Köpeğimi başka birinin beslemesine asla izin vermem.I never let anyone else feed my dog.
Sanırım onun her zaman istediğini yapmasına izin vermeyi durdurmamın zamanıdır.I think it's time for me to stop allowing her to always have her own way.
Benimle bu şekilde konuşmana izin vermeyeceğim.I won't let you speak to me that way.
Milli parklarda avlanmaya izin verilmez.Hunting is not allowed in national parks.
Perdeler hiçbir ışığın içeri girmesine izin vermiyor.The curtains don't let any light in.
Geçen ay bir hafta izin aldığını bilmiyordum.I didn't know you had a week off last month.
Sana izin verme yetkim yok.I don't have the authority to give you permission.
İki dilli sözlüklere izin verilir.Bilingual dictionaries are allowed.
Denememe izin ver.Let me have a taste.
Burada kaçmana izin vermeyeceğim.I'm not letting you escape from here.
Kampüsümüzde sigara içilmesine izin verilmez.There is no smoking allowed on our campus.
Kız arkadaşının İphonunu ödünç almasına izin vermemelisin.You shouldn't let your girlfriend borrow your iPhone.
Polisler hiç kimsenin izini bulamadı.The cops didn't find anyone's traces.
Onun geceyi evimde geçirmesine izin verdim.I let him spend the night in my house.
Massachusetts'te bir adamın, karısının büyükannesi ile evlenmesine izin verilmez.In Massachusetts, a man is not allowed to marry his wife's grandmother.
Çocukların yolda oynamasına izin vermeyin.Don't let children play in the road.
Fedai onun içeri girmesine izin vermedi.The bouncer wouldn't let him in.
Lütfen pasaportunuzu ve biniş kartınızı görmeme izin verin.Please let me see your passport and boarding pass.
Tom'a diğer çocuklarla birlikte kampa gitmesine izin verilecek mi?Will Tom be allowed to go camping with the other children?
Tom yaklaşık 300 yıldır atalarının izini sürdüğünü söylüyor.Tom says he can trace his ancestors back about 300 years.
Tom bize bu müzede fotoğraf çekmek için izin verilmediğini söyledi.Tom said that we weren't allowed to take photographs in this museum.
Tom kedisinin dışarı çıkmasına izin verdi.Tom let the cat out.
Tom önümüzdeki hafta birkaç gün izin alacak.Tom is taking a couple of days off next week.
Tom insanların evine girmesine izin vermez.Tom doesn't allow people to enter his house.
Tom izin alamadığı için gidemedi.Tom couldn't go because he was unable to get permission.
Tom fotokopi makinesini kullanmak için izin istedi.Tom asked for permission to use the copy machine.
Tom izin için başvurdu.Tom applied for a leave of absence.
Tom köpeğine serbest koşması için izin verdi.Tom allowed his dog to run free.
Tom Mary'ye yardım etmeme izin vermedi.Tom wouldn't let me help Mary.
Tom Mary'nin içeri girmesine izin vermezdi.Tom wouldn't let Mary in.
Tom'a bildiği her şeyi Mary'ye söylemesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to tell Mary everything he knew.
Tom'un bildiği her şeyi Mary'ye söylemesine izin verilmedi.Tom was not permitted to tell Mary everything he knew.
Tom Mary'ye onu yapması için izin veremediğini söyledi.Tom told Mary that he couldn't allow her to do that.
Tom Mary'nin geçmesine izin vermek için kenara çekildi.Tom stepped aside to allow Mary to pass.
Tom Mary'nin girmesine izin vermedi.Tom refused to let Mary in.
Tom Mary'nin dışarı çıkmasına ve yağmurda oynamasına izin vermeyi reddetti.Tom refused to let Mary go out and play in the rain.
Tom Mary'ye sadece haftada üç saat TV izlemesine izin verdi.Tom only allowed Mary to watch three hours of television a week.
Tom Mary'nin partiyi organize etmesi için kredi almasına izin verdi.Tom let Mary take the credit for organizing the party.
Tom Mary'nin gerçeği bilmesine izin verdi.Tom let Mary know the truth.
Tom Mary'nin gitmesine izin verdi.Tom let Mary go.
Tom konuşmaya devam etti ve Mary'nin ağzını açmasına izin vermedi.Tom kept talking and didn't let Mary get a word in edgewise.
Tom Mary'ye sıkıca sarıldı ve onun gitmesine asla izin vermek istemedi.Tom hugged Mary tightly and never wanted to let her go.
Tom Mary'nin doğum gününde tesadüfen işten bir gün izin aldı.Tom happened to have the day off on Mary's birthday.
Tom arabasını sürmesi için Mary'ye izin verdi.Tom gave Mary permission to drive his car.
Tom saat ondan sonra Mary'nin TV izlemesine izin vermez.Tom doesn't let Mary watch TV after 10:00 p.m.
Tom Mary'nin kendisine yaklaşmasına izin vermiyor.Tom doesn't let Mary get near him.
Tom Mary'nin dışarı çıkması için çok izin vermez.Tom doesn't allow Mary to go out much.
Tom çocuklarının Mary ile oynamasına izin vermez.Tom doesn't allow his children to play with Mary.
Tom Mary'nin dışarıda oynamasına izin vermedi.Tom didn't let Mary play outside.
Tom Mary'nin yağmurda dışarı çıkmasına izin vermedi.Tom didn't let Mary go out in the rain.
Tom Mary'nin onu öpmesine izin vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to let Mary kiss him.
Tom Mary'nin yolunu bloke etti ve onun odasına girmesine izin vermedi.Tom blocked Mary's way and wouldn't let her enter the room.
Tom Mary'nin erken ayrılması için izin verdi.Tom allowed Mary to leave early.
Tom Mary'ye eve erken gitmesi için izin verdi.Tom allowed Mary to go home early.
Polis zorla giriş izi bulamadı.The police found no sign of forced entry.
Ebeveynlerim Tom'u tekrar görmem için bana izin vermedi.My parents didn't allow me to see Tom again.
Lütfen çocukların bıçaklarla oynamasına izin vermeyin.Please don't let the children play with knives.
Çocukların oynamasına izin ver.Let the children play.
Amcan arabasını sürmene izin verdi mi?Your uncle let you drive his car?
Düğünüm için ailemden izin almayı başardım.I managed to get permission from my parents for my wedding.