Akşam yemeğinden sonra TV izleyebilirsiniz.You can watch TV after supper.
Akşam yemeğinden sonra televizyonda haber izledim.I watched the news on TV after supper.
Bir uydu eriyen buzulları izlemek için yörüngeye fırlatıldı.A satellite was launched into orbit to monitor melting glaciers.
Modayı izleme.Don't follow fashion.
Av köpekleri tilkinin kokusunu izledi.The hunting dogs followed the scent of the fox.
Avcı ayının izlerini takip etti.The hunter followed the bear's tracks.
Polis tıbbi konulardaki kriminal suçlamaları izlemekte isteksizdir.The police are reluctant to pursue criminal charges in medical cases.
Amerika izleniminiz nedir?What is your impression of America?
Bazı insanlar gazete okurlar ve aynı zamanda TV izlerler.Some people read the newspaper and watch TV at the same time.
O, ebeveynlerinin onu izlediğinin farkındaydı.She was aware of her parents' eyes.
O, anne ve babasının onu izlediğini fark etti.She was aware of her parents' eyes.
TV izlemeyi seviyor.He likes watching TV.
O, televizyonda beyzbol oyunlarını izlemeyi sever.He likes watching baseball games on TV.
O, televizyonda beyzbol oyunları izlemeyi seviyor.He enjoys watching baseball games on TV.
Onun sırrı bildiğine dair bir izlenimim var.I have a feeling that he knows the secret.
İngilizce çalışıyor olmam gerek ama bir film izlemeyi tercih ederim.I should be studying English, but I'd rather watch a movie.
Hayır, fakat beyzbol izlemeye gitmekten hoşlanıyorum.No, but I like going to watch baseball.
Beyzbol izlemeye gitmekten hoşlanırım.I like going to watch baseball.
Beyzbol oyunlarına gitmeyi ve izlemeyi seviyorum.I like to go and watch baseball games.
Jakuzimde TV izlemeyi seviyorum.I like to watch TV in my Jacuzzi.
O izlenimi vermek istemedim.I didn't mean to give that impression.
O nihayet televizyon izlemeye başlayabildi.She came round to watching TV.
Ben filmi zaten izledim.I've already seen the film.
Onu izleyin.Follow him.
Ben yabancı filmleri izlemek için sinemaya gitmek isterim.I like to go to the movies to see foreign films.
Benim tavsiyemi izleyin.Follow my advice.
Odaya kadar beni izleyin.Follow me into the room.
İlk bahar kışı izler.Spring follows winter.
Televizyon izlemeye gideceğiz.We will go to watch TV.
Televizyon izlemek için gideceğiz.We will go to watch TV.
Zayıflamak istiyorsan, bu diyeti izle.If you want to be slim, follow this diet.
Hayır, genellikle onları evde TV'de izlerim.No, usually I watch them at home on TV.
Code Lyoko'yu izlemeyi seviyorum.I like watching Code Lyoko.
O, geceleyin televizyon izler.She watches television at night.
Onu izle ve aynı şeyi yap.Watch him and do the same thing.
Onu izle ve onun yaptığını yap.Watch him and do what he does.
Pokémon izleyerek büyüdüm.I grew up watching Pokemon.
O, benim onu izlemem gerektiğinin işaretini verdi.He signaled that I should follow him.
O böylece izler..It thus follows that...
Beyzbol oyunları izlemeyi severim.I like to watch baseball games.
Tom sürekli TV izler.Tom watches TV all the time.
Evi izlemem söylendiği için bugün dışarı çıkamam.I can't go out today as I've been asked to watch the house.
Sen nereye gidersen git, izleyeceğim.Wherever you go, I will follow.
Onun hayati bulguları yakından izleniyor.Her vital signs are being closely monitored.
Onun soyunmasını izlemeyi seviyorum.I like to watch her undress.
Kulübeye yetişinceye kadar onu tek sıra izledik.We followed him single file till we reached the cabin.
Aslında bu filmi daha önce izledim.Actually, I've seen this movie before.
Ben bir çocukken Doraemon'u çok izledim. Ama bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum!I watched Doraemon a lot when I was a kid. But I had no idea he was so large!
O televizyon izlerken uykusuz bir gece daha geçirdi.He spent another sleepless night watching television.
Bazen TV izlerim.I sometimes watch TV.
O filmi daha önce izledim.I've seen that movie before.
Bence TV izlemek zaman kaybıdır.I think watching TV is a waste of time.
Sovyet Rusya'sında, televizyon izleyiciyi izler!In Soviet Russia, television watches the audience!
Sovyet Rusya'sında, televizyon seyirciyi izler!In Soviet Russia, television watches the audience!
TV izlemekten keyif aldık.We enjoyed watching TV.
Çay odasına girdiğimde televizyonda güreş maçı izleyen iki genç adam buldum.As I entered the tearoom I found two young men watching a wrestling match on television.
Bir gün hayatın gözlerinin önünde hızla akıp gidecektir. Emin ol, izlemeye değer.One day your life will flash before your eyes. Make sure it's worth watching.
Çoğu zaman televizyon izler.He often watches TV.
Birçok şirket çalışanlarının internet etkinliğini izlemektedir.Many companies monitor their employees' internet activity.
O filmi izlemeliydin.You should have seen that movie.