Ana içeriğe geç
Sözlük

izi ile cümle

izi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ebeveynlerim denizde yalnız yüzmeme izin vermedi.My parents never allowed me to swim alone in the sea.
Onun gitmesine izin veriyorum.I let him go.
On dakikalık bir toleransa izin verdim.I allowed a margin of ten minutes.
Beşe kadar geri gelmem şartıyla oraya gitmeme izin verildi.I was allowed to go there on condition that I came back by five o'clock.
Kate'e eve gitmesi için izin verdim.I allowed Kate to go home.
Onların geçmesine izin vermek için kenarda durdum.I stood aside to let them pass.
Kendi baban hakkında o şekilde konuşmana izin veremem.I can't let you talk about your own father that way.
Bu yaz sadece beş gün izin alırım.I get only five days off this summer.
Ben defalarca köylülerin ölmeme izin vermesini istedim.I asked the villagers many times to let me die.
Birkaç gün izin alıyorum.I'm taking a couple of days off.
Kedinin odama girmesine izin verdim.I let the cat into my room.
Onun partiye gitmesine izin verdim.I allowed her to go to the party.
Sevdiği gibi yapmasına izin vereceğim.I am going to let her do as she likes.
Ben, annemin izinden gittim.I followed my mother's example.
Kız kardeşime yeni bilgisayarımı kullanmasına izin verdim.I let my sister use my new computer.
Yarın izinliyim.I am off duty tomorrow.
Geçerli bir vizem vardı, bu yüzden ülkeye girmeme izin verildi.I had a valid visa, so I was allowed to enter the country.
Şemsiyenin altına girmeme izin ver.Let me in under your umbrella.
Lütfen içeri girmeme izin verin.Let me in, please.
Bazı gecikmeler için izin vermeliyiz.We must allow for some delays.
Daha fazla söylememe koşullar izin vermiyor.Circumstances do not allow me to say any more.
Bir sonraki oyunu oynamama izin ver.Let me play the next game.
Onun gururu onun parayı almasına izin vermedi.His pride did not allow him to take the money.
Hatanın onun cesaretini kırmasına izin vermedi.She did not let failure discourage her.
Gitmesine izin vermeyin.Don't let go.
Polis vurularak öldürüldüğünde izinliydi.The policeman was off duty when he was shot to death.
Ofisin yarısı izin aldı.Half the office took a day off.
Patron hepimize bir günlük izin verdi.The boss gave us all a day off.
Gitmesine izin vermeyin. Sıkı tutun.Don't let go. Hold on tight.
Burada oturanların bu alandan geçmelerine izin verilmedi.It was not permitted that the inhabitants trespass in the area.
Reçetenizi görmeme izin verin.Let me see your prescription.
Baylar, karşılamada birkaç söz söylemem için bana izin verin.Gentlemen, allow me to say a few words in greeting.
Kadınların neden erkeklerle aynı haklardan yararlanmasına izin verilmiyor?Why aren't women allowed to enjoy the same civil rights as men?
Bir yara izim olacak mı?Will I have a scar?
Hayal gücünüzün vahşileşmesine izin vermeyin.Don't let your imagination run wild.
Tokyo'ya ne zaman geldiğini önceden bilmeme izin ver.Allow me to know in advance when you are coming up to Tokyo.
Amirimden izin alacağım.I'll get permission from my superior.
Lütfen içeriye biraz temiz hava girmesine izin ver.Please let in some fresh air.
Eğer onula işin bittiyse, gazeteyi okumama izin ver.Let me read the newspaper if you've finished with it.
Ailem tek başıma gitmeme izin vermedi.My parents wouldn't allow me to go by myself.
Kimsenin senden yararlanmasına izin verme.Don't let anyone take advantage of you.
Kütüphanede konuşmaya izin verilmiyor.Talking in the library is not allowed.
İşimi barış içinde yapmama izin verin.Let me do my work in peace.
Vergi ajanı indirime izin verdi.The tax agent allowed the deduction.
Dilini görmeme izin ver.Let me see your tongue.
Geçen hafta bir gün izin aldım.I took a day off last week.
Öğretmen çocuğun eve gitmesine izin verdi.The teacher permitted the boy to go home.
Öğretmen okuldan erken ayrılmama izin verdi.The teacher allowed me to leave school early.
Öğretmen erken çıkmama izin vermedi.The teacher didn't permit me to leave early.
Öğretmen öğrencilerin herhangi bir soru sormasına izin vermedi.The teacher didn't let the students ask any questions.
Öğretmen öğrencilerin konferans salonundan ayrılmasına izin vermedi.The teacher did not permit the students to leave the lecture hall.
Öğretmen eve erken gitmek için bana izin verdi.The teacher granted me permission to go home early.
Öğretmen onun eve gitmesine izin verdi.The teacher permitted him to go home.
Öğretmen onun eve gitmesi için izin verdi.The teacher allowed him to go home.
Hiçbir yolcunun köprüye girmesine izin verilmiyor.No passengers are allowed on the bridge.
Kendinizin şişman olmasına izin vermeyin.Don't allow yourself to become fat.
Güneş parlıyordu ve hava sıcaktı, bu yüzden işten bir gün izin aldım.The sun was shining and it was warm, so I took the day off.
Kalmama izin ver.Permit me to stay.
Herhangi birinin bu odaya girmesine ya da yaklaşmasına izin verme.Don't let anyone enter or approach this room.
Kimsenin odadan çıkmasına izin verilmedi.Nobody was allowed to go out of the room.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod