Ana içeriğe geç
Sözlük

izi ile cümle

izi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İzinsiz olarak onu yapmana izin verilmez.You aren't allowed to do that without a permit.
Babam onu yapmama asla izin vermezdi.My father would never allow me to do that.
Aslında Tom'un burada olmasına izin verilmiyor.Tom is actually not allowed to be here.
Binaya girmemize izin verilmedi.We weren't allowed into the building.
Onu sadece bir kez yapmamıza izin verildi.We were only allowed to do that once.
Bunu sadece bir kez yapmamıza izin verildi.We were only allowed to do that once.
Hâlâ burada olmana izin verilmiyor.You're still not allowed to be here.
Biz herhangi bir kesintiye izin veremedik.We couldn't allow any interruptions.
Sigara içmeye ve içki içmeye izin verilmez.Smoking and drinking aren't allowed.
Onların burada ona izin vereceklerini sanmıyorum.I don't think they allow that here.
Tom ona asla izin vermezdi.Tom would never have allowed that.
Ona burada izin verildiğini sanmıyorum.I don't think that's allowed here.
Ona izin verilmemeliydi.That shouldn't have been allowed.
Resmi olarak biz ona izin vermeyiz.Officially, we don't allow that.
Onların buna izin vereceklerini sanmıyorum.I don't think they allow that.
Bize kuliste izin verilmedi.We weren't allowed backstage.
Tom'un sorusunu cevaplamama izin verin.Let me answer Tom's question.
Ben buna izin verildiğini sanmıyorum.I don't think that's allowed.
Konuşmamıza izin verilmedi.We weren't allowed to talk.
Tom ona asla izin vermez.Tom would never allow that.
Tom bunun olmasına izin verdi.Tom allowed this to happen.
Onu yapmaya izinlisin.You're allowed to do that.
Tom daha uzun izinli değil.That's no longer allowed.
Tom'un kalmasına izin verildi.Tom was allowed to stay.
Konuşmama izin yok.I'm not allowed to talk.
Buna gerçekten izin veriliyor mu?Is this really allowed?
Evcil hayvanlara izin verilir.Pets are allowed.
Seni eve bırakmama izin ver lütfen.Please let me see you home.
Lütfen size eve kadar eşlik etmeme izin verin.Please let me see you home.
Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğime söz veriyorum.I promise that I won't let anything happen to you.
Tom, kızıyla evlenmek için kız arkadaşının babasından izin istedi.Tom asked his girlfriend's father for permission to marry his daughter.
"Lütfen izinsiz girmemi affedin ama bu duymak isteyeceğiniz bir şey."Please forgive my intrusion, but this is something that you're going to want to hear."
Kıskançlığın davranışını kontrol etmesine izin verme!Don't let envy control your behaviour!
Arzunun aklını kontrol etmesine izin verme!Don't let desire control your mind!
Ben aptal yerine konulmama izin vermeyeceğim.I will not allow myself to be fooled.
Yarın senin izin günün.Tomorrow's your day off.
Mary Tom'un kızını görmesine izin vermeyi reddetti.Mary refused to allow Tom to see his daughter.
Mary'nin vücudunda yirmi bir tane bıçak izi vardı.Mary had twenty-one knife stabs in her body.
Tom beni öpmeye çalıştı ama ona izin vermedim.Tom tried to kiss me, but I didn't let him.
Senin o adamla evlenmene izin vermeyi reddediyorum.I refuse to let you marry that man.
Onun babası "O adamla evlenmene izin vermeyi reddediyorum" dedi."I refuse to let you marry that man," said her father.
Tom'un ev ödevini bitirinceye kadar TV izlemesine izin vermiyoruz.We don't allow Tom to watch TV until he finishes his homework.
Tom'a sebzelerini yiyinceye kadar tatlı yemesine izin verme.Don't let Tom eat dessert until he's eaten his vegetables.
Neden Tom çocuklarının bizimle kampa gitmesine izin vermeyecek?Why won't Tom let his kids go camping with us?
Tom'un onu yapmana izin vereceğini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think Tom will let you do that?
Tom'u öpmeye çalıştım ama o bana izin vermedi.I tried to kiss Tom, but he wouldn't let me.
Tom söylediğimi bitirmeme izin vermedi.Tom didn't let me finish what I was saying.
Tom Mary'nin sorularını cevaplamama izin vermedi.Tom didn't let me answer Mary's questions.
Çocuklara gece geç saatte çıkmalarına izin verme.Don't let the children go out after dark.
Tom'un saat dokuza kadar uyanık kalmasına izin verme.Don't let Tom stay up past nine o'clock.
Tom'un araba sürmesine izin verme. O içiyor.Don't let Tom drive. He's been drinking.
Neden Tom'un bunu sana yapmasına izin veriyorsun?Why do you allow Tom to do this to you?
Tom'un oraya yalnız gitmesine izin verilmeyecek.Tom won't be allowed to go there alone.
Patron eve erken gitmemize izin vermedi.The boss wouldn't let us go home early.
Tom çocuklarının TV izlemesine izin vermiyor.Tom doesn't let his children watch TV.
Tom'un onun olmasına izin vermeyeceğinden eminim.I'm sure Tom wouldn't let that happen.
Tom'u arabasını kullanmama izin vermesi için ikna ettim.I persuaded Tom to let me use his car.
Neden Tom'un bunu senin için yapmasına izin veriyorsun?Why do you let Tom to do this to you?
Lütfen Tom'un biraz daha uyumasına izin ver.Please let Tom sleep a little longer.
Tom'un portakal suyu içmesine izin verme.Don't let Tom drink any orange juice.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod