Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.Och så finns tekniken: enklare, hoppfull, optimistisk, för evigt ung.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.Şi apoi este tehnologia -- mai simplă, mai plină de speranţă optimistă, mereu tânără.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.Und dann gibt es die Technologie - einfacher, voller Hoffnung, optimistisch, ewig jung.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.Và có công nghệ-- thì đơn giản ,đầy hy vọng lạc quan và trẻ mãi. nó như kêu gọi kỵ binh.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.Y ahí está la tecnología, más sencilla, esperanzadora, optimista, siempre joven.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.Και μετά υπάρχει η τεχνολογία - απλούστερη, ελπιδοφόρα, αισιόδοξη, νεανική.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.А ето я технологията - проста, обнадеждаваща, оптимистична, винаги млада.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.Водночас існує технологія - простіша, багатонадійна, оптимістична, вічно молода.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.И вместе с тем существуют технологии — простые, обнадёживающие, оптимистичные, вечно молодые.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.אבל ישנה הטכנולוגיה -- פשוטה יותר, מלאת תקווה, אופטימית, צעירה לנצח.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.و عندها نجد التكنولوجيا -- أكثر بساطة ومفعمة بالأمل، متفائلة ودائمة الشباب.
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç.テクノロジーは簡単で 希望に満ち 前向きで 若々しい・・・ まるで頼りになる援軍です
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.Bien sûr, mon avis sera forcément une vue très optimiste.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.E naturalmente, se me lo chiedete, vi darò una visione veramente ottimistica.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.Ich bin, was das betrifft, natürlich sehr optimistisch.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.물론 저에게 물어보신다면 저는 상당히 낙관적이라고 대답할 껍니다.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.Nếu bạn hỏi tôi, tôi sẽ đưa ra một quan điểm thật sự tích cực.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.Oczywiście ja dam wam najbardziej optymistyczną odpowiedź.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.Personal, v-aș oferi un punct de vedere optimist.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.Pokud se mě zeptáte, dám vám samozřejmě velmi optimistickou odpověď.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.Y por supuesto si me preguntas, te daré una estimación verdaderamente optimista.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.Конечно, если вы спросите меня, то я дам реально оптимистичный прогноз.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.Разбира се, ако питате мен, ще ви дам наистина оптимистичен изглед.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.וכמובן, אם תשאלו אותי, אתן לכם דעה מאוד אופטימית
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.وبطبيعة الحال, اذا سألتموني, سأعطيكم وجهة نظر متفائلة جدا.
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim.結局私は60年間明日にでも実現することを信じて過ごしてきたんです。
Ve umut konuşmacıları daha güzel bir dünya için iyimserliklerini ve vizyonlarını paylaşmaya yöneltiyor.희망은 또한 더 나은 세상을 향한 연사들의 낙관적 관점과 비젼을 공유할 수 있게 합니다.
Ve umut konuşmacıları daha güzel bir dünya için iyimserliklerini ve vizyonlarını paylaşmaya yöneltiyor.La esperanza también lleva a los oradores a compartir su optimismo y sus ideas de un mundo mejor.
Ve umut konuşmacıları daha güzel bir dünya için iyimserliklerini ve vizyonlarını paylaşmaya yöneltiyor.La speranza porta anche gli oratori a condividere il loro ottimismo e la visione di un mondo migliore.
Ve umut konuşmacıları daha güzel bir dünya için iyimserliklerini ve vizyonlarını paylaşmaya yöneltiyor.L'espoir conduit aussi les intervenants à partager leur optimisme et leur vision d'un monde meilleur.
Ve umut konuşmacıları daha güzel bir dünya için iyimserliklerini ve vizyonlarını paylaşmaya yöneltiyor.Nadzieja sprawia również, że liderzy dzielą się swoim optymizmem i wizją lepszego świata.
Ve umut konuşmacıları daha güzel bir dünya için iyimserliklerini ve vizyonlarını paylaşmaya yöneltiyor.Speranţa îi inspiră pe vorbitori să împărtăşească optimismul şi viziunea lor pentru o lume mai bună.
Ve umut konuşmacıları daha güzel bir dünya için iyimserliklerini ve vizyonlarını paylaşmaya yöneltiyor.Надежда заставляет выступающих делиться своим оптимизмом и верой в лучшее будущее.
Ve umut konuşmacıları daha güzel bir dünya için iyimserliklerini ve vizyonlarını paylaşmaya yöneltiyor.תקווה גם מניעה דוברים לחלוק את חיוביותם והשקפתם לעולם טוב יותר.
Ve umut konuşmacıları daha güzel bir dünya için iyimserliklerini ve vizyonlarını paylaşmaya yöneltiyor.والأمل يدفع المتحدثين كذلك إلى مشاركة تفاؤلهم ورؤيتهم لعالم أفضل.
Yani ben iyimserim.Así que soy optimista.
Yani ben iyimserim. Biliyorsun Fransızlar ve Japonlar da bazı çalışmalar yaptılar.이처럼 저는 낙관적이에요. 프랑스와 일본도 비슷한 작업을 진행하고 있습니다.
Yani ben iyimserim. Biliyorsun Fransızlar ve Japonlar da bazı çalışmalar yaptılar.Să știți că francezii și japonezii au făcut câte ceva.
Yani ben iyimserim. Biliyorsun Fransızlar ve Japonlar da bazı çalışmalar yaptılar.כך שאני אופטימי. אתה יודע, הצרפתים והיפנים עשו עבודה
Yani ben iyimserim. Biliyorsun Fransızlar ve Japonlar da bazı çalışmalar yaptılar.لذا فأنا متفاءل. تعرفون أن الفرنسيين واليابانيين قد أنجزوا بعض العمل.
Yani ben iyimserim. Biliyorsun Fransızlar ve Japonlar da bazı çalışmalar yaptılar.今までに行われてきたことの改良なのです
Yani ben iyimserim.Dus ik ben optimistisch.
Yani ben iyimserim.Estou otimista.
Yani ben iyimserim.Jadi saya optimis.
Yani ben iyimserim.Jestem pełen optymizmu.
Yani ben iyimserim.Je suis optimiste.
Yani ben iyimserim.Jsem tedy optimista.
Yani ben iyimserim.Nagyon optimista vagyok.
Yani ben iyimserim.Som teda optimista.
Yani ben iyimserim.Sono ottimista.
Yani ben iyimserim.Tôi khá là lạc quan.
Yani ben iyimserim.Wissen Sie, die Franzosen und Japaner haben etwas in die Richtung gemacht.
Yani ben iyimserim.Είμαι αισιόδοξος λοιπόν.
Yani ben iyimserim.Знаете ли, французите и японците са свършили известна работа.
Yani ben iyimserim.Так що я оптиміст.
Yani ben iyimserim.Я с оптимизмом смотрю на это.
Yani esas olarak ben iyimserimdir.Adică practic sunt un optimist.
Yani esas olarak ben iyimserimdir.Cioè, di base sono un'ottimista.
Yani esas olarak ben iyimserimdir.Ik bedoel, in principe ben ik een optimist.
Yani esas olarak ben iyimserimdir.Je veux dire, à la base , je suis un optimiste.