Her zaman ilk olarak izin istemelisiniz.You should always ask for permission first.
Tom yarın arabasını kullanmama izin vermeyi önerdi.Tom offered to let me use his car tomorrow.
Üzgünüm ama girmek için izniniz yok.I'm sorry, but you're not allowed to enter.
Tom'un ona yardım etmesi için birine izin vereceğinden emin değilim.I'm not sure Tom would let anyone help him.
TV'deki beyzbol maçını izleyeceğim.I'm going to watch the baseball game on TV.
Tom'a herhangi bir şey olmasına izin vermezdim.I wouldn't have let anything happen to Tom.
Tom kanepede oturup TV izliyordu.Tom was sitting on the couch, watching TV.
Tom ve Mary John'un kapıdan çıkışını izledi.Tom and Mary watched John go out the door.
Bunu yapmana devam etmene izin vermeyeceğim.I won't allow you to continue doing that.
Hastalık izni alacağını düşündüm.I thought you were going to call in sick.
Mary kapıdan çıkarken Tom izledi.Tom watched as Mary walked out the door.
Tom Mary'ye öğleden sonra izne çıkmasını söyledi.Tom told Mary to take the afternoon off.
Fikrimi değiştirmeme izin veriliyor, değil mi?I'm allowed to change my mind, aren't I?
Burada sorun çıkarmana izin vermeyeceğim.I won't allow you to cause trouble here.
Bu filmi kaç kez izledin?How many times have you seen this movie?
Tom senin oraya tek başına gitmene izin vermeyecek.Tom won't let you go there by yourself.
Tom'un bunu yalnız başına yapmasına izin vermiyorum.I'm not letting Tom do this by himself.
Zamanımı harcamana izin vermeyeceğim.I'm not going to let you waste my time.
Artık bana patronluk taslamana izin vermeyeceğim.I won't let you boss me around anymore.
Tom hastaneden Mary'yi izledi.Tom followed Mary out of the hospital.
Birkaç gün izin almayı düşünüyorum.I'm thinking I'll take a few days off.
Asla sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim.I'll never let anything happen to you.
Tom sana herhangi bir şey olmasına izin vermeyecek.Tom won't let anything happen to you.
Tom yakalanmasına izin vermeyecek.Tom won't allow himself to be caught.
Tom Mary'nin suya dalışını izledi.Tom watched Mary dive into the water.
Tom birinin onu izliyor olduğunu hissetti.Tom sensed somebody was watching him.
Tom'un bunu söylediğini duymasına izin vermezdim.I wouldn't let Tom hear you say that.
İzinsiz girdiğin için tutuklusun.You're under arrest for trespassing.
Tom bir kitap yazmak için bir yıl izin aldı.Tom took a year off to write a book.
Tom'u bazı insanlarla tanıştırmama izin ver.Let me introduce Tom to some people.
Nereye giderse gitsin, Tom Mary'yi izliyor.Tom follows Mary wherever she goes.
Onların Tom'un burada olmasına izin vermeleri bana sürpriz oldu.I'm surprised they let Tom in here.
O konuda konuşmama izin verilmiyor.I'm not allowed to talk about that.
Tom'a bir şey olmasına izin vermeyeceğim.I won't let anything happen to Tom.
Bunun tekrar olmasına izin vermeyeceğim.I won't allow that to happen again.
Tom bir doktor aramamıza izin vermedi.Tom wouldn't let us call a doctor.
Tom Mary'yi merdivenlerden aşağıya izledi.Tom followed Mary down the stairs.
Tom'u incitmene izin vermeyeceğim.I'm not going to let you hurt Tom.
Ne yazık ki buna izin veremem.I'm afraid I can't authorize that.
Bunun yargıcı olmana izin vereceğim.I'll let you be the judge of that.
Gözümün önünden ayrılmana asla izin vermem.I'd never let you out of my sight.
Ben benim Tom'un onu yapmasına izin verdiğime inanamam.I can't believe I let Tom do that.
Oraya gitmeme izin vermelisin.You've got to let me go in there.
Bize bir saniye izin verir misin?Would you excuse us for a second?
Bir an için bize izin verir misiniz?Would you excuse us for a moment?
Tom'un çıkmasına izin veren kişi benim.I'm the one who let Tom get away.
Tom'un çocuklarıma yakın durmasına izin vermiyorum.I'm not letting Tom near my kids.
Bunun hakkında konuşmama izin yok.I'm not allowed to talk about it.
Maalesef terk etmene izin veremem.I'm afraid I can't let you leave.
Keşke arabanı kullanmama izin versen.I wish you'd let me use your car.
Onun sana olmasına izin vermeyeceğiz.We won't let that happen to you.
Tom, Mary uzaklaşırken izledi.Tom watched as Mary walked away.
Tom'la konuşmama izin verilmiyor.I'm not allowed to speak to Tom.
Biraz izin alacağım.I'm going to take some time off.
Onun olmasına izin vermezdim.I wouldn't allow that to happen.
İznini istemiyordum.I wasn't asking your permission.
Tom 6 haberlerini izledi.Tom watched the 6 o'clock news.
Futbol maçını izliyorum.I'm watching the football game.
Bunu yapmana izin vermeyeceğim.I'm not going to let you do it.
Ben senin iznini sormuyorum.I'm not asking your permission.