Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Me están oyendo, porque están aquí, siendo muy optimistas.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Počúvate ma, pretože tu sedíte, a ste optimistickí.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Posloucháte mě, protože jste tady, velmi optimističtí.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Sie hören mir zu, weil Sie hier sind, sehr optimistisch gestimmt.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Słuchacie mnie tu dzisiaj z optymizmem.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Voi mi state ascoltando perché siete qui, è molto incoraggiante.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Vous m'écoutez parce que vous êtes ici, très optimistes.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Είστε εδώ και με ακούτε σήμερα επειδή είστε αισιόδοξοι.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Ви слухаєте мене, бо ви тут, і ви дуже оптимістичні.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Вы слушаете меня, потому как вы — оптимисты.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.Слушате ме, защото сте тук, много оптимистично.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.היום אני רוצה להציב לכם אתגר.
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.انتم تسمعوني اليوم لانكم هنا متفائلين
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.プラス思考を持ち みなさんには情熱があり
Bu toplam nüfusun yaklaşık yüzde biri demektir. Aslında bu iyimser bir tahmin.1% całej populacji, skromnie licząc.
Bu toplam nüfusun yaklaşık yüzde biri demektir. Aslında bu iyimser bir tahmin.Prosentin verran kokonaisväestöstä, varovaisestikin arvioiden.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.A to je důvod, proč v tomhle obrovském a pustém vesmíru jsme stále tak příjemně optimističtí.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.C'est pourquoi dans cet univers vaste et solitaire nous sommes admirablement optimistes.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Daarom zijn we in deze enorme, eenzame kosmos zo wonderlijk optimistisch.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.De aceea, în acest univers vast și solitar, suntem minunat de optimiști.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Deshalb sind wir in diesem weiten und leeren Kosmos so unglaublich optimistisch.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Dlatego w tym olbrzymim i osamotnionym kosmosie, jesteśmy tak wspaniale optymistyczni.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Đó là lí do vì sao trong cả vũ trụ rộng lớn và lạnh lẽo này, chúng ta đều thật lạc quan.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Ecco perché in questo universo vasto e desolato, siamo così meravigliosamente ottimisti.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.E é por isto que neste vasto e solitário cosmos, nós somos tão maravilhosamente optimistas.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Ezért lehet ez a nagy és magányos kozmosz olyan csodálatosan derűlátó.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Itulah mengapa di alam yang luas dan sepi ini, kita sangat optimis.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.그것은 우리가 거대하고 외로운 우주 속에서 우리가 그토록 낙관적인 이유이지요.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Por eso, en este cosmos inmenso y solitario, somos tan maravillosamente optimistas.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.To je dôvod, prečo sme v tomto obrovskom a osamelom vesmíre tak úžasne optimistickí.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Zato smo v tem širnem in samotnem kozmosu tako čudovito optimistični.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Το οποίο εξηγεί το γιατί σε αυτό το απέραντο και μοναχικό σύμπαν, είμαστε τόσο υπέροχα αισιόδοξοι.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Което е защото, в този обширен и самотен космос, ние сме толкова прекрасно оптимистични.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.По этой причине в такой необъятной и томящейся одиночеством вселенной, мы настолько удивительно-оптимистичны.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.Саме тому в цьому величезному та самотньому всесвіті ми такі дивно-оптимістичні.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.וזו הסיבה שביקום העצום והבודד הזה, אנחנו אופטימיים להפליא.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.وهذا هو السبب أنه في هذا الكون الواسع الوحيد، نحن متفائلون بشكل جد رائع.
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.哩個就係點解係哩個又大又寂寥嘅宇宙入面 我地啲人咁樂觀嘅原因
Bu yüzden, bu uçsuz bucaksız ve yalnız evrende, biz muhteşem bir şekilde iyimserizdir.私たちがこうも楽天的でいられる理由なのです 私たちの自己欺瞞は
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.A fost o perioadă a optimismului, cred, şi aş vrea să vorbesc despre câteva dintre lucrurile acelea.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.Był to więc optymistyczny czas. Chcę opowiedzieć o paru z tych rzeczy.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.De modo que ha sido un tiempo muy optimista, pienso, y quiero hablar de algunas de esas cosas.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.Donc ça a été un moment très optimiste, je crois, et je veux seulement parler de quelques-unes de ces choses.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.Het is dus een erg optimistische tijd geweest. Ik wil een paar zaken daarvan bespreken.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.Ich denke, es war eine sehr optimistische Zeit und ich möchte über einige dieser Dinge sprechen.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.그래서 매우 낙관적인 시간이라 생각하고 이런 얘기들을 좀 해보려 합니다.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.Мисля, че това беше много оптимистично време, и просто искам да поговоря за някои от онези неща.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.Отже, це був дуже оптимістичний час, на мою думку, і я хочу просто поговорити про кілька таких речей.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.Я думаю, это было довольно оптимистичное время, и я хочу упомянуть только несколько таких вещей.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.אני חושב שאלו היו זמנים מאוד אופטימיים ורציתי לדבר על כמה מהדרכים אלו.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.إذاً فقد كانت وقتاً متفاءلاً جداً، أعتقد، واريد الحديث فقط حول بعض تلك الاشياء.
Bu yüzden, sanırım, çok iyimser bir zamandı, ...ve sadece bu düşüncelerin birkaçını konuşmak istedim.そのことを少し話してみたいと思います 実質的に新しいインタラクティビティが
Daha sonra, bu çalışmadaki iyi haberleri değerlendiren bölgeyi etkiledik ve iyimserlik eğilimi yok oldu.Gdy działamy na obszar mózgu, który wpływa na przyswajanie dobrych wiadomości, nasz optymizm znika.
Daha sonra, bu çalışmadaki iyi haberleri değerlendiren bölgeyi etkiledik ve iyimserlik eğilimi yok oldu.그리고 좋은 소식을 정리하는 것을 알려진 이 부분의 뇌활동을 간섭하여 낙관주의적 편견을 사라지게 해보았습니다.
Daha sonra, bu çalışmadaki iyi haberleri değerlendiren bölgeyi etkiledik ve iyimserlik eğilimi yok oldu.Rồi chúng tôi xâm nhập vào vùng não và thâm nhập thông tin tốt vào và tính tích cực biến mất.
Daha sonra, bu çalışmadaki iyi haberleri değerlendiren bölgeyi etkiledik ve iyimserlik eğilimi yok oldu.לאחר מכן הפרענו לאיזור המוחי אשר מבצע אינטגרציה לחדשות טובות במטלה הזו, והטיית האופטימיות נעלמה.
Daha sonra, bu çalışmadaki iyi haberleri değerlendiren bölgeyi etkiledik ve iyimserlik eğilimi yok oldu.ثمّ تدخلنا في المنطقة التي وجدنا بأنها تلتقط الأخبار الجيدة في هذه المَهمة، فاختفى الميل للتفاؤل.
Daha sonra, bu çalışmadaki iyi haberleri değerlendiren bölgeyi etkiledik ve iyimserlik eğilimi yok oldu.干渉してみたところ 楽観主義バイアスは消え去りました この結果には仰天しました
Demek senin dünyan iyimser.Вы думаете, что у правосудия есть голос, и у всех нас есть выбор.
Denemek istediğim bir şey daha var Ama çok iyimser değilim.Hay algunas cosas que voy a intentar pero no soy muy optimista.