Ana içeriğe geç
Sözlük

iz ile cümle

iz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Marika, Japon filmlerini izliyor mu?Does Marika watch Japanese films?
Bugün okulumuz olmadığı için evde kalıp bütün gün televizyon izledim.Since we had no school today, I stayed home and watched TV all day.
Bugün okulumuz olmadığından evde kalıp tüm gün TV izledim.Since we had no school today, I stayed home and watched TV all day.
Tom'un ebeveynlerinin onun bizimle gitmesine izin verip vermeyeceklerini merak ediyorum.I wonder if Tom's parents will allow him to go with us.
Dün gece eğlenceli bir komedi izledim.I saw an amusing comedy last night.
Öğretmen sınıfta sadece Fransızca konuşmamıza izin verirdi.The teacher would only allow us to speak French in the classroom.
Öğretmen sınıfta Fransızca konuşmamıza izin vermedi.The teacher wouldn't allow us to speak French in the classroom.
Burada balık tutmaya izin verilmez.Fishing is not allowed here.
Bence biraz izin almalısın.I think you should take some time off.
Bence biraz izin almalısınız.I think you should take some time off.
Bence bir süreliğine izin almalısın.I think you should take some time off.
Eski nehir yatağını iki kilometre izle.Follow the old river bed for two kilometers.
Tom gitmeme izin verdi.Tom let me go.
Kocam ve ben, bir opera izlemek için baharda Versailles'a gideceğiz.My husband and I will travel to Versailles in the spring to watch an opera.
Filmi izlerken Xiaoming bir saat boyunca ağladı.Xiaoming cried for an hour while watching the movie.
Bir süre sonra Tom izledi.After a moment, Tom followed.
Siz beyefendiler beni izlemek ister misiniz?Would you gentlemen like to follow me?
Onun gitmesine izin veremedim.I couldn’t let it go.
O onu öpmesine izin verdi.She let him kiss her.
Mary Tom'un kendisini öpmesine izin verdi.Mary let Tom kiss her.
Tom Mary'nin kendisini öpmesine izin verdi.Tom let Mary kiss him.
Bardakları kırmasına izin verme.Don't let him break the glasses.
Tom parmak izlerini bıçaktan dikkatlice sildi.Tom carefully wiped his fingerprints off the knife.
Kumsalda öylece uzanıp insanların yüzmesini izledim.I just lay on the beach and watched people swim.
Neden bunu izliyorum?Why am I watching this?
Benim dakik olduğumun söylenmesine izin vermeyin.Don't let it be said I am not punctual.
Keşke Tom'un bizimle gitmesine izin versen.I wish you'd let Tom go with us.
Keşke Tom'un bizimle gitmesine izin verseydin.I wish you had let Tom go with us.
Ateşin sönmesine izin verme.Don't let the fire burn out.
İzlanda, dünyadaki en küçük Müslüman topluluklarından birine sahiptir.Iceland has one of the smallest Muslim communities in the world.
Tom bir ambulans çağırmama izin vermedi bu yüzden onu hastaneye kendim götürdüm.Tom wouldn't let me call an ambulance so I drove him to the hospital myself.
Tom bizimle poker oynamak istedi ama Mary ona izin vermedi.Tom wanted to play poker with us, but Mary wouldn't let him.
Mary bizimle gitmeseydi Tom bizim gitmemize izin vermezdi.Tom would never have let us go if Mary hadn't gone with us.
Ben toplantıda olmayacağın izlenimi altındaydım.I was under the impression you wouldn't be at the meeting.
Senin, oraya tek başıma gitmeme izin vereceğini sanmam.I don't suppose you're going to let me go there by myself.
Filmi izledikten sonra ben de kitabı okumak istedim.After watching the movie, I wanted to read the book, too.
Mary odaya girdiğinde Tom haberleri izliyordu.Tom was watching the news when Mary entered the room.
Tom'un, yapmak istediği her şeyi yapmasına izin vereceğim.I'm going to allow Tom to do whatever he wants to do.
Tom Mary'nin John'la partiye gitmesine izin vermeyecek.Tom won't allow Mary to go to the party with John.
Onu tek başına taşımana asla izin vermemeliydim.I should never have let you carry that by yourself.
Sizin parmak izleriniz cinayet silahı üzerinde bulundu.Your fingerprints were found on the murder weapon.
Dün gece burada kalmama izin vermeniz güzeldi.It was nice of you to let me stay here last night.
Tom'un Mary'nin partisine gitmesine izin vermeyeceğim.I'm not going to allow Tom to go to Mary's party.
Tom Mary'ye onun tek başına gitmesine izin vermeyeceğini söyledi.Tom told Mary he wouldn't let her go by herself.
Oraya bensiz gitmene asla izin vermemeliydim.I should never have let you go there without me.
Bunu tek başına yapmana asla izin vermemeliydim.I should never have let you do that by yourself.
Sana yardım etmeme izin vereceğini sanmıyorum.I don't suppose you're going to let me help you.
Tom, Mary'nin yapmak istediği şeyi yapmasına izin vermedi.Tom wouldn't let Mary do what she wanted to do.
Ne istiyorsa yapması için Tom'a izin vereceğim.I'm going to allow Tom to do whatever he wants.
Kızınla çıkmak için iznini istiyorum.I'd like your permission to date your daughter.
Onların bugün eve erken gitmemize izin verip vermeyeceklerini merak ediyorum.I wonder if they'll let us go home early today.
Biz Tom'u daha yakından izlemek zorunda kalacağız.We're going to have to watch Tom more closely.
Tom gitmeye çalıştı ama Mary ona izin vermedi.Tom tried to leave, but Mary wouldn't let him.
Tom her akşam 6 haberlerini izliyor.Tom watches the 6 o'clock news every evening.
Tom erkenden eve gitmek istedi, ama Mary izin vermedi.Tom wanted to go home early, but Mary didn't.
Tom ve Mary televizyonda bir basketbol maçı izledi.Tom and Mary watched a basketball game on TV.
Gitmeye çalıştım, ama Tom gitmeme izin vermedi.I tried to leave, but Tom wouldn't let me go.
Birkaç saat boyunca televizyon izleyeceğim.I'm going to watch TV for a couple of hours.
İzlendiğimizden oldukça eminim.I'm fairly certain that we're being watched.
Arabasını tamir etmek için Tom'un anahtarlarımı ödünç almasına izin verdim.I let Tom borrow my wrenches to fix his car.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod