Tom çocuklarının elektrikli aletlerini kullanmasına izin vermezdi.Tom wouldn't let his children use his power tools.
Tom onun olmasına asla izin vermezdi.Tom would never let that happen.
Annesi ona izin verseydi, Tom bir boksör olmak isterdi.Tom would have become a boxer if his mother had let him.
Tom polisi aramak istedi fakat Mary ona izin vermedi.Tom wanted to call the police, but Mary wouldn't let him.
Tom, Mary'nin neredeyse her şeyi ile gitmesine izin veriyor.Tom lets Mary get away with almost anything.
Tom kedinin çantasından çıkmasına izin verdi.Tom let the cat out of the bag.
Tom'un başka birinin bir şey söylemesine asla izin vermeyen bir ünü vardır.Tom has a reputation of never letting anyone else say anything.
Tom Mary'nin gitmesine izin vermek istemiyor.Tom doesn't want to let Mary go.
Tom birkaç gün izin almayı hak ediyor.Tom deserves to take a few days off.
Tom bir gün izin almaya karar verdi.Tom decided to take a day off.
Açıkçası, Tom'un onun olmasına izin vermeye niyeti yoktu.Tom clearly didn't intend to let that happen.
Tom kesinlikle bugün geleceğini herhangi birinin bilmesine izin vermedi.Tom certainly didn't let anyone know that he was arriving today.
Tom'a kesinlikle onun yaptığını yapmasına izin vermedim.Tom certainly didn't have my permission to do what he did.
Tom, geçmişin gitmesine izin veremez.Tom can't let go of the past.
Polisler Tom'un yatak odası penceresinin dışında herhangi bir ayak izi bulamadılar.The police couldn't find any footprints outside Tom's bedroom window.
Kapa çeneni ve düşünmeme izin ver.Shut up and let me think.
Yakala onu, uzaklaşmasına izin verme.Grab him! Don't let him get away.
Onun içeri girmesine kim izin verdi?Who allowed him in?
Kalemimi kullanmana izin vermeyeceğim.I will not allow you to use my pen.
Kız kardeşimle flört etmene izin vermeyeceğim.I won't allow you to date my sister.
Tom onun gitmesine izin vermezdi.Tom wouldn't let it go.
Tom, gitmene izin vermeyecektir.Tom won't let you go.
Tom, Mary'nin gitmesine izin vermeyecektir.Tom won't let Mary go.
Tom Mary'nin karar vermesine izin verecek.Tom will let Mary decide.
Tom bir günlük izin almak istiyor.Tom wants to take a day off.
Tom bir gün izinli.Tom took a day off.
Tom onun tekrar olmasına izin vermeyeceğini söyledi.Tom said he wouldn't let it happen again.
Tom bugün izin alıyor.Tom is taking the day off today.
Ona izin vermiyorum.I don't allow it.
Lütfen sana birkaç soru sormama izin ver.Please allow me to ask you a few questions.
Organ bağışına izin vermeyen hiç din var mı?Are there any religions that don't permit organ donation?
Tom, bir günlük izin almalı.Tom needs to take a day off.
Tom zamanın izini kaybetti.Tom lost track of the time.
Çalışmamı kopyalamana izin vermem doğru olmazdı.It wouldn't be right for me to let you copy my work.
Gerçekten izinsiz gelmemeliydin.Really you should not have come without permisson.
Muhtemelen ona izin veremem.I can't possibly allow that.
Seni yalanlamama izin ver.Allow me to contradict you.
İş izin verirse, Nisan ayında sizi görmeye gitmek isterim.If work permits, I would like to go see you guys in April.
Bir gece kalmana izin vereceğim.I'll let you stay one night.
Babam tek başıma sinemaya gitmeme izin vermez.My father doesn't let me go to the movies alone.
İki üç gün izin alacağım.I'll take two or three days off.
Onu kendi başına yapmasına izin verme.Don't let him do it by himself.
Çocukların mutfak bıçağıyla oynamasına izin vermemelisin.You shouldn't let children play with the kitchen knife.
Tiyatroda izin olmadan fotoğraflar çekemezsiniz.You cannot take pictures in the theater without permission.
Ben kedinin içeri girmesine izin verdim.I let the cat in.
Ona gitmesi için izin verdim.I said it was OK for him to go.
Lütfen işi yapmamıza izin verin.Please allow us to do the work.
Onu yenisiyle değiştirmeme izin ver.Allow me to replace it.
Onun beni rahatsız etmesine izin vermem.I don't let it bother me.
Bu küçük kız kuşların kaçmasına izin verdi.This little girl let the birds escape.
Onların sizi aldatmasına izin vermeyin.Don't let them fool you.
18 yaşın üzerindeki insanların araba sürmelerine izin verilir.People over 18 are allowed to drive cars.
Ben asla tekrar böyle bir şeyin meydana gelmesine izin vermeyeceğim.I'll never again let such a thing happen.
Ofisteki insanların yarısı bir gün izin aldı.Half of the people in the office took a day off.
O, benim bir gece kalmama izin verdi.He let me stay for a night.
O evlendiği için sekreterinin gitmesine izin vermek zorunda kaldı.He had to let his secretary go because she got married.
Kaçmana izin vermeyeceğim.I won't let you escape.
Onun gururu sorular sormasına izin vermez.His pride won't allow him to ask questions.
Oğlunun bencil bir çocuk gibi davranmasına izin vermemelisin.You shouldn't allow your son to act like a selfish brat.
Oğluna her zaman kendi bildiğini okumasına izin vermemelisin.You shouldn't allow your son to always have his own way.