Tom uyurken Mary'yi izledi.Tom watched Mary as she slept.
Ne sıklıkta TV izlersin?How often do you watch TV?
Dün gece II. Dünya Savaşı hakkında çok ilginç bir film izledim.Last night I saw a very interesting movie about World War II.
Çok fazla televizyon izlememelisin.You shouldn't watch so much television.
Gençler çok televizyon izlememeli.Young children shouldn't watch so much television.
Bu, filmleri izlerken kullandığın bir şey.It's a thing which you use when you watch films.
O filmi cumartesi günü izledim.I saw that movie on Saturday.
Ne zaman odadan ayrılsam köpeğim beni izler.My dog follows me whenever I leave the room.
Bu, izlemek için eğlenceli.This is fun to watch.
Ben o filmi izlediğimde her zaman ağlarım.I cry every time I watch that film.
Bu kitap onun üzerinde kalıcı bir izlenim bıraktı.This book left a lasting impression on her.
Tom animasyon izleme bağımlısı.Tom is addicted to watching anime.
Tom'un ihtiyacı olan son şey onu izleyen başka biri.The last thing Tom needs is someone else stalking him.
Onların fokları beslemesini izlemek için hayvanat bahçesine gidelim.Let's go to the zoo to watch them feed the seals.
Tom'u izlesen iyi olur.You'd better watch Tom.
Tom TV'de beyzbol izlemeyi seviyor.Tom likes to watch baseball on TV.
Tom cesedin bulunduğu odanın kapı kolunda parmak izleri bıraktı.Tom left fingerprints on the doorknob of the room where the body was found.
Tom izlendiğini biliyor.Tom knows he's being watched.
Bir film izledim.I watched a flick.
Tom izlendiğini fark etmedi.Tom didn't notice that he was being followed.
İlk izlenimler kalıcıdır.First impressions are lasting.
Tom herhangi birinin izleyip izlemediğini görmek için etrafına baktı.Tom looked around to see if anyone was watching.
Tom ve Mary ıslak çimentoda el izleri yaptı.Tom and Mary made handprints in the wet cement.
Bu maçı gerçekten izlemek istiyorum fakat zamanım olup olmadığından emin değilim.I do really want to watch this match, but I'm not sure if I have the time.
Oscarları izledin mi?Did you watch the Oscars?
Tom evden Mary'yi izledi.Tom followed Mary out of the house.
Tom, kimsenin izlemediğinden emin olmak için etrafına baktı.Tom looked around to make sure no one was watching.
Tom izlenip izlenmediğini görmek için etrafa baktı.Tom looked around to see if he was being followed.
Tom beyaz halının üzerinde kirli ayak izleri gördü.Tom saw dirty footprints on the white carpet.
Tom kapıdan Mary'yi izledi.Tom followed Mary through the gate.
Tom'un ne kadar süredir bizi izlediğini düşünüyorsun?How long do you think Tom has been watching us?
Askerler lideri izlerler.The soldiers follow the leader.
Tom'u izlediğin için teşekkürler.Thanks for watching Tom.
Tom televizyon izlerken yatakta yatıyordu.Tom was lying in bed watching TV.
"TV izlemekten usandım. Başka bir şey yapalım." "Ne gibi?""I'm tired of watching TV. Let's do something else." "Like what?"
Bir film izlemeye gitmek ister misin?Do you want to go see a movie?
Eğer tavsiyemi izlersen sana böyle şeyler olmaz.Things like this wouldn't happen to you if you'd follow my advice.
"Anne, TV izleyebilir miyim?" "Hayır, izleyemezsin Tom." "Baba, TV izleyebilir miyim?""Mom, can I watch TV?" "No, you can't Tom." "Dad, can I watch TV?"
Birçok aile TV izlerken akşam yemeği yerler.Many families eat dinner while watching TV.
Ben filmi kaçırdım. Sen onu izledin mi?I missed the movie. Did you watch it?
Dün sinemaya gittik. Biz Star Wars'u izledik.We went to the cinema yesterday. We saw Star Wars.
Sana bir ön izleme vereyim.Let me give you a preview.
Size o izlenimi verdim mi?Did I give you that impression?
Tom Mary'nin yemesini izledi.Tom watched Mary eat.
Gerçekten yemek yerken haber izlemek zorunda mıyız?Do we really have to watch the news while we eat?
Tom, You Tube'daki eski siyah beyaz filmleri izlemekten keyif alır.Tom enjoys watching old black and white movies on YouTube.
Dün gece izlediğimiz film siyah beyazdı.The movie we watched last night was in black and white.
Tom, Mary'nin tavsiyesini izledi.Tom followed Mary's advice.
Tom dedesiyle TV'de beyzbol maçları izlemekten hoşlanır.Tom enjoys watching baseball games on TV with his grandfather.
Erken kalkalım ve güneşin doğuşunu izleyelim.Let's get up early and watch the sunrise.
Senin TV izlemeyi bırakıp biraz egzersiz yapman gerektiğini düşünüyorum.I think you should stop watching TV and get some exercise.
Tom onun uyumasını izleyerek Mary'nin yatağının yanında bir koltuğa oturdu.Tom sat in a chair next to Mary's bed, watching her sleep.
Tom'u izlemeliyiz.We must follow Tom.
Tom'u izlememiz gerekir.We need to follow Tom.
Bütün gün yatakta kalıp sadece TV izlemek istiyorum.I want to stay in bed all day and just watch TV.
Bütün gece yatmayalım ve birlikte güneşin doğuşunu izleyelim.Let's stay up all night and watch the sunrise together.
Tom arkasına yaslandı ve izledi.Tom sat back and watched.
Sadece burada oturayım ve TV izleyeyim, tamam mı?Just let me sit here and watch TV, OK?
Tom Mary'nin izleyiciler arasında oturduğunu fark etti.Tom noticed Mary sitting in the audience.
Tom televizyon izlerken rahat bir koltukta oturuyordu.Tom was sitting in an easy chair, watching TV.