Çanta üzerinde çok sayıda parmak izi vardı.There were many fingerprints on the purse.
Tom Tayland'a seyahat etmek için biraz izin aldı.Tom took some time off to travel to Thailand.
Mary seyahat etmek için biraz izin aldı.Mary took some time off to travel.
Bu soru iki cevaba izin veriyor gibi görünüyor.This question seems to allow two answers.
Ama seninle ilgili bir şey hatırlatmama izin ver.But let me remind you of one thing.
"Can" yetenek ifade etmek için ve "May" izin istemek için doğru kelimedir."Can" is the right word to express ability and "May" to ask for permission.
Burada sigara içmeye izin verilmiyor.Smoking isn't allowed here.
Burada sigara içmene izin verilmez.You're not allowed to smoke here.
Onu yapmana izin vereceğimi gerçekten düşünüyor musun?Do you really think that I'm going to let you do that?
Ebeveynlerinin Boston'a tek başına gitmene izin vereceklerini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think your parents will let you go to Boston by yourself?
Askerin savaşlardan kalan hiç yara izi yoktu.The soldier never got scars from battles.
Öyle yapmadan önce annenizden izin istemelisiniz.Before doing so, you must ask your mother for permission.
Bunu yapmadan önce Tom' dan izin istemelisin.Before doing that, you need to ask Tom for permission.
Sana yardım etmeme izin verilmiyor.I'm not allowed to help you.
Neden bir günlük izin istemiyorsun?Why don't you ask for a day off?
Gömleğindeki bu ruj izi ne?What is this lipstick trace on your shirt?
Kitaplarının yere düşmesine izin verdi.He allowed his books to fall on the floor.
Mary'nin Tom'un bitirmesine izin vermesini istiyorum.I want Mary to let Tom finish.
Tom'un Mary'nin bitirmesine izin vermesini istiyorum.I want Tom to let Mary finish.
Mary'nin Tom'un konuşmasına izin vermesini istiyorum.I want Mary to let Tom speak.
Tom'un Mary'nin konuşmasına izin vermesini istiyorum.I want Tom to let Mary speak.
Birçok biyometrik sistem parmak izi tarayıcısı tabanlıdır.Many biometric systems are based on the fingerprint scanner.
Savaş Odası'nda savaşmaya izin verilmemektedir.Fighting is not permitted in the War Room.
Sistem, klasörü silmem için gerekli izinlere sahip olmadığımı söylüyor.The system says I do not have the necessary permissions to delete the folder.
Bana bir öneri yapmam için izin verir misin?Would you allow me to make a suggestion?
Köpeğimin özgürce koşmasına izin verdim.I allowed my dog to run freely.
Anne ve babanın dışarıda yemek yememiz için bize izin vermeleri iyiydiIt was good of your parents to let us eat outside.
O seni sormama izin vermeyecek.He won't let me ask you.
Sanırım çocukların şarap içmesine izin vermek iyi bir fikir değil.I think it's not a good idea to let children drink wine.
Senin parmak izin alınmak zorunda.You have to be fingerprinted.
Tom pazartesi günü izinlidir.Tom has Monday off.
Tom bu öğleden sonra izinliydi.Tom was off duty this afternoon.
Tom izinsiz girendir.Tom is trespassing.
Tom'un neden oraya gitmesine izin verilmediğini anlamak kolay.It's easy to understand why Tom wasn't allowed to go there.
Buna izin verilmeli mi?Should this be allowed?
Neden buna izin veriliyor?Why is this allowed?
Hiçbir köpek izinli değil.No dogs are allowed.
Tom bisikletimi ödünç almadan önce her zaman izin ister.Tom always asks for permission before he borrows my bicycle.
Ne yaparsanız yapın, Tom'un size yardım etmesine izin vermeyin.Whatever you do, don't let Tom help you.
Polis herhangi bir parmak izi buldu mu?Did the police find any fingerprints?
Onlar istediğimi yapmama izin verdiler.They let me do whatever I wanted.
Kendimi anlatmama izin ver.Let me explain myself.
Sonunda bize gitmemiz için izin verildi.We've finally been given permission to leave.
Web sitelerinde benim fotoğrafımı kullanmaları için onlara izin verdim.I gave my permission for them to use my photo on their website.
Bu bahar, pazartesi günleri işten izin almaya başlamayı planlıyorum.This spring, I plan to start taking Mondays off.
Bir süre izin almayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to having some time off.
Ben izinsiz giriyordum.I was trespassing.
Tom kuşu kafesinden dışarı çıkmasına izin verdi.Tom let the bird out of its cage.
Hiçbir izin gerekli değil.No permits are required.
Bir izin gereklidir.A permit is required.
Evcil hayvanlar izinlidir.Pets are permitted.
Köpekler izinlidir.Dogs are permitted.
Tom üç gün izin aldı.Tom took three days off.
Onun kaçmasına izin vermek için çok iyi bir fırsat.It's too good an opportunity to let slip away.
Onun onu kontrol etmesine izin vermedi.She didn't allow him to control her.
Bir süre onun hakkında düşünmeme izin verir misin?Would you let me think about it for a while?
Yaşadığım apartman binasında evcil hayvanlara izin verilmez.Pets aren't allowed in the apartment building where I live.
Ebeveynlerim seninle Boston'a gitmeme asla izin vermezdi.My parents would never allow me to go to Boston with you.
Onlar toplantıda bir şey söylememe izin vermedi.They wouldn't allow me to say anything at the meeting.
Onun tekrar olmasına asla izin verilmemeli.That should never ever be allowed to happen again.