Sonra da Sünni politikalar izlemeye başladı.Ailleurs, elle a pu avoir eu lieu avant la mise en œuvre des politiques de contrôle des naissances.
Oyuncu Yuri'nin cesedi ile beraber bir hafta sonu aynı sınıfta kalır ve çürümesini izlemek zorundadır.Il restera donc deux jours en salle de classe, près du cadavre de Yuri qui se décomposera au fil des jours.
Fakat ben televizyon izlemezdim."Je ne connaissais rien au cinéma et à la télévision ».
İki görevli kalkıştan önce Layka'yı izlemeleri için görevlendirildi.Deux assistants furent affectés à sa surveillance avant le lancement.
Filmi, 1983 yılından sonra izlemek yasaklanmıştır.Le film, terminé en 1983, est interdit de visa pendant deux ans.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü cinayetle ilgili tarafsız bir soruşturma istemişlerdir.Les ONG Human Rights Watch et Amnesty International ont demandé une enquête impartiale.
Film izlemekten asla sıkılmaz ya da yorulmaz.Ou encore, l'œil du film ne se confond, ni ne représente jamais celui du public ou des artistes.
5,99 milyon kişi izlemiştir.5 599 personnes y vivent.
5 bin kişi izlemeye geliyor.5 000 spectateurs sont présents à l’arrivée.
Her gün gelen izleyiciler en iyi izleme yerlerini öğrenirler.Sept accompagnateurs vérifiaient chaque jour que tout allait bien,.
Evlerinin yakınına bir buz pisti yapılınca o ve annesi patencileri izlemeye gitti.Puis, après quelques démarches et quelques visites, il se rendit à la maison de ses parents.
Nickelodeon HD izlemek için Digiturk HD veya Digiturk Plus üyesi olmak gerekir.Un téléviseur ou moniteur compatible HDCP est nécessaire.
Filmi Sovyetler Birliği'nde 13 milyondan fazla kişi izlemiştir.Plus de 16 millions de spectateurs de l'Union soviétique l'ont vu.
Bu durum genel anlamda görsellikten ziyade yararcı bir oyun tarzını izlemiş oldukları şeklinde yorumlanmıştır.À la place, on met le focus sur un regard beaucoup plus juste de la maladie.
Ödünç vereceği kitaplar içinde bir izleme defteri hazırlayarak yollara düşer.Il trouve un livre de sorcellerie qu'il décide d'emprunter.
Erişim tarihi: 17 Eylül 2013. ^ ""Mi Minör oyununu sakın izlemeyin!(TV France) 2013 : Touche pas à mon poste !
Onu izlemek hoşuma gidiyordu.Je voudrais que vous vous amusez à la regarder.
Bu özellikle log (sistem tarafından tutulan günlük dosyaları) dosyalarını izlemek için çok faydalıdır.C'est particulièrement utile pour surveiller des fichiers journaux.
Yarışmayı yaklaşık 20.000 kişi izlemiştir.Jusqu'à 20 000 personnes peuvent assister aux compétitions.
OpenNMS ücretsiz ve açık kaynaklı bir kurumsal seviye ağ izleme ve ağ yönetimi platformudur.OpenNMS (en) est une plate-forme libre et open-source de surveillance du réseau et de la gestion du réseau.
At yarışlarını izlemeye giden Niyazi tüm atları yine bilir.Pour les articles homonymes, voir course de chevaux.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Petros : Votre père, il vous accompagne tout au long de votre enfance.
Bu dalgaboyunu Dünya'dan izlemek imkânsızdır.Il n'est possible de l'attaquer que par la terre.
TV izlemem.Yo no veo la televisión.
Çocuklar TV izlemeyi sever.A los niños les gusta ver la televisión.
Ben televizyon izlemem.No estoy viendo la televisión.
TV izlemek istiyorum.Quiero ver la televisión.
Yürüyüşe gitmeyi film izlemeye tercih ederim.Prefiero salir a andar que ver la película.
Hobilerim balık tutmak ve televizyon izlemektir.Mis hobbies son pescar y ver la televisión.
Annem TV izlemeyi sevmiyor.A mi madre no le gusta ver la TV.
Tom şimdi TV izlemiyor.Ahora Tom no está viendo la televisión.
Bütün gün televizyon izlemekten başka bir şey yapmaz.No hace nada más que ver todo el día la televisión.
Tom bütün gün TV izlemekten başka hiçbir şey yapmaz.Tom no hace nada más que ver la televisión durante todo el día.
İngilizce dersimizi izlemek ister misin?¿Quieres ver nuestra lección de inglés?
Dün bir arkadaşımla bir film izlemeye gittik.Ayer fuimos a ver una película con un amigo mío.
Tom daha gençken çok televizyon izlemedi.Cuando era más joven, Tom no veía mucho la televisión.
Tom şimdi TV izlemiyor. O uyuyor.Tom no está viendo TV ahora. Él está durmiendo.
Tom bütün gün televizyon izlemekten başka bir şey yapmadı.Tom se pasó el día viendo la televisión.
Televizyon izlemeyi severim.Me gusta ver la televisión.
TV izlemeyi seviyor.Le gusta ver la televisión.
O, hiç televizyon izlemez.Él no ve nada de televisión.
O, televizyonda beyzbol oyunları izlemeyi seviyor.A él le gusta ver partidos de béisbol en la televisión.
Bu gece canım televizyon izlemek istemiyor.Esta noche no tengo ganas de ver la televisión.
Niçin gidip bir film izlemiyoruz?¿Por qué no nos vamos a ver una película?
O, TV izlemeyi sever.Le gusta ver la televisión.
Annem benim TV izlememden hoşlanmaz.A mi madre no le gusta que vea la tele.
Dün TV izlemek için zamanım yoktu.Ayer no tuve tiempo de ver la televisión.
Büyük annem TV izlemeyi sever.A mi abuela le gusta ver la televisión.
O kadar meşgulüm ki televizyon izlemem.Estoy tan ocupado que no veo la televisión.
TV izlemeden önce ev ödevini yap.Haz tus deberes antes de ver la televisión.
Tom akşam TV izlemeyi sever.A Tom le gusta ver la televisión por la tarde.
Hayır, fakat beyzbol izlemeye gitmekten hoşlanıyorum.No, pero me gusta ir a ver el béisbol.
Haftada 3 defa film izlemeye gider.Él va a ver películas tres veces a la semana.
TV'de tenis maçları izlemeyi sever.Le gusta ver partidos de tenis por la televisión.
Televizyonda spor izlemeyi sever misin?¿Te gusta ver deportes por la televisión?
TV'de beyzbol oyunu izlemek ister misin?¿Quieres ver el partido de béisbol por la tele?
Kitap okumayı televizyon izlemeye tercih ederim.Prefiero leer un libro a ver la televisión.
Roman okumayı mı yoksa film izlemeyi mi tercih edersin?¿Prefieres leer una novela o ver una película?
Cuma akşamı benimle film izlemeye gitmek ister misin?¿Quieres salir a ver una película conmigo el viernes por la noche?
Tom televizyon izlemeyi sever.A Tom le gusta ver la tele.