Kadınlar ve erkekler arasında hiçbir eşitsizliğin var olmasına izin verilmemesi gerekir.No inequality should be allowed to exist between men and women.
İçeri girmeme izin ver.Let me in.
Kore, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından bir inceleme yapılmasına izin verdi.Korea allowed an inspection by the IAEA.
Kuşun uçmasına izin ver.Let the bird fly away.
Kural olarak, sigara içmeye izin vermiyoruz.As a rule, we don't allow smoking.
Hava izin verirse, gelirim.I will come, weather permitting.
Hangi gün izinlisin?What's your day off?
Telefonu kullanabilip kullanamayacağını sordu, bu yüzden ona izin verdim.She asked if she could use the phone, so I let her.
Başım ağrıyordu ve bir gün izin aldım.I had a headache, and I took the day off today.
Başım ağrıyor, bu yüzden bugün izin istiyorum.I have a headache, so I would like to take a day off today.
Pazar günü çalıştım, bu yüzden pazartesi izin aldım.I worked on Sunday, so I had Monday off.
Konuşmam için izin verirseniz, her şeyi açıklayabilirim.If you permit me to speak, I can explain everything.
Sabıkalı rehinelerin gitmesine izin vermedi.The criminal didn't let the hostages go.
Ona dokunmasına izin verme.Don't let him touch it.
Biz onun onu denemesine izin vereceğiz.We will let him try.
Annesi onun oraya yalnız gitmesine izin vermeyecek.His mother will not consent to his going there alone.
Yanağındaki yara izi artık neredeyse görünmüyor.The scar on his cheek hardly shows now.
Onun istediği gibi yapmasına izin ver.Let him do as he likes.
Annesi onun motosiklet sürmesine izin vermedi.His mother didn't allow him to ride a motorbike.
O senin dışarı çıkman için izin verecek.He will grant permission for you to go out.
O bir gün izin aldı.He took a day off.
O, Kate'in şarap içmesine izin vermez.He doesn't let Kate drink wine.
Yakında onun yüzmesine izin verilecek.He will soon be allowed to swim.
Üniversiteye kayıt yaptırmasına izin verilmedi.He was not allowed to enroll in the college.
Bir kamyonun geçmesine izin vermek için kenara çekti.He pulled aside to let a truck pass.
Çoğunlukla daktilosunu kullanmama izin verir.He often lets me use his typewriter.
O özel mülkümüze izinsiz giriyor.He is trespassing on our private property.
Onun bir günlük izin isteğini reddetti.He turned down her request for a day off.
O, izinli olarak evdedir.He is home on leave.
O, izinlidir.He is on leave.
O, hava kuvvetlerinden izinli iken ailesiyle birlikte evde dinlenmeyi sever.He likes to relax at home with his family when he is on leave from the Air Force.
O, bugün bir günlük izin alıyor.He is taking a day off today.
O bugün izinli.He is off today.
Nehirde yüzmeme izin vermedi.He wouldn't permit me to swim in the river.
O, arabasını sürmeme izin vermezdi.He wouldn't allow me to drive his car.
O bana daktilosunu kullanmama izin verdi.He let me use his typewriter.
O, akşam yemeği için faturayı ödememe izin vermedi.He didn't allow me to pay the bill for the dinner.
O, benim bu ofiste çalışmama izin verdi.He let me work in this office.
O, birkaç günlüğüne izinlidir.He is off work for a few days.
Eve erken gitmesi için ona izin verildi.He was granted permission to go home early.
Erken gitmesi için izin verildi.He was granted permission to leave early.
Bir boğa güreşi görmek istedi ama babası gitmesine izin vermedi.He wanted to see a bullfight, but his father wouldn't let him go.
O onun mahremiyetine izinsiz girdi.He intruded on her privacy.
Yarın izinli olacak.He will be free tomorrow.
Sessiz kalmasına izin verilmedi.He was not allowed to remain silent.
Köpeğinin alanda özgürce koşmasına izin verdi.He let his dog run free in the field.
O, ziyaretçinin oturma odasına girmesine izin verdi.He let the visitor into the living room.
Çocukların o nehirde yüzmesine izin vermemeliler.They shouldn't let children swim in that river.
Onlar diskoya gitmemize izin vermezler.They don't allow us to go to disco.
Onlar bizim bahçeye girmemize izin vermeyecek.They won't allow us to enter the garden.
Onların kütüphaneye giriş izinleri var.They have access to the library.
Onlar onun hikayeyi anlatmasına izin verdi.They let him tell the story.
Ben ona tek başına izin veremem.I can't let him alone.
Onun mahremiyetine izinsiz girme.Don't intrude on her privacy.
Onun sesinde bir öfke izi vardı.There was a trace of anger in her voice.
Babası onun arkadaşları ile kasabaya gitmesine asla izin vermedi.Her father never let her go to town with her friends.
Onun içeri girmesine kesinlikle izin vermedi.She flatly refused to let him in.
Saat ona kadar geri dönmesi şartıyla onun diskoya gitmesine izin verildi.She was allowed to go to the disco on condition that she was back by ten.
O iki hafta izin aldı ve Çin'i ziyaret ettiShe took two weeks' leave and visited China.
O, her zaman çocuklarına istediklerini yapmalarına izin verir.She always lets her children do what they want to.