Tenis hakkında hiçbir şey bilmeyen insanlarla tenis izlemeyi sevmiyorum.I don't like watching tennis with people who don't know anything about tennis.
Suçlu, izlerini örtmeye çalıştı.The criminal tried to cover his tracks.
Tom beni buraya kadar izledi.Tom followed me here.
Tom bizi buraya kadar izledi.Tom followed us here.
Bu konuda iyi bir izlenimim yok.I don't have a good feeling about this.
Annem televizyon izlemekten nefret eder.My mother hates watching television.
Annem televizyon izlemekten hoşlanmaz.My mother does not like to watch the television.
Kumda ustura gagalı alkın ayak izleri vardı.There were razorbill footprints in the sand.
Televizyon izlemeye çok fazla zaman harcama.Don't spend so much time watching television.
Her cumartesi gecesi DVD'de filmler izleriz.We watch films on DVD every Saturday night.
Taraftarlar, onun topu ağlara göndermesini izledi.The fans watched him kick the ball into the goal.
Son zamanlarda bazı filmler izledin mi?Have you watched some films recently?
Sana gönderdiğim e-postadaki bağlantıyı izledin mi?Did you follow the link in the e-mail I sent you?
Kimsenin TV izlememesi gerekir.Nobody should watch TV.
Onlar alışveriş merkezine gittiler, orada yemek yediler ve bir film izlediler.They went to the mall, where they ate and watched a movie.
Başkalarının acı çekmelerini izlemek, neden bu kadar hoşumuza gidiyor?Why do we feel schadenfreude over others' suffering?
Televizyon izlerizWe watch television.
Tom izledi.Tom followed.
Her saniye onları izlemek zorundayım.I have to watch them every second.
Sen oyunu izleyemezsin.You can't watch the game.
Onları her zaman izlemek zorundayım.I have to watch them all the time.
Biri Tom'u izlemiş olabilir.Somebody might've followed Tom.
Gerçekten Tom'un üzerinde bir izlenim bıraktın.You really made an impression on Tom.
Kesinlikle Tom'un üzerinde bir izlenim bıraktın.You certainly made an impression on Tom.
Senin parmak izlerin Tom'un odasının her yerindeydi.Your fingerprints were all over Tom's room.
Sanırım iyi bir izlenim verdim.I think I made a good impression.
İyi bir izlenim bıraktığını görüyorum.I see you made a good impression.
Tom yanlış bir izlenim vermek istemedi.Tom didn't want to give the wrong impression.
Ben herhangi kağıt izleri bırakmak istemiyorum.I don't want to leave any paper trails.
Tom'un talimatlarını izlemeliydin.You should've followed Tom's orders.
Onu izlemek zorunda değilsiniz.You don't have to watch it.
Seni izlememin nedeni bu.That's why I followed you.
Tom Mary'yi hemen arkasından izledi.Tom followed closely behind Mary.
Ne izlediğini hatırlıyor musun?Do you remember what you were watching?
Tom hakkında izlenimlerin neydi?What were your impressions of Tom?
Birisi sana bunu izlememeni söyledi mi?Did someone tell you not to pursue this?
Bu sende nasıl bir izlenim bıraktı?How does that strike you?
Hâlâ evde kalmamız ve televizyon izlememiz gerektiğini düşünüyorum.I still think we should've stayed home and just watched TV.
Çok fazla TV izlediğini düşünüyorum.I think you've been watching too much TV.
Tom Mary'nin o kadar çok TV izlemeyi bırakmasını istiyor.Tom wants Mary to quit watching so much TV.
Tom, Mary ve John'un dövüşmesini izlemekten hoşlanıyor gibi görünüyordu.Tom seemed to enjoy watching Mary and John fighting.
Tom beyzbol izlemeyi sevmeyen tanıdığım tek kişi.Tom is the only person I know who doesn't like watching baseball.
Onu yapmamı tekrar izle.Watch me do it again.
Tom'un yanlış izlenim almasını istemiyorum.I don't want Tom to get the wrong impression.
Bu öğleden sonra Tom'u izleyeceğini düşündüm.I thought you were going to watch Tom this afternoon.
Çok fazla korku filmlerini izlediğini düşünüyorum.I think you've been watching too many horror movies.
Tom ve Mary John'un yüzme turu attığını izledi.Tom and Mary watched John swim laps.
Parmaklarımı izle.Watch my fingers.
Kahvaltı yaparken genellikle TV izleriz.We often watch TV while we're eating breakfast.
Pencereden izleyin.Watch from the window.
Beni yakından izle.Watch me closely.
TV izlemek beni sık sık uyutur.Watching TV often makes me sleepy.
Tom Mary'yi izlemek için söz verdi.Tom promised to watch Mary.
Ben anime izlemeyi ve manga okumayı gerçekten seviyorum.I really love watching anime and reading manga.
Köpek benimle birlikte izledi.The dog followed along with me.
Televizyon izlemek istemiyorum.I don't want to watch television.
Dün çok ilginç bir belgesel izledim.I saw a very interesting documentary yesterday.
Tüm nedenimizi izlemek için yeterli gücümüz yok.We do not have enough strength to follow our reason completely.
Bu filmi geçen gece izledim ve gerçekten beğendim.I watched this movie last night and I really liked it.
Romalılar, Britanya'da izlerini bıraktılar.The Romans left their mark in Britain.