Hangi kursu izleyeceğine bir türlü karar veremedi.He couldn't make up his mind which course to follow.
O, neredeyse hiç tv izlemez.He scarcely ever watches TV.
Bütün gün TV izlemekten başka bir şey yapmadı.He did nothing but watch TV all day.
O, filmleri çok sevdiği için, izleyebildiği kadar çok sayıda film izler.Since he's crazy about movies, he watches as many movies as he can.
O, bizim tavsiyemizi izleyemedi.He failed to follow our advice.
O, arkasında izleyen köpeği ile yürüyüşe çıktı.He went out for a walk, with his dog following behind.
Dün gece televizyonda bir basketbol oyunu izledi.He watched a basketball game on TV last night.
O, çocukların yüzüşünü izledi.He watched the boys swimming.
Onu izlemem için bana işaret etti.He beckoned me to follow him.
O bazen tv izler.He sometimes watches TV.
O, banka yöneticisinde olumlu bir izlenim bıraktı.He made a favorable impression on his bank manager.
Kızların tenis oynamalarını izledi.He watched the girls playing tennis.
O, yeni bir politika izlemeye karar verdi.He had decided on a new policy.
O, insanları izlemekten zevk alır.He finds pleasure in watching people.
O, hiç televizyon izlemez.He doesn't watch television at all.
O, onu nefesini tutarak izledi.He watched it holding his breath.
O, onun bir oyuncak bebek yapışını izledi.He watched her making a doll.
O, babasının ayak izlerini takip etti.He followed in his father's footsteps.
O her gün televizyon izler.He watches TV every day.
O her gün televizyon izler mi?Does he watch television every day?
Akşam yemeğinden sonra televizyon izler.He watches television after dinner.
İşte onların izlemesi için yeni bir video.Here is a new video for them to watch.
Onların eski binayı yıkışını izledim.I watched them destroy the old building.
Onları yakından izleyin.Follow close behind them.
Arabanın bıraktığı izleri takip ettiler.They followed the tracks the car had left.
Düşmanın telsiz iletişimlerini izlediler.They monitored the enemy's radio communications.
Onu izlemeye devam et.Keep watch on him.
Onun örneğini izleyin.Follow his example.
Onun konuşması izleyiciyi tahrik etti.Her speech moved the audience.
O, üç saattir TV izlemektedir.She has been watching television for three hours.
Dörtten altıya kadar TV izler.She watches television from four to six.
Erkek kardeşi her nereye gitse onu izler.She follows her brother wherever he goes.
TV'de tenis maçları izlemeyi sever.She loves watching tennis matches on TV.
Televizyon izleyerek iki saat geçirdi.She killed about two hours watching TV.
O modadaki bütün en son trendleri izler.She follows all the latest trends in fashion.
O, korku filmlerii izlemekten zevk alır.She takes pleasure in seeing horror films.
Okula dönen çocukları izledi.She watched the children going back to school.
O, çocukların havuzda yüzüşünü izledi.She watched the children swimming in the pool.
O, kuşu dikkatlice izledi.She watched the bird carefully.
Yolcuların otobüsten inişini izledi.She watched the passengers get off the bus.
Yuvadaki kuşu dikkatle izledi.She carefully watched the bird in the nest.
Onun bütün yapabildiği onun uzaklaşmasını izlemekti.All she could do was watch him walk away.
Kocasını izlemek için bir özel dedektif kiraladı.She employed a private detective to keep a watch on her husband.
Uçağı gözden kaybolana kadar izledik.We watched the plane until it went out of sight.
Babam TV izlerken sık sık uykuya dalar.My father often falls asleep while watching TV.
Babam genellikle akşam yemeğinden sonra televizyon izler.My father usually watches television after dinner.
Odada bırakılan parmak izleri katilin suçlu olduğunu kanıtladı.Fingerprints left in the room proved the murderer's guilt.
Adamlar onu izledi.The men followed him.
Çalışmalarımda bir mola sırasında televizyon izledim.I watched television during a break in my studies.
Bir sopa at ve köpeğin onu alıp getirmesini izle.Throw a stick and watch the dog fetch it.
Kurosawa'nın filmlerinden birkaçını izledim.I've seen a couple of Kurosawa's films.
Dün gece iki saati televizyon izleyerek geçirdim.I spent two hours watching television last night.
Uçakların kalkışını izlemeyi severim.I like watching planes take off.
Güzel sahneyi izledik.We gazed at the beautiful scenery.
Onların peş peşe basket yapmasını izledik.We watched them score one basket after another.
Kız kardeşimden başka, ailem televizyon izlemez.Apart from my sister, my family doesn't watch TV.
Sorun onun İngilizcesini izleyip izleyememendir.The problem is whether you can follow her English.
Akşama kadar kalıp havai fişekleri izleyelim.Let's stay until nightfall and watch the fireworks.
Yabani kuşları izlemek çok eğlenceli.Watching wild birds is great fun.
İlaç alırken şişe üzerindeki yönergeleri dikkatle izleyin.When taking drugs, follow the directions on the bottle carefully.