Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Но аз съм оптимист относно това, мисля, че има някои определени неща които може да направим.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Но я оптимистичен по этому поводу, Я думаю есть ясные вещи, которые мы можем сделать.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.אך אני אופטימי בקשר לכך, לדעתי יש כמה דברים ברורים שעלינו לעשות.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.لكنني متفائل إزاء هذا, واعتقد بأن هناك بعض الأمور الواضحة التي يمكن فعلها.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.いくつか私たちに出来る事が、はっきりしていると思うのです。 まず最初に、現在、数多くのテストが実施されており
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Ale opravdu mě trápila otázka, jak si uchováváme optimismus tváří v tvář realitě?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Ale to, čo ma najviac miatlo, bola otázka, ako si zachovávame optimizmus tvárou v tvár realite?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Ami számomra valóban zavaró kérdés, hogy hogyan tarthatjuk fenn az optimizmust a realitással szemben?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Dar problema care mă deconcerta era cum să ne menţinem optimismul în fața realității?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.하지만 저를 혼란스럽게 하는 질문은, "현실을 직면한 상황에서 어떻게 낙관적일 수 있을까" 라는 질문이었습니다.
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Maar de vraag die me echt verwarde, was: hoe blijven we optimistisch in confrontatie met de feiten?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Mais la question qui a été vraiment déroutante pour moi était : comment garder l'optimisme face à la réalité ?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Ma la domanda che mi disorientava davvero era: come facciamo a restare ottimisti di fronte alla realtà?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Mas a questão que me confundia era: como manter o otimismo perante a realidade?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Men det spørgsmål der virkelig forvirrede mig var, hvordan fastholder vi optimismen på trods af virkeligheden?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Nhưng câu hỏi khiến tôi bối rối là làm sao chúng ta có thể giữ được sự lạc quan khi đối mặt với thực tế?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Pero lo que realmente me parece complicado es, ¿cómo mantenemos el optimismo ante la realidad?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Zastanawiała mnie jedna rzecz. Jak utrzymujemy optymizm w obliczu rzeczywistości?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Αλλά η ερώτηση που πραγματικά με μπέρδεψε, είναι πώς διατηρούμε την αισιοδοξία στην υπάρχουσα πραγματικότητα;
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Але питання, яке мене справді спантеличує, це, як зберегти оптимізм в реальності?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Но въпросът, който наистина беше объркващ за мен, беше как да запазим оптимизма в реалността.
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.Но меня поставил в тупик такой вопрос: как мы сохраняем оптимизм перед лицом реальности?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.אולם השאלה שבאמת בלבלה אותי היא, איך אנחנו שומרים על אופטימיות לאור המציאות?
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.لكن السؤال الذي جعلني فعلا في حيرة من أمري، هو كيف نبقي على التفاؤل في مواجهة الواقع؟
Ama benim kafamı karıştıran soru gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.現実に直面しながらも どうやって 楽観主義を維持できるのでしょうか? 神経科学者としてはこれは特に不可解でした
Ama çok iyimser değilim. Bu çocukla mümkün değil gibiどこで彼を見つけたって言った? >何もいっていない。まあ、続けてくれ
Ama çok iyimser değilim.Puştiul ăsta n-ar trebui să existe.
Ama çok iyimser değilim.Хотя, я не верю в благополучный исход.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Ale dobrá správa je, že uvedomenie si optimistického skreslenia nerozbíja ilúziu.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Dar vestea bună e că devenind conștienți de tendința spre optimism nu spulberă iluzia.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.De jó hír, hogy az, hogy kezelni tudjuk az elfogult optimizmusunkat, nem zúzza szét az illúziókat.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Dobrá zpráva je, že pochopení sklonu k optimismu nerozbíjí iluzi.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Doch die gute Nachricht ist, dass unsere Illusion nicht kaputt geht, wenn wir uns dieses Hangs bewusst werden.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Felizmente, ter consciência da tendência para o otimismo não destrói a ilusão.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.하지만 좋은 소식은 낙관주의적 편견이 환상을 깨지는 못하는다는 것은 인식해 가고 있습니다.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Maar het goede nieuws is, dat bewustwording van de optimisme-tendens de illusie niet wegneemt.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Mais la bonne nouvelle est que la prise de conscience du biais d'optimisme ne brise pas l'illusion.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Ma la buona notizia è che diventare consapevoli dell'inclinazione all'ottimismo non distrugge l'illusione.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Men den gode nyhed er, at blive klar over den optimistiske tilbøjelighed ikke fjerner illusionen.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Men tack och lov så kommer medvetenheten om våra positiva förväntningar inte att krossa illusionen.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Nhưng tin tốt là việc biết về khuynh hướng lạc quan không phá đi ảo ảnh
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Pero la buena noticia es que ser consciente de la predisposición al optimismo no destruye la ilusión.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Świadomość optymistycznego nastawienia nie burzy pozorów.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Αλλά τα καλά νέα είναι ότι το να γίνεις γνώστης της προκατάληψης της αισιοδοξίας δε διαλύει την ψευδαίσθηση.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Но добрата новина е, че когато знаем за отклонението към оптимизъм, това не унищожава илюзията.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Но спешу вас порадовать, что осознание собственной склонности к оптимизму не развеивает иллюзии.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.Та, хорошою новиною є те, що, стаючи свідомим оптимістичних відхилень, ми не розбиваємо ілюзію.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.החדשות הטובות הן שמודעות להטיית האופטימיות לא מונעת מאיתנו את האשליה.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.لكن البشرى هي أن اكتساب الوعي بالميل للتفاؤل لا يحطّم الوهم.
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.幻想は壊れないということです 視覚の錯覚と同じように
Ama Ortadoğu üzerine yoğunlaştığım bunca yıl içinde bugün olduğum kadar iyimser olmamıştım.Dar niciodată în perioada în care mă ocupam de Orientul Mijlociu n-am fost mai optimist decât acum.
Ama Ortadoğu üzerine yoğunlaştığım bunca yıl içinde bugün olduğum kadar iyimser olmamıştım.그러나 제가 중동 지역을 다뤄온 이래로 요즘처럼 이슬람 세계와 서방 세계의 간극이
Ama Ortadoğu üzerine yoğunlaştığım bunca yıl içinde bugün olduğum kadar iyimser olmamıştım.אבל בכל השנים הרבות שסיקרתי את המזרח התיכון, מעולם לא הייתי אופטימי כמו שאני היום
Ama Ortadoğu üzerine yoğunlaştığım bunca yıl içinde bugün olduğum kadar iyimser olmamıştım.لكن خلال الأعوام الماضية جبُت الشرق الأوسط و لم أكن أبداً متفائلاً مثل اليوم
Ama Ortadoğu üzerine yoğunlaştığım bunca yıl içinde bugün olduğum kadar iyimser olmamıştım.今日ほど前向きに 考えられるのは初めてです イスラム教諸国と西洋の間の隔たりが 急速に縮まっているのだと思えます
Ancak unutmayın, bu iyimser senaryo.Aber das ist natürlich ein optimistisches Szenario.
Ancak unutmayın, bu iyimser senaryo.Ale tohle je samozřejmě optimistický scénář.
Ancak unutmayın, bu iyimser senaryo.Ale to jest oczywiście optymistyczny scenariusz. Pomyślmy o innych scenariuszach.
Ancak unutmayın, bu iyimser senaryo. Başka senaryolar üzerinde de düşünmeliyiz.Mais est-ce principalement ce que j'obtiens de ma vente ?
Ancak unutmayın, bu iyimser senaryo.Ma questo ovviamente è un'ipotesi ottimistica. Vediamo altre ipotesi.