iyilik ile cümle
iyilik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sadece sana bir iyilik yapabilirim.Can I do you any favor?
İslâm inancında bu sebeple “iyilikler Allah'tan bilindiği gibi kötülükler de Allah'tandır” denilir.Thus we learn that God hastens the happiness of the wicked and delays that of the righteous.
İyilik ve fayda bundadır."Here is mercy and righteousness.
Her şeyi yaratan, bütün işi iyilik olan büyük tanrıdır.O you, so perfect and so peerless are created of every creature's best.
Yeryüzündeki iyiliklere vesile olur.The Benefits of Earth.
Bu anlamda iyilik ve kötülüğün kaynağı aslında Melek Tavus'tur.A war between good and evil starts with a revolt of fallen angels.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.By favours he won their loyalty, by his kindliness he earned their devotion.
İyilik ve kötülük yapan ruhların tamamıdır.Science of Good and Evil Spirits.
O zaman kendilerine ve çocuklarına sürekli iyilik gelirdi.When he heard that she and her husband were childless, he blessed them with children.
Zerdüştlüğün temelinde iyilik ve kötülüğün savaşı yatar.It becomes the battleground where good and evil compete for supremacy.
Derler ki iyilikleriyle bilinen Buda ve Şiva iki farklı cevherdir.It is said that the well-known Buddha and Shiva are two different substances.
İyilik yapmış olanlar yaşamak, kötülük yapmış olanlar yargılanmak üzere dirilecekler".Good comes to those who do good and bad comes to those who do bad.
Sicill-i Osmani onu şöyle değerlendirilmektedir: Cesur, gayretli, salih, adil ve iyilikseverdi.The name Muhsin in Arabic means helper, attractive, beneficent, benefactor, and charitable.
Bibbidi-Bobbidi-Boo, Külkedisi'nin iyilik perisinin sözleri.Bibbidi-Bobbidi-Boo – used by Cinderella's Fairy Godmother.
İyilik ve zarafeti sağ duyuyla birleştirerek sultanın gönlünü kazanmıştır.However, his righteousness was tempered by mercy and he thus kept the affair private.
Olumlu Karma için üç yol ise; alçak gönüllülük, insaniyet (şefkat, iyilik) ve anlayıştır.Among the three of them she is the most troublesome one and described as strong, pretty, and sassy.
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."Thus do We reward those who do good."
Sihirlerini sadece iyilik için kullanır.She believes that magic should be used for good.
Bu çekilen azap kendi iyilikleri içindir ve iyi günler yakındır.And it is useful ; some day it may prove good for some-thing."
Filmin Sonunda Keloğlan yaptığı iyiliklerle mahallelinin en sevdiği kişilerden olmuştur.Williams called his scene at the end of the episode with The Smoking Man one of his favorite scenes.
Ruhunda hem iyilik hem kötülük barındırır.And then they would have some kindness in their souls.
Bu aşamadan sonra öykülerinde kişilerin iyiliklerini ve onları ne kadar sevdiğini anlatmaya başladı.Even now people come up to me and tell me how much they liked the character.
İyilikler yapar.Iyefu Adoba.
Bu durum, ölüm öncesi görülebilen geçici bir iyilik halidir.This makes it the most common cause of preventable early death.
İnsan tarafından sahip olunan bütün iyilikler ondan gelirdi.Of the which answer all his men were right joyful.
( Yumuşaklık ve iyilik kişiye anneannesinden mirastır. )"(Our Blessed Mother and the Lord), (sculpture)".
Herkese yaptığı iyiliklerle tanınır.He makes a speech about how he is doing the right thing for everyone.
Bu nedenle iyilik hep baskındır.It is the prequel to Evergrace.
Müşterilerden çikolatayı, sevdiklerine yapacakları iyilikler karşılığında satın almalarını istedi.It asked customers to purchase chocolate with the promise of good deeds towards loved ones.
Bu sana iyilik olur.I could kill you straight away, but I won't.
Herhangi bir iyilik yapmak istiyorsanız, ben onlar için düdük.If it would do any good, I would whistle for them.
Ve herkesi iyiliklerini bağışlamaya davet ediyoruz.And we want to encourage everyone to pledge their act of kindness.
Ama kalbi iyilik kız kardeşi tahmin asla Aslında yaptım.But he never could have guessed what his sister out of the goodness of her heart in fact did.
Büyülü güçlerin olsaydý onlarý iyilik için mi kullanýrdýn, yoksa dađlar kadar para mý?So if you had magical powers, would you use them for good, or to make you mountains of cash?
Steve, bana bir iyilik yapar mısın?Uh, Steve, can you do me a favour?
Bana bir iyilik yapar mısın?Could you do me a favor?
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.Their billboards are manuals, prayers to the well-being of all sentient creatures.
Bu bir iyilik hareketiydi.It was an act of kindness.
-Evet. Bana bir iyilik yap.Sarg'nt, how would you like a nice hot cup of Joe?
"Hey, swami, iyilik ve hastalık arasındaki farklılık nedir?" diye sordu."Hey, Swami, what's the difference between wellness and illness?"
Demek 'komutanım' ve her zaman bana adresi, aynı zamanda, iyilik var 'lütfen. "Have the goodness, also, when you address me always to say 'sir' and 'please.'"
Şimdi bana bir iyilik yap ve uyan.Now do me a favor and wake up.
Yani kalbinizdeki iyilik sayesinde güvenilir ve sorumluluk sahibi olmazsınız.You're not just going to be accountable out of the goodness of your heart.
İşte benim sevgi dolu iyilik kavramından anladığım bu.So that's really my deepest sense of
Nefrete karşı iyilik ve merhamet.Benevolence, loving kindness against hatred.
Lev, neden bir iyilik yapıp çeneni kapatmıyorsun?Lev, why don't you just do humanity a favor and just shut the hell up?
Ve nice dindar insan tanıyoruz ki, kutsal değerlerin arkasına sığınıp iyilik etmekten kaçıyorlar.And you also know many religious people who hide behind their sanctity instead of doing good works.
- Bana bir iyilik yapar mýsýn Ezel?Believe me, you would not have wanted to wake up with him. That should be my decision
Şimdi bana bir iyilik yapın. Söylediğim topu izleyin.Now, do me a favor: follow the ball that I ask you to follow.
Vermek ve iyilik yapma kültürü bulaşıcı bir hale geldi.The culture of giving and doing good has become contagious.
Bence bundan hiçbir iyilik çıkmaz.I think nothing good will come out of that.
Ve herkesin kalbinde iyilik olduğuna inanıyorsun.Keep it safe and sound
Sana bir türlü doğru düzgün teşekkür edemedim.Hala sana borçlu olduğum iyilikleri geri ödemedim.I still haven't been able to say thank you . . . I haven't even returned the favor.
Bunun bana pek iyilik yaptığını söyleyemem.That doesn't help me too much.
Bana bir iyilik yapmalısın yoksa işi bitirememYou must do me a favour Otherwise I can't leave
A Vitamininden mahrum eden bir fabrika var. Fakat bu onlara büyük bir iyilik oldu.But this has come as a great boon for them.
Eğer doğru kuşanırsanız, iyilik için güçlü bir baskı olabilir.And harnessed correctly, it can be a powerful force for good.
Senden başka bir iyilik daha rica edeceğim.I have another favor to ask.
Bu gerçek bir iyilik.This is a real favor.
Bir iyilik istemiştim... ...kendimi ifade etme yeteneğim kısıtlı olduğu için beni affedin lütfen.I was asking a favor, please forgive me for my limited ability to express myself, I apologize.