Gelecek hafta üç gün izne çıkacağım.I'm going to take three days off next week.
Tom tünelde Mary'yi izledi.Tom followed Mary through the tunnel.
Tom köprüde Mary'yi izledi.Tom followed Mary over the bridge.
Tom Mary'yi merdivenlerde izledi.Tom followed Mary up the stairs.
Tom çocukların oynamasını izledi.Tom watched the children play.
Tom hastalık izninde.Tom is on sick leave.
Onun beni öpmesine izin vermeli miyim?Should I let him kiss me?
İzinsiz giren kimseler vurulacaktır.Trespassers will be shot.
İzinsiz girenler kovuşturulacak.Trespassers will be prosecuted.
Tom çocuklarının bizimle birlikte kampa gelmelerine izin vermeliydi.Tom should've let his children come camping with us.
Tom'un Mary ile Boston'a gitmesine asla izin vermemeliydin.You never should've let Tom go to Boston with Mary.
Tom'un tek başına yüzmeye gitmesine asla izin vermemeliydim.I should've never let Tom go swimming by himself.
Tom Mary'nin onun gözünün önünden ayrılmasına asla izin vermemeliydi.Tom never should've let Mary out of his sight.
Polisin sorunla ilgilenmesine izin vermeliydik.We should've let the police handle the problem.
Tom'un yapmak istediğini yapmasına izin vermeliydin.You should've let Tom do what he wanted to do.
Tom'un bisikletini izinsiz kullanmamayı bilmeliydim.I should've known better than to use Tom's bicycle without permission.
Arkadaşlar arkadaşlara sarhoş araba sürmelerine izin vermez.Friends don't let friends drive drunk.
O her şeye açık bir kişi izlenimi bıraktı.She left the impression of a person open to everything.
Dün Hanshin Kaplanları ve Tokyo Devleri arasındaki maçı izledin mi?Did you see the game yesterday between the Hanshin Tigers and the Tokyo Giants?
Dün Hanshin Tigers ile Tokyo Giants arasındaki maçı izledin mi?Did you see the game yesterday between the Hanshin Tigers and the Tokyo Giants?
Tom bir paleo diyeti izler.Tom follows a paleo diet.
Tom Mary'nin tavsiyesini izlemeliydi.Tom should've followed Mary's advice.
Tom'un mantığını izleyemiyorum.I can't follow Tom's logic.
Onu almama izin ver.Let me take that.
Bugün hangi filmi izledin?Which movie did you watch today?
Genç erkekler oynar ve yaşlı erkekler izler.The young men play and the old men watch.
Yaşlı erkekler izlerken genç erkekler oynadı.The younger men played while the older men watched.
O izin verdi.She gave the go-ahead.
Sen bir TV'yi tamir etmeyi çalışarak onu izlemekten daha çok öğrenirsin.You learn more from trying to repair a TV than from watching one.
Bir refakatçı olmadan kızların erkeklerle çıkmasına izin verilmezdi.Girls were not allowed to go out with boys without a chaperone.
Beyzbol oynamak onu izlemekten daha eğlencelidir.It's more fun to play baseball than to watch it.
Uskumru kaynatsanda ya da ızgara yapsanda iyi tad verir.Mackerel tastes good whether you simmer it or grill it.
Onu izlemek istemiyorum.I don't want to see her.
Sen burada olmama izin verdin.You have allowed me to be here.
O, öyle harika bir filmdi ki onu beş kez izledim.It was such a great movie that I watched it five times.
You Tube videosunu izledim.I watched the Youtube video.
Ağaçlar onun ormanı görmesine izin vermezler.The trees don't let him see the forest.
Maçı birlikte izlemek ister misin?Would you like to watch the game together?
Sık sık yemek programlarını izler misin?Do you often watch cooking shows?
Tom, Mary'nin karanlıkta kayboluşunu izledi.Tom watched Mary disappear into the darkness.
Tom Mary'nin kalabalıkta kaybolduğunu izledi.Tom watched Mary disappear into the crowd.
Tom uçağın uzakta kayboluşunu izledi.Tom watched the plane disappear into the distance.
Senin içeri girmene izin vermemden önce ilk olarak bana kimliğini göster.Show me your ID first before I let you in.
Sadece kimlikleri olanlara girmek için izin verilir.Only those with IDs are allowed to enter.
Alüminyum'un başlıca doğal izotopu alüminyum-27'dir.The principal natural isotope of aluminium is aluminium-27.
Dikkatle izle. Onun nasıl yapıldığını sana göstereceğim.Watch carefully. I'll show you how it's done.
Çalışmayı sergiye koyarsak, daha fazla insan onu dikkatle izleyebilecek.By putting the work on exhibit, more people will be able to contemplate it.
O herhangi birimizden izin almadan dışarı çıktı.He went out without permission from any of us.
Onun ayak izlerini kumulun kumlarında buldum.I found her footprints in the sand of the dune.
Carol genellikle korku filmleri izler.Carol often watches horror films.
Onların kaçmasına izin verme.Don't let them escape!
Sen olayları izlemek için gazete okumalısın.You should read the newspaper to follow the events.
Sen son zamanlarda herhangi bir film izledin mi?Have you seen any movie lately?
"Motoru çalıştıramıyorum." -"Benim denememe izin ver.""I can't start the engine." - "Let me have a go."
Adımlarını tekrar izle, belki anahtarlarını bulursun.Retrace your steps and maybe you'll find your keys.
O onun kendisini öpmesine izin verdi.She allowed him to kiss her.
Onun beni öpmesine izin verdim.I allowed him to kiss me.
Mary Tom'un elini tutmasına izin verdi.Mary allowed Tom to hold her hand.
Sana eve kadar eşlik etmeme izin verir misin?Will you allow me to accompany you home?
Bu sokağı izlerseniz evimizi kaybetmezsiniz.You can't miss our house if you follow this street.