Lpí se na dodržování tradic a zvyků.
Google Fit Google'ın Android işletim sistemi için geliştirdiği bir sağlık izleme platformudur.Improvements Google Fit Platforma pro sledování zdraví.
Bir sonraki Whoracle albümünün bir ön izlemesi olarak çıkartıldı.Následné album Awaydays se dostalo na první místo hitparády.
Korku filmleriyle ciddi biçimde ilgilenen birinin filmi izlememesi düşünülemez."E de neconceput pentru cineva interesat de filmele horror să nu-l vadă”.
Klasik olarak eğitilmiş olmasına rağmen, alternatif pop müzik alanında bir kariyer izlemiştir.Deși a fost instruită clasic, ea a urmat o carieră în muzica pop alternativă.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Îi plac filmele, shoppingul, cititul și petrecerea timpului cu familia.
US Palaiseau çalıştırıcısı, Henry'nin gelecekteki akıl hocası Jean-Marie Panza, onu yakından izlemeye aldı.Antrenorul lui US Palaiseau Jean-Marie Panza, mentorul lui Henry, l-a urmat acolo.
Basketbol oynamaktan ve spor izlemekten keyif alıyordu.Îi plăcea să joace baschet și să urmărească sporturi.
Birçok insan onları ilk kez görmüş ve izlemişti.O mulțime de oameni l-au văzut și l-am văzut și eu.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Pentru film vedeți Ea (film).
Panelin işlevi araştırma yapmak veya iklim ya da ilgili olayları izlemek değildir.IPCC nu face cercetări proprii și nu monitorizează clima sau fenomenele care o influențează.
Filmi İnternet Arşivi'nden ücretsiz izlemek mümkündür.Filmul este disponibil pentru descărcare gratuită la Internet Archive.
Ancak bu yöntemi gerçekten izleyip izlemediği tartışmalı bir konudur.Folosirea acestui tip de arme a fost și rămâne controversată.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.La sfârșitul Forumului, toți participanții au respectat tradiția de a asista la finala Ligii Campionilor UEFA.
Astronomlar, gök ölçümü tekniklerini Dünya’ya yakın cisimleri izlemek için kullanıyorlar.Astronomii folosesc tehnici astrometrice pentru urmărirea obiectelor din apropierea Pământului.
Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi'nce tanıklığına başvuruldu.S-a spus că Comitetul parlamentar pentru Activități Antiamericane l-a omorât pe Joe.
Medya Farkındalık Ağı bulgularını "Çok başarılı bir film için tekrar izleme oranı yaklaşık %5'tir.Media Awareness Network a spus că, „Rata de repetare a vizionării unui blockbuster este de aproximativ 5%.
Bunu 1610'daki Sürgün Fermanı izlemiştir.Fațada a fost finalizată în 1610.
Birkaç saat içinde ayağa kalkarak annelerini izlemeye başlarlar.Oricum în primele două săptămâni stau mai mult așezate și păzite de mama lor.
Her yıl Dünya Sosyal Forumu'nu yerinde izlemeye devam ediyor.În fiecare an, în acest oraș se ține Forumul Economic Mondial.
Böylece onları izlemeye gelen kalabalık coştu.Vânătorii adună o mulțime de oameni ca să-l urmărească.
Kaynak izlemenin bu türü aynı zamanda iç ve dış gerçekleri izleme olarak da bilinir.Și această sinceritate caracterizează atât privirea în exterior, cât și în interior.
Piskopos ise bu köprü kurma yarışını endişeyle izlemektedir.Podul 10: Episcopul a privit furios această frenezie de construcții de poduri.
Andy Warhol da grubu çıktıkları mekanda izlemeye gider.Andy Warhol se răsucește în mormânt.”
The Independent sol bir çizgi izlemektedir.Să presupunem că L este un inel de diviziune.
Televizyon izlemenin zaman kaybı olduğuna inanıyorum.Cred că este o pierdere de timp să te uiți la televizor.
Neden gidip bir film izlemeyelim?De ce nu ne-am duce să privim un film?
Televizyon izlemek pasif bir faaliyettir.Uitatul la televizor este o activitate pasivă.
Hem Tom hem de Mary izlemek için geriye döndüler.Atât Tom cât și Mary s-au întors pentru a se uita.
Anne babalar, çocuklarının etkinliklerini izlemelidirler.Părinții trebuie să monitorizeze activitățile copiilor lor.
Frank Miller çocukken bu filmi izlemiş ve 'yaratıcılık hayatının yolunu değiştirdiğini' söylemiştir.Frank Miller még gyermekként látta és állítása szerint "megváltoztatta az alkotói irányzatát."
İnsanlık halen Altın Yol'u izlemektedir.Célja az Arany Ösvényre vezetni az emberiséget.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod