Ana içeriğe geç
Sözlük

izlem ile cümle

izlem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Fakat bazı kanalları izlemek için abonelik gerekir.Via diverse kanalen worden waarnemingen verzameld.
Filmi 898 bin kişi sinemada izlemiştir.In totaal bezochten meer dan 298.000 mensen de film.
Sınırsız izleme açısı vardır.Een onbeperkte aansprakelijkheid partnership.
Obi-wan Kenobi de onu izlemek için Geonosis adlı gezegene gider.Obi-Wan Kenobi wist het schip echter te volgen tot de planeet Geonosis.
Üyeleri ütopyayı oluşturan bir dini geleneğe inanmak ve izleme ihtiyacı duyar.Leden moeten het katholieke geloof belijden en ervan getuigen.
Film izlemekten asla sıkılmaz ya da yorulmaz.Het beeld is dan rustiger en minder vermoeiend om naar te kijken.
1999 yılında yapılan Souled Out 10,833 izleyici izlemeye gelmiştir.Het toernooi van 2011 trok 104.800 toeschouwers.
Filmi İnternet Arşivi'nden ücretsiz izlemek mümkündür.De film is gratis te verkrijgen op de Internet Archive.
İzleme ve farklı milletlerden gezginlerin kalkış ve varışlarını kolaylaştırmak.Regels rondom het betreden en oversteken van andermans land.
Böylece onları izlemeye gelen kalabalık coştu.Een menigte volgt hen.
Filmi 12 milyon kişi izlemiştir.In totaal werd deze film 12 miljoen keer bezocht.
Bu konseri 15,000 kişi izlemiştir.Het evenement werd bekeken door 15.000 toeschouwers.
Biz onların da bu konseri izlemesinin bir hak olduğunu düşünüyoruz.Ze bedenkt dat haar concert er als volgt uit moet zien.
Spor izlemeyi sever, Mets ve Jets hayranıdır, Zindan ve Ejderha oynamayı sever ama spor yapmayı sevmez.Hij houdt van vechten, gokken en motorrijden, maar absoluut niet van bevelen opvolgen.
At yarışlarını izlemeye giden Niyazi tüm atları yine bilir.Verder brengt Van Grunsven nog meer paarden uit op wedstrijden.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Ze hield van lezen, schilderen, gedichten schrijven en had een goede relatie met haar vader.
Karakterlerin yaşadığı sıkıntıları izlemek halen büyüleyici.De vrienden zijn erg verdrietig als ze de beelden zien.
Filmi, 1983 yılından sonra izlemek yasaklanmıştır.De film werd bij het uitkomen in 1932 verboden.
Yollar: Belirli bir yolu izlemesi istenen nesneler için yollar tanımlanabilinir.Hierdoor is bij een mens gemakkelijk waar te nemen in welke richting hij kijkt.
Kız bir vampir olan Eric Northman'ın diziyi izlemesine izin verir.Die zorgt ervoor dat Eric Cartman wordt behandeld als een hond.
Çaresizlikle savaşın başlamasını ve olaylarını izlemek zorunda kaldı.Na de oorlog begonnen achterstallig onderhoud en verval echter hun tol te eisen.
Bulgaristan ile Türkiye birçok konuda birbirine paralel politikalar izlemektedirler denilebilir.Relaties Joegoslavië-Bulgarije Men heeft verschillende kijken op dit onderwerp.
İnsanlar da, bu manzara içerisinde kendi çıkarları doğrultusunda bir strateji izlemek durumunda kalmıştır.In dat programma krijgen de gasten een minuut om hun visie op de politiek uiteen te zetten.
Sadece, loncanın ustalarını yani Gumilyov ve Gorodetsky'i izlemesi yetecektir.Blijkens het colofon putte hij uit daarvoor ook uit bijdragen van Osip Mandelstam en Gorodetski.
Yetişen genç nüfus da aynı yolu izlemiştir.Het genootschap bleef dezelfde weg bewandelen.
Bunu 1610'daki Sürgün Fermanı izlemiştir.Het gasthuis werd in 1610 opgeheven.
Gemi daha sonra zigzag şeklinde bir rota izlemiştir.Het schip voer geen navigatielichten en volgde een zigzag koers.
Bugün TV'de izlemeye değer hiçbir şey yok.Er is vandaag niets goeds op tv.
TV izlemeyin.Bekijk geen televisie!
O film izlemeye değer.Die film is het zien waard.
Y1 ve Y2 bağlantı noktaları arasında (geri bildirim döngüsü) bir başka izleme devresi vardır.Między punktami połączeniowymi Y1 i Y2 (pętla sprzężenia zwrotnego) znajduje się dodatkowy obwód monitorujący.
Mike Teavee: Her zaman televizyon izlemek isteyen çocuk.Mike Teavee – chłopiec non-stop oglądający telewizję.
2012'de ortalama 3.3 milyon seyirci tarafından izlenmiştir ve finali dört milyon İsveçli izlemiştir.W 2012 półfinały przyciągnęły średnio 3,3 mln widzów, a ponad 4 mln Szwedów obserwowało finał konkursu.
Kızgın olan Rance sadece onları izlemekle yetinir.Rance obserwuje ich ze złością.
Filmi 12 milyon kişi izlemiştir.Film obejrzało 15 milionów osób.
Çünkü kimse beni izlemiyor.Nikt ich nie chce oglądać.
Fakat ben televizyon izlemezdim."(Jedząc nie oglądam telewizji).
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.Na zakończenie forum wszyscy uczestnicy zgodnie z tradycją na żywo obejrzeli Finał Ligi Mistrzów UEFA.
İnsanlar artık umut veren şeyler izlemek istemektedir.Podajemy rodzaj oczekiwanej przez nas pomocy.
Yeni teknolojiler televizyon izleme biçimlerini etkilemiştir.Na przykład, czy ludzie wiedzą, jaki wpływ ma telewizja?
Anlatıcı kafeyi terk edip adamı izlemeye başlar.Narrator wybiega z kawiarni i podąża za owym człowiekiem.
Sonra da Sünni politikalar izlemeye başladı.Zaczynają myśleć o adopcji.
Bu karşılaşmayı ise 76.127 seyirci izlemişti.Spotkanie obejrzało 46 127 widzów.
Halk ise tüm bu olan biteni izlemekle meşgul oldu.Tutejsza ludność żywo interesowała się tym wszystkim czym żył naród.
İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre, her iki taraf ta savaş kanunlarını ihlal etti.Według Human Rights Watch obie strony dopuszczały się łamania praw człowieka.
Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi'nce tanıklığına başvuruldu.Zostaje za to postawiony przed Komisją ds. Badania Działalności Antyamerkańskiej.
Spor izlemeyi sever, Mets ve Jets hayranıdır, Zindan ve Ejderha oynamayı sever ama spor yapmayı sevmez.Jako typowy nastolatek, uwielbia sport i gry komputerowe, interesuje się płcią przeciwną i to bardzo.
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.Zarzucił jednak albumowi trochę senne tempo oraz dodał że bardziej czeka na pierwszy długogrający album.
Birkaç saat içinde ayağa kalkarak annelerini izlemeye başlarlar.Po kilkunastu dniach ruszają za matką i rozpoczynają samodzielne żerowanie.
Turneyi 3.5 milyondan fazla kişi canlı izlemiştir.Widowisko obejrzało ponad 3,5 miliona ludzi na całym świecie.
Bu sahneleri izlemek özellikle çocuklar için eğlenceli.W innych zaś kręgach postrzega się bekanie za zabawne, szczególnie wśród dzieci.
Maçı 19,662 kişi izlemiştir.Mecz przyciągnął 62 628 widzów.
Uzun yıllar sahada çalışmış; Irak, Afganistan gibi ülkelerde yaşanan savaşları yerinden izlemiştir.Jest żołnierzem; walczył podczas wielu wojen na terenie Iraku.
Bunu pek çok bağımsızlaşan proje izlemiştir.Można go było dostrzec w wielu niezależnych produkcjach.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü cinayetle ilgili tarafsız bir soruşturma istemişlerdir.Rada Bezpieczeństwa ONZ zażądała niezależnego śledztwa w sprawie tego zamachu terrorystycznego.
İzleme yoluyla öğrenme. b.Widok na cerkiew z drogi В.
İlk de Eve kılığında, olan biteni izlemiştir.Najpierw oblecieli ją, dokonując dokładnych oględzin jej uszkodzeń.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Lubi słuchać muzyki, czytać książki, oglądać filmy, spotykać się z przyjaciółmi.
İlk maçında 20000 kişi onu izlemeye gelmişti.W szczytowym momencie rozgrywki oglądało 80 tysięcy osób.
Bu iki şekildeki yargılama da kaynak izleme hatalarına meyillidir.Powyższe warianty są spowodowane przez nieścisłości w dwóch późniejszych wydaniach.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod