Bunu yapmak için izine ihtiyacımız olduğunu sanmıyorum.I don't think we need permission to do this.
Tom'un onu yapmama izin verip vermeyeceğinden kuşku duyuyorum.I doubt if Tom would let me do that.
Tom'un bunu yapmama izin vereceğini sanmam.I doubt if Tom would let me do that.
İzinsiz giriyorum gibi hissediyordum.I felt like I was intruding.
Tom'u kampına kadar geri izledim.I followed Tom back to his camp.
Tom'u burada izledim.I followed Tom here.
Tom'u buraya kadar izledim.I followed Tom here.
Tom'u oturma odasına kadar izledim.I followed Tom into the living room.
Senin yazılı izne ihtiyacın var.You need written permission.
Çocuklarınızın televizyon bağımlısı olmasına izin vermeyin.Don't let your children become couch potatoes.
Tom'a pazartesi izin verdim.I gave Tom Monday off.
Tom'a öğleden sonra izin verdim.I gave Tom the afternoon off.
Tom'a günlük izin verdim.I gave Tom the day off.
Tom'a sabah izin verdim.I gave Tom the morning off.
Tom'a gece izini verdim.I gave Tom the night off.
Sana yapmak istediğini yapmak için izin veriyorum.I give you my permission to do whatever you want to do.
Kalman için sana izin veriyorum.I give you permission to stay.
Tom'un eğlenmediği izlenimini aldım.I got the impression Tom wasn't having any fun.
Benden hoşlanmadığın izlenimini edindim.I got the impression you didn't like me.
Tom'un gitmesine izin vermek zorunda kaldım.I had to let Tom go.
Tom'un kazanmasına izin vermek zorunda kaldım.I had to let Tom win.
Dün televizyon izledim.I watched television yesterday.
Bu kod çizelgesinin düşmanın eline düşmesine izin vermeyin.Don't let this codebook fall into enemy hands.
Ben TV izlerken uyuya kalmışım.I fell asleep while I was watching TV.
Arkasına yaslandı ve izledi.She sat back and watched.
Dünkü maçı izledin mi?Did you watch the game last night?
Sana gitmek için izin veriliyor mu?Are you allowed to go?
Onun acı çekmesini izlemek istiyorum.I want to watch her suffer.
Binaları arama iznim var.I have a warrant to search the premises.
Tom'un arabamı kullanmasına izin vermeye karar verdik.I've decided to let Tom use my car.
Sana gitme izni vermedim.I haven't given you permission to leave.
Gelecek hafta üç gün izinliyim.I've got three days off work next week.
Henüz başka birinin bunu görmesine izin vermedim.I haven't let anyone else see this yet.
Senin tüm filmlerini izledim.I've seen all your movies.
Umarım izinsiz girmiyorum.I hope I'm not intruding.
Sana Tom'u dikkatle izlemeni söyledim.I told you to watch Tom carefully.
Bunun canımı sıkmasına izin vermeyeceğim.I won't let that bother me.
Tom'un onu yapmasına izin vermeyeceğim.I won't let Tom do that.
Tom'un seni incitmesine izin vermeyeceğim.I won't let Tom hurt you.
Kızımın burnunu delmesine izin vermezdim.I wouldn't let my daughter pierce her nose.
Ailemin tek başıma gitmeme izin vermeyeceğinden eminim.I'm sure my parents won't let me go by myself.
Ben sadece onun meydana gelmesine izin veremedim.I just couldn't let that happen.
Az önce Tom'un daha fazla acı çekmesini izleyemedim.I just couldn't watch Tom suffer anymore.
Sadece senin talimatlarını izledim.I just followed your instructions.
Az önce izin aldım.I just got off duty.
Saat tamir edilmeden önce onların gitmesine izin veremem.I can't let them leave before the watch is fixed.
Kakofoni ızgara seslerin bir karışımıdır.A cacophony is a mixture of grating noises.
Odamda arkadaşımla birlikte bir film izledim.I watched a movie with my friend in my room.
Tom'un ölmesine asla izin vermeyeceğini biliyordum.I knew you'd never let Tom die.
Birinin beni izlediğini biliyorum.I know somebody's watching me.
Ne izleyeceğimi biliyorum.I know what to watch for.
Bir kamyonun olduğunu biliyorum. Yarın onu ödünç almama izin verir misin?I know you have a truck. Would you let me borrow it tomorrow?
Herhangi birinin Tom'u incitmesine izin vermeyeceğini biliyorum.I know you'd never let anyone hurt Tom.
Tom'un beni incitmesine asla izin vermeyeceğini biliyorum.I know you'd never let Tom hurt me.
Köpeğin çıkmasına izin verdim.I let the dog out.
Onların gitmesine izin verdim.I let them go.
Tom'un beni yakalamasına izin verdim.I let Tom catch me.
Tom'un beni öpmesine izin verdim.I let Tom kiss me.
Tom'un içeride uyumasına izin verdim.I let Tom sleep in.
Tom'un benim kanepemde uyumasına izin verdim.I let Tom sleep on my couch.