Çünkü kimse beni izlemiyor.Senki nem követte.
Bir tümen, izlemesi gereken güzergahı kaybetti ve birçok aracın motoru aşırı ısındı.Az egyik hadosztály eltévedt és a járműveik motorja túlmelegedett.
Çok saldırgan ve yayılmacı bir politika izlemiştir.Agresszívabb, terjeszkedő külpolitikát hirdettek meg.
Doktor'u Dünya'ya giderken izlemişlerdir.A Doktor átall visszajutottak a Földre.
Korku filmi izlemeye bayılır.Szeret horror filmeket nézni.
3 aylık olduklarında yavrular annelerini avlanırken izlemeye başlarlar.A kölyköket három hónapos korukban megtanítja az anyjuk vadászni.
Yan açılardan dahi mükemmel netlikte izleme imkanı sunar.Innen maradhatott fenn rendkívül jó jelzőkészsége is.
Bu sahneleri izlemek özellikle çocuklar için eğlenceli.A játszóház a gyermekek számára nagyon jó szórakozás.
Biz onların da bu konseri izlemesinin bir hak olduğunu düşünüyoruz.Ezeknek a koncerteknek szervezésében szinte biztos, hogy Gáty is közreműködött.
İzlemek değil tanışmak için".Ők hánynak és megpróbálnak nem odanézni."
Onu izlemek hoşuma gidiyordu.Szerettem olvasni.
Lincoln müdüre izleme odasında kimlerin olduğunu sorar.Pope-tól megkérdezi Lincoln, hogy ki volt a férfi a figyelőben.
Çarşı içinde maç izleme imkanı bulmuştum.Egy mérkőzésen dőlt el a továbbjutás sorsa.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Nézd meg a filmet!
Seri eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı ve gençler ile yetişkinlerin izlemesi gelişmiştir.A sorozat tulajdonképpen pozitív kritikákat kapott és kultusszá vált a tizenévesek és a felnőttek körében.
Bu iki ülkeyi, Hollanda ve İsveç izlemektedir.Két országot, Finnországot és Svédországot érint.
Bunu 1997'de, Katarn'ın Jedi olma yollarını öğrendiği Star Wars: Jedi Knight: Dark Forces II izlemiştir.A játék folytatása 1997-ben jelent meg Jedi Knight: Dark Forces II néven.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.A fórum zárásaként a résztvevők - a hagyományt követve - ellátogattak az UEFA Bajnokok Ligája döntőjére .
Gerilim tırmanırken Almanya daha saldırgan bir diplomasi izlemeye başladı.A növekvő feszültségek miatt a németek agresszívabb diplomáciába kezdtek.
Filmi 12 milyon kişi izlemiştir.A filmet 15 millióan látták.
İspanya'nın başkenti Madrid'deki Santiago Bernabéu Stadyumu'nda oynanan maçı 50,000 kişi izlemiştir.A döntő Madridban volt a Santiago Bernabeu Stadionban, 90000 néző előtt.
GPS izleme ünitesi Araç takip sistemiTüke Busz A PK Zrt. járműveinek GPS-es nyomkövetése Közlekedésportál
16 ve 17 Haziran'daki konserleri toplam 180.000 kişi izlemiştir.A kelet-berlini koncertet 180 000 ember látta.
Bulgaristan ile Türkiye birçok konuda birbirine paralel politikalar izlemektedirler denilebilir.A részletek terén a lengyel és az orosz fél értékelése több ponton eltér.
Alsat-1B, tarımsal ve felaket izleme için tasarlanmış bir uydu.A TRAPPIST-1 d azonban elég vizet őrizhetett meg az élet fenntartásához.
Gazete temelde sol yayın politikası izlemiştir.A kapcsolatot részletesen tárgyalta a korabeli baloldali sajtó.
Stadda oynadıkları ilk maçı, 5,000 taraftar izlemiş ve Notts County'ye karşı 4-1 kazanmışlardır.Az első mérkőzést a Notts County ellen játszották, akkor 5000 ember nézte meg a meccset.
Karşılaşma oldukça zevkli ve izlemeye şahandı.Egy jól megvágott klipet, mindig öröm megnézni.
Birkaç saat içinde ayağa kalkarak annelerini izlemeye başlarlar.Rémai elmehet pár órára, hogy meglátogassa szüleit.
Phormio bu gemileri izlemeyi, saldırıyı açık denizde yapmayı tercih etmiştir.Gormant arra utasítja, hogy tankhajók vezérlésébe avatkozzon bele, a nyílt tengerre irányítva azokat.
5 bin kişi izlemeye geliyor.5000 kadét jár ide.
Aile evden ayrılırken evin konuşan köpeği Brian, Nova dizisini izlemektedir.Brian temetése után, a család rögtön új kutyát akar.
1999 yılında yapılan Souled Out 10,833 izleyici izlemeye gelmiştir.2006. októberben az Oracle kiadta 10.1.3.1 verziót.
Bu ikisini 20 şampiyonlukla Beşiktaş izlemektedir.A bajnokságban két csoportra osztva 20-20 csapat vett részt.
Kitap okumayı ve film izlemekten hoşlanır.Hän nauttii kirjojen lukemisesta ja filosofian opiskelusta.
15 dakika sonra onu Edwin Aldrin izlemiştir.Viitisentoista minuuttia myöhemmin häntä seurasi Buzz Aldrin.
Y1 ve Y2 bağlantı noktaları arasında (geri bildirim döngüsü) bir başka izleme devresi vardır.Toinen valvontapiiri sijaitsee kytkentäpisteiden Y1 ja Y2 välillä (takaisinkytkentäpiiri).
İzlemek için ayrıca yazılıma ihtiyaç yok.Katsomiseen ei tarvita ohjelmakorttia.
Turneyi 3.5 milyondan fazla kişi canlı izlemiştir.Nykyisessä tornissa on käynyt yli 5,5 miljoonaa vierasta.
Spor izlemeyi sever, Mets ve Jets hayranıdır, Zindan ve Ejderha oynamayı sever ama spor yapmayı sevmez.Hän nauttii urheilun katsomisesta ja on NY Metsin ja NY Jetsin fani, mutta inhoaa harrastaa urheilua.
İzleme yoluyla öğrenme. b.Maailmankaikkeutta tutkimassa, s.
Izleme işlemi, başarısız oluncaya kadar devam eder.Hypitään niin kauan kuin hyppiminen epäonnistuu.
Aynı birikimi ve geleneği izlemektedir.Vahdon historiaa ja perinteitä.
Mobilyalarını ve eşyalarını atıp evi boşaltır ve onu izlemeye yola çıkar.He siirtävät huonekalut pois ja alkavat purkaa keittiötä.
Barbra Streisand'ı bu konser turunda çok sayıda önemli kişiler de izlemiştir.Barbra Streisand oli esiintynyt samassa roolissa aiemmin Broadwaylla.
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.Kriitikot ylistivät albumia ja hän aloitti kiertueen saadakseen kuulijakuntaa.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.Foorumin päätteeksi osallistujat noudattivat perinnettä ja osallistuivat Uefan Mestarien liigan finaaliin.
Aşağıda Avengers ekibi olanı izlemektedir.Lisäksi seuralla on Unified-joukkue.
Günbatımını izlemek pek iyi karşılanmaz.Se ei siedä pitkäaikaisesti auringon paahdetta.
Yarışmayı yaklaşık 20.000 kişi izlemiştir.Avajaiskilpailua oli katsomassa 20 000 ihmistä.
Onu 6 madalya ile ABD izlemiştir.Yhdysvallat voitti kuusi kultamitalia.
Yetişen genç nüfus da aynı yolu izlemiştir.Jahnukaisen seuraajat jatkoivat samaa käytäntöä.
O sırada, Desmond uzaktan otomobili içinde onları izlemektedir.Heidän tietämättään Sebastian tarkkaili heitä lähistöltä.
Komünist bir politika izlemiştir.Hän on tehnyt näkyvästi globaalia politiikkaa.
Toplam 69 konserden oluşan dünya turunu 3.900.000 King of Pop hayranı izlemiştir.Kiertue käsitti 69 konserttia ja sen näki 3,9 miljoonaa maksanutta katsojaa.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Elokuvasta katso Kertokaa se hänelle....
Filmi 12 milyon kişi izlemiştir.Elokuva sai teattereissa 12 000 katsojaa.
Avrupa'daki turne ayağı bittiğinde şovu 2.5 milyon kişi konserlerde izlemişti.Kiertueen aikana U2 konsertoi noin 5,3 miljoonalle katsojalle.
"Kara Şövalye'yi ağlamadan izlemek mümkün mü?".He päästävät tietämättään Mustan Ritarin rahaholviin.
Suriyeli ve Lübnanlı temsilciler ortak bir strateji izleme kararı verdiler.Malesia ja Thaimaa ovat päättäneet yhdessä kehittää kiisteltyä aluetta.