Neden işten bir gün izin almıyorsun?Why didn't you take the day off?
Bir sonraki gün okul olduğu gecelerde, çocuklarımın televizyon seyretmelerine izin vermem.I don't allow my kids to watch TV on school nights.
Tom arabasını sürmeme izin vermedi.Tom wouldn't let me drive his car.
Tom'un onu söylediğini duymasına izin verme.Don't let Tom hear you say that.
Lütfen onu yapmama izin ver.Please let me do it.
Tom'un onun üstesinden gelmesine izin vermek en iyisi.It's best to let Tom handle it.
Tom'un kaçmasına izin vermemeliydik.We shouldn't have let Tom escape.
Lütfen Tom'un ağladığını görmesine izin verme.Please don't let Tom see you crying.
Tom'un bunu tekrar yapmasına izin vermeyin.Don't let Tom do that again.
Neden Tom'un onu tekrar denemesine izin vermiyoruz?Why don't we let Tom try that again?
Onlar Tom'u görmene izin vermeliler.They should let you see Tom.
Tom'un kirli işler yapmasına izin ver.Let Tom do the dirty work.
Tom ile bir dakika birlikte olmam için bana izin ver.Let me have a minute with Tom.
Tom'a Mary'yi hastanede ziyaret etmesine izin verilmediğini söyledim.I told Tom he was no longer allowed to visit Mary in the hospital.
Tom'a artık burada olmasına izin verilmeyeceğini söyledim.I told Tom he was no longer allowed to be here.
Onlar gitmene izin vermek için istekli.They're willing to let you go.
Bunu Tom'a açıklamama izin ver.Let me explain it to Tom.
Neden Tom'la konuşmama izin vermeyeceksin?Why won't you let me talk to Tom?
Neden Tom'u görmeme izin vermeyeceksin?Why won't you let me see Tom?
Keşke Mary'nin babası onunla konuşmama izin verse.I wish Mary's father would let me talk to her.
Gerçekten birinin aramıza girmesine izin vereceğimi düşünüyor musun?Do you really think I'd let anyone come between us?
Doğum gününü yalnız geçirmene izin vermemin hiç bir yolu yok.There's no way I'm letting you spend your birthday alone.
Şimdi, bana izin verirsen, yetişmem gereken bir otobüsüm var.Now, if you'll excuse me, I've got a bus to catch.
Şimdi, lütfen bana izin verin.Now, please excuse me.
Şimdi, bana izin verir misiniz?Now, would you excuse me?
Bana sadece bir dakika izin verir misiniz?Will you excuse me for just one minute?
Neden onu senin için yapmama izin vermiyorsun?Why don't you let me do that for you?
Neden sadece Tom'un konuşmasına izin vermiyorsun?Why don't you just let Tom talk?
Tom'un beni öpmesine izin vermem gerekiyor mu?Should I let Tom kiss me?
Tom'un eve gitmesine izin verdim.I allowed Tom to go home.
Annem ve babam bir köpek sahibi olmama izin vermezler.My parents won't let me have a dog.
Tom bunu giymeme izin verir mi?Would Tom let me wear this?
Lütfen açıklamama izin ver.Please let me explain.
Bu kulüpte kızlara izin vermediklerini duydum.I've heard they don't let girls in this club.
Tom'un alnında bir yara izi var.Tom has a scar on his forehead.
Bana patronluk taslamana izin vermeyeceğim.I'm not going to let you boss me around.
Tom'un babası onun şarap içmesine izin vermiyor.Tom's father doesn't allow him to drink wine.
Bu hafta ziyaretçi almama izin verilmiyor.I'm not allowed to have visitors this week.
Tom'la birlikte dansa gitmene izin vermeyeceğim.I'm not going to let you go to the dance with Tom.
Boston'a dönmene izin vermeyeceğim.I'm not going to let you go back to Boston.
Gitmene izin vermek zorundayım.I have to let you go.
Tom, Mary ile tartışmak istemedi, böylece konunun düşmesine izin verdi.Tom didn't want to argue with Mary, so he let the matter drop.
Tom kızı ile çıkmama izin vermedi.Tom wouldn't let me date his daughter.
Tom mektubu okumama izin vermedi.Tom wouldn't let me to read the letter.
Bunu Tom'un görmesine izin vermem gerekmiyor.I'm not supposed to let Tom see this.
Bununla çıkmana izin vermeyeceğim.I'm not going to let you get away with this.
Onu yapmama izin verilip verilmediğini bilmiyorum.I don't know if I'm allowed to do that.
Onu yapmama izin verilmediğini düşünüyorum.I think I'm not allowed to do that.
Sanırım bunu yapmama izin yok.I think I'm not allowed to do that.
Neden onu yapmana izin verdiğimi bilmiyorum.I don't know why we let you do that.
İstediğini yapmana izin vereceğim.I'm going to let you do whatever you want.
Bilmek istediğin şeyi sana söylemem için bana izin verilmiyor.I'm not allowed to tell you what you want to know.
Bugün izinli olduğunu düşünüyordum.I thought you were off today.
Ne kadar daha kalmama izin verileceğini bilmiyorum.I don't know how much longer I'll be allowed to stay.
Bunu Tom'un yapmasına nasıl izin verebildin?How could you let Tom do this?
Bir şey söylememe izin verilmiyor.I'm not allowed to say anything.
Tıbbi izinden sonra işine devam etti.He resumed his work after a medical leave.
Bu gece izinlisin.It's your night off.
Lütfen bitirmeme izin ver.Please let me finish.
Tom'un bu odaya girmesine izin verme.Don't let Tom into this room.