Ana içeriğe geç
Sözlük

iyimser ile cümle

iyimser kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Yazıcılar, dönemin özgünlüğünü ve iyimserliğini yansıtan yazım stilleri geliştirdiler.Juru-juru tulis mengembangkan gaya yang melambangkan optimisme dan keaslian periode.
Kötümser olma, iyimser ol.NU berusaha mengabdi dan menjadi yang terbaik bagi masyrakat.
O da neşeli ve iyimserdir.Dia juga selalu ceria dan bersemangat.
1888 tarihli tablolar ressamın nadir iyimserlik döneminde yapılmıştır.Lukisan-lukisan bunga dari tahun 1888 dibuat pada masa optimisme yang jarang muncul di benak Van Gogh.
1888 tarihli tablolar ressamın nadir iyimserlik döneminde yapılmıştır.Những bức tranh năm 1888 được tạo ra trong một thời kỳ lạc quan hiếm có của nghệ sĩ.
Neşeli ve iyimserdir.Cô rất vui vẻ và lạc quan.
Kötümser olma, iyimser ol.調子に乗るな、自惚れるな。
En iyimser tahminle Komançilerin yarısından fazlasının bu salgınla ölmüş olduğu düşünülüyor.推計に拠ると、コマンチェ族人口の半分以上がこれらの流行で殺された。
Biraz saf ve oldukça aşırı iyimser.性格開朗而且極其樂觀。
Neşeli ve iyimserdir.聰明且令人喜愛。
Uyumlu bireyler insan doğası hakkında iyimser bir görüşe sahiptirler.他们对于人性具有乐观的看法。
Pollyanna'nın yaşam felsefesi ''Mutluluk Oyunu'' babasından öğrendiği iyimser tutumdur.폴리아나의 삶에 대한 철학은 그녀가 아버지로부터 배운 낙관적이고 긍정적인 태도인 "기쁨 놀이" 를 중심으로 한다.
Biraz saf ve oldukça aşırı iyimser.굉장히 느긋하고 낙천적인 성격.
Uyumlu bireyler insan doğası hakkında iyimser bir görüşe sahiptirler.Съвременният хуманизъм има оптимистичен възглед върху човешките възможности.
Uyumlu bireyler insan doğası hakkında iyimser bir görüşe sahiptirler.Konzervativizam ima pesimističan pogled na ljudsku prirodu.
Neşeli ve iyimserdir.Uvijek je optimistična i vesela.
Sovnarkom'un diğer üyeleri daha iyimserdi.Ostatní členovia predvojnovej Kancelárie šifier mali menej šťastia.
Gerçekte Budizm ne kötümser, ne de iyimserdir, yalnızca gerçekçidir.Budizem ne želi biti niti pesimističen niti optimističen, temveč realističen.
Bu romanların sonunun "duygusal tatmin edici ve iyimser biten" olması gerekmektedir.Glavni namen ljubezenskega romana je »čustvena izpopolnitev«, konec pa naj bi bil optimističen.
Gerçekte Budizm ne kötümser, ne de iyimserdir, yalnızca gerçekçidir.Iš tiesų jis – nei pesimistiškas, nei optimistiškas.
Uyumlu bireyler insan doğası hakkında iyimser bir görüşe sahiptirler.Neil on inimloomuse suhtes optimistlik maailmavaade.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.Aber es gibt auch wundervolle Gründe für Optimismus.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.Ale jest też wiele powodów do optymizmu.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.Dar este de asemenea şi un minunat caz de optimism.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.하지만 낙관론자가 되는 경우도 있습니다.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.Maar ook voor een prachtig pleidooi voor optimisme.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.Mais il y a aussi de merveilleux arguments en faveur de l'optimisme.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.Máme však i pěkné argumenty k optimismu.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.Pero también abren un caso maravilloso para el optimismo.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.Но есть и замечательный повод для оптимизма.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.Но съществуват и чудесни основания за оптимизъм.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.אבל יש גם מקור לאופטימיות.
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.ولكن يوجد حالة جميلة للتفاؤول
Ama aynı zamanda iyimserlik için de pek çok sebep var.両方とも見てみましょう まずはメガトレンドです
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.Ale co do mnie, ja mam kolejny powód, aby być optymistą.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.Ich selber habe einen anderen Grund, ein unheilbarer Optimist zu sein.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.Já osobně mám další důvod k tomu být nevyléčitelným optimistou.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.제가 구제불능의 낙관론자인 또 다른 이유가 있습니다.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.Maar ik heb nog een andere reden om een​ ongeneeslijke optimist te zijn.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.Mais moi, j'ai une autre raison d'être un optimiste invétéré.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.Pero desde mi punto de vista, tengo otra razón para ser un optimista incurable.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.А що се отнася до мен, аз имам друга причина да съм неизлечим оптимист.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.Но у меня есть другая причина для неизлечимого оптимизма.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.אבל בשבילי, יש לי סיבה נוספת להיות אופטימיסט חסר תקנה.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.ولكن بالنسبة لي، وثمة سبب آخر أن يكون متفائلا لا شفاء منه.
Ama bana gelince; benim iflah olmaz bir iyimser olmamın başka bir sebebi daha var.皆さんは沢山の話を聞いて刺激を受けたでしょう 私もそうです
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Aber ich bin hier optimistisch. Ich glaube es gibt einige klare Sachen die wir machen können.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Ale ja podchodzę do tego pozytywnie. Myślę, że jest kilka oczywistych rzeczy, które możemy zrobić.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Ale jsem v tomto optimistický, myslím, že existuje několik jasných věcí, které můžeme udělat.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Ale som v tomto optimistický, myslím si, že existuje niekoľko jasných krokov, ktoré môžeme urobiť.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Dar, sunt optimist si cred ca sunt cateva lucruri clare pe care le putem face.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.하지만 전 여전히 낙관적입니다. 우리가 분명하게 할 수 있는 일이 있으니까요.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Maar ik ben optimistisch, ik denk dat er een aantal duidelijke dingen zijn die we kunnen doen.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Mas estou optimista quanto a isto, acho que há algumas coisas claras que podemos fazer.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Ma sono ottimistico a riguardo, penso che ci siano alcune cose buone che possiamo fare.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Mégis optimista vagyok, mert van néhány egyszerű dolog amit tehetünk.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Pero soy optimista sobre esto, pienso que hay algunas cosas claras que podemos hacer.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Tapi saya optimis tentang ini, saya pikir terdapat beberapa hal yang jelas yang dapat kita lakukan.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Tuy nhiên tôi lạc quan về việc này, tôi nghĩ có 1 số điều rõ ràng mà chúng ta có thể làm.
Ama ben bu konuda iyimserim, ve bu konuda yapabileceğimiz belirli şeyler var.Αλλά είμαι αισιόδοξος για αυτό, και νομίζω πως υπάρχουν μερικά ξεκάθαρα πράγματα που μπορούμε να κάνουμε.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod