Yani esas olarak ben iyimserimdir.Quero decir fundamentalmente optimista.
Yani esas olarak ben iyimserimdir.Tôi là một người lạc quan.
Yani esas olarak ben iyimserimdir.To znaczy, zasadniczo jestem optymistą.
Yani esas olarak ben iyimserimdir.Искам да кажа, в основата си съм оптимист.
Yani esas olarak ben iyimserimdir.Я думаю, по существу я оптимист.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Aşa că optimismul schimbă realitatea subiectivă.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Dus optimisme verandert subjectieve werkelijkheid.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.El optimismo cambia la realidad subjetiva.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Így az optimizmus megváltoztatja a szubjektív valóságot.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.그래서 낙관론이 주관적인 현실을 바꾸게 됩니다.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.L'optimisme modifie donc la réalité subjective.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.O otimismo modifica a realidade subjetiva.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Optimismus ändert also die subjektive Realität.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Optimizmus mení subjektívnu realitu.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Optymizm zmienia subiektywną rzeczywistość.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Quindi l'ottimismo cambia la realtà soggettiva.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Så optimisme ændrer den subjektive virkelighed.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Så optimism förändrar den subjektiva verkligheten.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Takže optimismus mění subjektivní realitu.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.VÌ thế mà sự lạc quan thay đổi thực tại chủ quan
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Οπότε, η αισιοδοξία αλλάζει την υποκειμενική πραγματικότητα.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Итак, оптимизм изменяет субъективную реальность.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Оптимизмът променя субективната реалност.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.Отже, оптимізм замінює суб'єктивну реальність.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.אז אופטימיות משנה את המציאות הסובייקטיבית.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.فالتشاؤم يغيّر الواقع الذاتي.
Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.将来に対する期待が、世界の見方を変えるのです
Yani, ne Kyoto kirli bir uzlaşma kaplıydı ama hala oldukça iyimser bir uzlaşma oldu.Έτσι, κάλυψα τι στο Κιότο ήταν ένα βρώμικο συμβιβασμός, αλλά ήταν ακόμα αρκετά μια αισιόδοξη συμβιβασμό.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Así que, en general, el optimismo tiene muchos beneficios.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Em suma, o otimismo tem muitos benefícios.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.대체로 낙관론은 많은 장점을 가지고 있죠.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Kortom, optimisme heeft vele voordelen.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.L'optimisme a donc beaucoup d'avantages.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Pogoda ducha ma mnóstwo zalet.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Quindi, tutto sommato, l'ottimismo porta un sacco di benefici.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Så, alt i alt, optimisme har mange fordele.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Så kort och gott, optimism har många fördelar.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Takže, aby som to zhrnula, optimizmus má mnoho výhod.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Takže optimismus má nakonec spoustu přínosů.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Tehát összességében sok előnye van az optimizmusnak.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Una peste alta optimismul are multe beneficii.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Vì thế, nói chung, sự lạc quan mang đến rất nhiều lợi ích.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Zusammengefasst hat Optimismus also viele Vorzüge.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Οπότε, σε γενικές γραμμές η αισιοδοξία έχει πολλά οφέλη.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.В общем, оптимизм приносит большую пользу.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.В основному, ми можемо отримати багато вигод з оптимізму.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.Всичко на всичко, оптимизмът има много ползи.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.כך שלסיכום, לאופטימיות הרבה יתרונות.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.و مجملاً، في التفاؤل كثيرٌ من الفوائد.
Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.しかし私はとても不思議に思ったのですが
Yeni başkanımızdan duyduğuma dayanarak da gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim.우리의 새 신임 대통령 오바마의 메시지에서도 저는 대단히 희망을 가집니다. 감사합니다. (박수)
Yeni başkanımızdan duyduğuma dayanarak da gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim.Po wystąpieniu naszego nowego prezydenta jestem optymistą. Dziękuję. (Brawa)
Yeni başkanımızdan duyduğuma dayanarak da gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim. Teşekkür ederim. (Alkış)Og det jeg har hørt fra vores nye præsident, er jeg meget optimistisk.
Yeni başkanımızdan duyduğuma dayanarak da gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim. Teşekkür ederim. (Alkış)Wat ik hoorde van onze nieuwe president, stemt me erg optimistisch.
Yeni başkanımızdan duyduğuma dayanarak da gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim. Teşekkür ederim. (Alkış)И я очень оптимистичен по поводу того, что сказал наш президент.
Yeni başkanımızdan duyduğuma dayanarak da gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim. Teşekkür ederim.E da quello che ho sentito dal nostro nuovo presidente, sono molto ottimista.
Yeni başkanımızdan duyduğuma dayanarak da gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim. Teşekkür ederim.Mais d'après ce que notre nouveau président a dit, je suis très optimiste.
Yeni başkanımızdan duyduğuma dayanarak da gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim. Teşekkür ederim.Şi din ceea ce am auzit de la noul nostru preşedinte, sunt foarte optimist.
Yeni başkanımızdan duyduğuma dayanarak da gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim. Teşekkür ederim.Und nach allem, was ich von unserem neuen Präsidenten gehört habe, bin ich sehr zuversichtlich.
Yeni başkanımızdan duyduğuma dayanarak da gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim. Teşekkür ederim.Và theo như những gì tôi đã nghe từ vị Tổng thống mới của chúng ta, tôi rất lạc quan.